Hollanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hollanda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Uçamayan Hollandalı: Dennis Bergkamp

8 Temmuz 2013 Pazartesi




Onu nitelendirmek için hangi kelimeleri kullanmak gerekir bilmiyorum. Soğukkanlık kavramının futbolun içindeki en iyi örneklerinden bir tanesi. Ayrıca kendisine en çok lakap takılan futbolcu olabilir bilemiyorum. (Araştırır onu da yazarız bir gün)

Taraftarların Bergkamp'a taktığı lakaplara baktığımızda; İceman, Bergchamp, Bergie, Denice the Manice, Uçamayan Hollandalı gibi lakaplar görüyoruz.

Bergkamp'ın oyun özelliklerine baktığımızda başarılı paslar, takım oyununa yatkın bir oyun anlayışı, zeka, hız ve mükemmel bir bitiricilik. Bazı  otoritelere göre gelmiş geçmiş en iyi striker.

Futbola Başlangıcı ve Ajax Kariyeri

Dennis Bergkamp 1969'da Amsterdam'da dünyaya geldi. Bu maceraya 12 yaşında futbola yetenekli her Hollandalı çocuk gibi Ajax altyapısında başladı. 14 Aralık 1984'te Johan Cruiyff'ün teknik direktörlüğünü yaptığı Ajax'la ilk profesyonel maçına çıktı. İlk maçını Roda'ya karşı oynadı. O sezon içerisinde 14 maçta da forma giydi. Sonraki sezonda ise takımın değişmez oyuncularından birisi olmayı başardı. Bergkamp Ajax ile birlikte, 1990 yılında Hollanda Ligi Şampiyonluğu, 1992 yılı UEFA Kupası Şampiyonluğu, 1993 yılında KNVB Kupasını kazandı. 1991 ve 1993 yılları arasında gol kralı oldu. Ayrıca 1992-1993 sezonunda
Hollanda'da ''Yılın Futbolcusu'' seçildi. Ajax'ta toplamda 185 maça çıktı ve 128 gol kaydetti.

İtalya Macerası

Gösterdiği performansla birlikte İtalya ekibinin dikkatini çeken Bergkamp 1993 yılında İnter'e transfer oldu. Fakat burada geçirdiği iki sezon içerisinde pek de başarılı kabul edemeyiz.

Bergkamp'ın İtalya'da başarısız olmasının nedeni sert savunma yapan İtalyan futbol anlayışı olarak gösterildi. Takım her ne kadar 1994 UEFA Kupası şampiyonu olmuş olsa da Bergkamp bu sezonda 52 maçta oynayıp sadece 11 gol atabildi. İtalya'da umduğunu bulamayan Bergkamp başka bir ülkeye yelken açtı, futbolun beşiğine...

Uçamayan Hollandalı İngiltere'de


1995 yılında 7.5 Milyon Sterlin'e Arsenal'e transfer oldu. Burada forma giydiği ilk 8 maçta gol atamadı. İlk golünü 8 haftalık aradan sonra Southampton'a attı ve ondan sonra gollerine hiç ara vermedi.

Dennis Bergkamp'ın Arsenal'e gelişi hem Arsenal hem de İngiltere için öneme sahip. Özellikle 1991 Heysel Faciasından sonra yıldız oyuncular İngiltere'yi tercih etmemeye başladı. Bergkamp, İngiltere'ye gelen ilk dünya çapındaki futbolcu. Ayrıca 1990'dan itibaren düşüşe geçen Arsenal'i adeta yeniden şaha kaldıran oyuncu olarak gösteriliyor.

Forma giydiği Arsenal'de takımın golcüsü Ian Wright ile çok iyi bir ikili oluşturdu. Maç esnasında Ian Wright'in arkasına yerleşen Bergkamp, hem attığı hem de attırdığı gollerle Ada'da adından sıkça söz ettirir hale geldi.

Wenger Etkisi


1996'da Arsene Wenger'in takımın başına geçmesiyle birlikte hem Arsenal, hem de Bergkamp büyük yükselişe geçti. Bu yüzden Wenger dönemini ayrı bir başlık altında incelemek daha doğru olacaktır.

Wenger'in çalıştırdığı Arsenal ile birlikte Bergkamp deyim yerindeyse başarıdan başarıya koştu. Gerek kişisel grafiği gerek takım grafiği çok yükseldi.1997-1998 sezonunda PL ve FA Cup şampiyonluğu alarak duble yaptılar. Fakat Bergkamp sakatlığı sebebiyle FA Cup finalinde forma giyemedi.

Eylül 1997'de düzenlenen ''Ayın Golü Yarışması''nda Leicester City'e attığı 3 gol yarışmada sırasıyla, 1., 2., ve 3. olmuştur. Bu başarı dünyada ilktir ve tektir. Ek olarak: Dennis Bergkamp o sezon 16 gol atmıştır.

Ağır olmakla eleştirilmiştir. Fakat Wenger'in yaptırdığı 40m. depar antrenmanında en iyiler listesine baktığımızda; 1-Henry, 2-Pennant, 3-Dennis Bergkamp, 4-Ashley Cole'dür.

Arsenal ile birlikte 2002 FA Cup, 2002 PL Şampiyonluğu alarak bir duble daha yapmıştır. Bu başarıları 2003 FA Cup ve 2004 PL Şampiyonlukları takip etmiştir. Fakat İngiltere içerisindeki bu başarıların aksine Avrupa'da pek de başarılı bir grafik çizilmemiştir. 2000 UEFA Kupası Finalinde penaltılarda Galatasaray'a, 2006 Şampiyonlar Ligi Finalinde de Barcelona'ya elenmişlerdir.

Dennis Bergkamp gol attığında o normal bir gol statüsünde değildir ve işte bu yüzden biz onun attığı gollere ''Dennis Bergkamp Golü'' deriz.'' Thierry Henry

Efsaneye Veda 

2005-2006 sezonundan önce ''Arsenal'den sözleşme teklifi gelmezse futbolu bırakacağım.'' açıklaması yapan Bergkamp'a 2005-2006 sezonunda 1 yıllık sözleşme yapılmıştır. Wenger'in 30 yaş üstü oyunculara sözleşme yapmama kuralından dolayı sözleşmenin süresi 1 yıllık yapılmıştır. 1 yıllık sözleşme demek Uçamayan Hollandalının Highbury'deki son senesi demekti.

15 Nisan 2006'da Arsenal taraftarı ''Taraftarlar Günü'' organizasyonunun adını ''Dennis Bergkamp Organizasyonu'' olarak değiştirmişlerdir.

3-1'lik WBA maçının son golünü 89. dk'da atmıştır. Ve bu onun profesyonel futbol hayatındaki son golüdür. Bergkamp'ın Arsenal formasıyla çıktığı son maç aynı zamanda Highbury'deki de son maçtır. Yeni stadyumun, yani Emirates'in ilk maçı da onun jübile maçı olmuştur. Yani bir tarih onunla kapanmışken, yeni bir tarih yine onunla açılmıştır. Profesyonel futbol hayatına ise 2006 Barcelona Finali ile veda etmiştir.

Dennis Bergkamp'ın Newcastle United'a attığı gol çoğu taraftar tarafından dünyanın en güzel golü olarak gösterilmektedir.


Dennis Bergkamp'ın jübilesi Emirates'te düzenlenen Ajax-Arsenal maçı ile yapılmıştır. Santrayı babası ve oğluyla yapmıştır. Maçın ilk yarısında güncel Ajax ve Arsenal kadroları oynarken, 2.yarıda Ian Wright, David Seaman, Henry gibi oyuncular sahaya çıkmıştır. İşte o maç


Milli Takımda Bergkamp

İlk milli formayı 1992 yılında İtalya'ya karşı giymiştir. İlk resmi turnuvası ise 1992 Avrupa Şampiyonası'dır. Daha sonra 1994 Dünya Kupası ve 1998 Dünya Kupasına katılmıştır. 98 Dünya Kupasında Arjantin'e attığı son dakika golü efsane golleri içerisinde yer almaktadır. İşte o mükemmel gol ve spikerin sevinci. (Spiker tam 8 kez Dennis Bergkamp diyor.)


2000 Avrupa Şampiyonasından sonra milli takıma veda etmiştir. 2002 Dünya Kupasının Japonya-Kore ortaklığında yapılmasından dolayı uçak fobisine sahip Bergkamp buraya katılamayacağını açıkladı ve milli takım kariyerini noktaladı. Milli takımı bıraktığında 79 maçta, 37 golü vardı bu bir rekordu. Daha sonra bu rekoru Patrick Kluivert geçti.

Uçak Fobisi

Dennis Bergkamp'ın ileri derece uçak fobisi vardı. Deplasman maçlarından nefret ederdi. Bu konuda ''Deplasman maçlarında maçtan çok eve dönüşü düşünüyordum.'' demiştir. Uçak korkusu yüzünden ''Uçamayan Hollandalı'' lakabını almıştır.

Enteresan bir anektod olarak; 

1998 Dünya Kupası elemelerinde Bergkamp'ın uçak fobisi milli takımımız için pozitif bir etkiye sahne olmuştur. Bursa'da oynanan Türkiye-Hollanda maçına Bergkamp uçak fobisi nedeniyle katılamamıştır. Bu durum Türkiye için büyük avantaj oluşturmuştur ve maçı Hakan Şükür'ün attığı golle 1-0 Türkiye kazanmıştır. Ve bu olay tarihte ilk ve sondur. Türk milli takımı bir daha Hollanda'yı yenememiştir.

2014 Dünya Kupası Eleme Grupları ve Son Durum

30 Mart 2013 Cumartesi

                       
        

A GRUBU

 Belçika tarihinin belki de en iyi takımını kurdu. Kadroda Vincent Company, Eden Hazard, Fellaini, Courtois, Axel Witsel, Moussa Dembele, Vermaelen, Mirallas gibi yıldızlara sahipler. Bu kadroyla onlar açısından liderlik çok da sürpriz bir durum değil gibi.
 Hırvatistan aldığı 16 puanla 2.olsa bile en iyi 2. olarak play off oynamayacaktır.


A grubunda kalan maçlar yukarıdaki fikstürde görüldüğü gibi. Grubun alt sıralarındaki takımların maçları (Galler, Makedonya, İskoçya) tamamen formalite amaçlı oynanıyor. Özellikle İskoçya çok büyük bir hayal kırıklığı yarattı.Sırbistan deplasmanda Belçikadan 3 puan almak zorunda. 7 Haziranda Belçika Sırbistan'ı yendiği taktirde ise otomatik olarak yarış bitecek. Hırvatistan'ın da evinde İskoçya'ya mağlup olması çok düşük bir ihtimal. Bu gruptan Belçika ve Hırvatistan'ın çıkacağını düşünüyorum.

B GRUBU

  Maçlar boyunca İtalya'da gol yükü Osvaldo ve Balotelli'nin üzerindeydi. İtalya'nın grupta lider olması elbette ki sürpriz değil. Bunda şüphesiz ki kaliteli bir defans, dünyanın belki de en iyi kalecilerinden biri olan Buffon ve Pirlo gibi tecrübeli isimlere sahip olması da etkili.
 Bulgaristan kendinden beklenmeyen bir şekilde iyi sonuçlar aldı. Lyuboslav Pene'nin öğrencileri herkesi şaşırtmayı başardı.  Takımda 3 golle en çok golü atan isim bir defans oyuncusu. Manolev... Ona orta saha oyuncusu Tonev eşlik ediyor. Forvetlerinden gol yollarında faydalanamamaları büyük sıkıntı yarattı.



  İtalya 13 puanla lider olmasına rağmen Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti hemen ensesinde. Çek Cumhuriyeti çıkmak için evindeki maçta İtalya'dan en azından puan almak zorundalar. Grupta işler son maçlara kalırsa 15 ekimdeki Bulgaristan-Çek Cumhuriyeti maçı tadından yenilmez bir maç olacak.

C GRUBU

 Her turnuvada olduğu gibi bu turnuvada da İsveç'i sırtalayan isim aynı; Zlatan İbrahimovic... Rasmus Elm'in de yüksek istatistikleri İsveç'i hala yarışta tuttu. Galatasaray'lı Johan Elmander ise sadece 2 maçta forma giydi ve 1 gol attı.
 Almanya'da gurbetçimiz Mesut Özil ön planda. Mesut rakip fileleri tam 5 kez havalandırdı. Marco Reus, Miroslav Klose ve Götze'den maksimum verim alıyor Panzerler.
 Avusturya'da ise bir isim dikkat çekiyor. 1992 doğumlu David Alaba. Oynadığı 3 maçta da gol atmayı başardı. Alaba'nın yanı sıra Junuzovic de Avusturya'da dikkat çeken isimlerden.

  Almanya gruptan çıkmayı garantiledi. Avusturya, İsveç ve İrlanda üçlüsü arasında ise rekabet sürüyor. Fikstür avantajının öne çıkardığı bir takım yok. Ancak play off için İsveç ve Avusturya, İrlanda'nın önünde. Özellikle evinde İsveç ile 2-2 berabere kalan İrlanda büyük bir avantaj kazanma fırsatını tepti. 7 haziranda Avusturya'da oynanacak maç daha erken de olsa grubun kaderini belirleyecek. İsveç'in buradan alacağı olası bir mağlubiyet tabiki telafi edilebilir. Çünkü 11 haziranda İsveç-Faroe adaları ile evinde oynayacak. 7 hazirandaki maçtan çıkacak olası bir beraberlik ise İrlanda'ya yarayacak.  Faroe ile evinde oynayacak olan İrlanda'nın gözü  Avusturya'daki maçta olacak.

D GRUBU

 Geldik hepimizin merak ettiği gruba. Lider Hollanda adeta yıldızlar karması. RVP, Van der Vaart, Lens gibi yıldızlarıyla gol buldular ve tam +18 averaja sahipler. Şu ana kadar beraberlik ve mağlubiyet almadılar. Sadece 2 gol yediler.
 Macaristan'da ise sadece 2 isim öne çıkıyor. Tecrübeli Zoltan Gera ve Dzusdzsak.
 Millilerimiz ise maalesef sınıfta kaldı... Burak ve Selçuk'la 2 gol bulan millilerimizde 2 golden fazla gol atan başka oyuncu yok.
 Hollanda çıkmayı garantiledi. Türkiye'nin ise şansı düşük. Romanya-Macaristan maçındaki skor Türkiye açısından çok önemli. Şansımız düşük olsa da imkansız değil. Romanya deplasmanındaki maç hayati öneme sahip. Evimizde Macarlarla 1-1 berabere kalmamız durumu çok zorlaştırdı. Macaristan -düşük ihtimal olsa da Estonya'ya takılırsa şansımız artar. En iyi ihtimalde son maçta gruptan çıkmayı garantileyen Hollanda'yı burada yenmeliyiz. Sizce ?

E GRUBU

 İsviçre kalecisine güveniyor. Benaglio takımına oldukça güven veriyor. Zaten 4 maçta sadece 1 gol yemiş olması bu güvenin boşa olmadığını ispatlıyor. Takımın gol yükünü adı sıkça takımlarımızla anılan gurbetçi oyuncumuz, Gökhan İnler çekiyor. Performansı dikkat çeken diğer iki isim ise Gavranoviç ve Barnetta.
 Grupta en çok dikkat çeken takımlardan birisi İzlanda. Değeri 44 milyon euro.  En önemli oyuncuları son zamanlarda adından sıkça söz ettiren Sigurdsson. Ayrıca takımda bir efsane yer alıyor. Eidur Gudjohnsen... Onu hala izliyor olmak büyük zevk.
 E grubu tahmin yapmanın en zor olduğu gruplardan birisi. Mağlubiyeti olmayan tek takım olan İsviçre. Deplasmanda Norveç'i 1-0 mağlup eden Arnavutluk bu sefer Norveç'i sahasında ağırlayacak. İzlanda ise sadece 1 galibiyeti olan Slovenya ile karşılaşacak. Arnavutluk, 10 eylülde formda bir İzlanda deplasmanına gidecek.
 Söylediğimiz gibi bu grupta tahmin yapmak oldukça zor. İsviçre'nin çıkacağı bu gruptan 2.yi de İzlanda-Arnavutluk maçı belirleyecektir. Bu maçın galibi 2.lik yolunda dev adım atar. Beraberlik ise Norveç'e yarar.

F GRUBU

 Bu grupta Portekiz kaliteli kadrosuyla öne çıkacaktır. Portekiz Ronaldo'dan verim alamayışının sıkıntısını yaşıyor. Sadece 1 golü var. Takımda en çok gole Helder Postiga sahip. Postiga'nın 4 golü var. Bruno Alves ise şaşırtıcı bir şekilde en çok gol atan 2.oyuncu.
 Rusya'nın en golcüsü Kerzhakov. Onun yanında Shirokov, Faizulin ve Kokorin'in katkısı çok fazla.
 İsrailde 2 isim adeta takımı çeke çeke götürüyor. 4 maçta 6 gol atan Tomer Hemed ve 5 maçta 4 gol atan Eden Ben Basat...
 E grubu da belirsiz gruplardan bir tanesi. üç takımın da 1. lik ve 2. lik şansı var. Gruptaki durum Portekiz-Rusya maçı ile şekillenecek. 2 maçı eksik olan Rusya bir adım önde diyebiliriz. Gruptan Rusya ve Portekiz'in çıkmasını bekliyoruz.

G GRUBU

 Turnuva süresince Safet Susiç, Dzeko gibi bir yıldıza sahip olmanın avantajını yaşadı. Dzeko'nın 5 maçta 7 golü var. En golcü oyunculardan biri konumunda şu an. Onu 5 golle İbiseviç takip ediyor. Zaten bu istatistiklerde olacağı gibi en yüksek averaja sahip takımlardan birisi Bosna. Averajları +15. Dinamo Moskova'da kendini yeniden bulan Misimoviç de takıma katkı sağlayanlardan.
 Grupta mağlubiyeti olmayan ve güzel bir oyun sergileyen Bosna'nın lider çıkma şansı yüksek. Bosna en yakın takipçisi Yunanistan'ı 3-1 ile geçti. Evinde Slovaky'yı yenerse çıkacaklar. Yunanistan ise Litvanya deplasmanından puan almak zorunda. Fikstür avantajı az da olsa Yunanistan'dan yana. Gruptan Bosna ve Yunanistan'ın çıkacağını düşünüyoruz.

H GRUBU 

 Kağıt üzerinde sürpriz gibi görünse de sahadaki oyuna baktığımızda Karadağ'ın lider olması hiç de sürpriz değil. Ateşli seyiricisi ve güzel futboluyla içeride dışarıda mağlubiyet almadılar. Brnoviç oyuncularını iyi eğitmişe benziyor.
 Takımın en golcü ismi Andrija Delibasiç. 3 maçta 4 gol attı.  Takımın diğer forvetlerinin de skor anlamında ona eşlik ettiğini görüyoruz. Takımda Mirko Vucinic gibi tecrübeli bir isme sahip olmak şüphesiz ki takıma pozitif anlamda etki yapıyor.
 İngiltere oyuncularından verim almasına rağmen puan tablosuna baktığımızda bunun yeterli olmadığını görüyoruz. Rooney ve Lampard yüksek yüzdeleri ile takımı sırtlayan iki isim oldular. Zaten takımda en çok gol atan iki oyuncu...
 Grubun kaderini belirleyecek maç olan Karadağ'daki maçta 1-1 berabere kalarak fırsatı teptiler adeta İngilizler. Grupta çok sürprizle karşılacağımızı düşünmüyoruz. İngiltere'de oynanacak maç da oldukça önemli tabi

I GRUBU

 İspanya'da adeta Pedro Rodriguez fırtınası esiyor. 4 golle takımına katkı sağlayan Pedro, takımın hücum yönüne oldukça fazla katkı sağlıyor. Takımda en çok sarı kartı David Silva gördü ve ceza sınırında.
 Fransa'da performaNsı tek tartışılmayan isim sanırım Frank Ribery. Milli takımda şu ana kadar 2 golü var.

Çok da değerlendirmeye gerek olmayan bir grup aslında. 1.si de 2.si de belli gibi. Fikstürdeki maçlara baktığımızda mağlubiyet almamış İspanya'nın bundan sonra da mağlubiyet alacağını düşünümüyoruz.Fransa evinde İspanya'ya 1-0 mağlup olarak lider olamayacağını gösterdi. Onlar da 2.liğini koruyacaktır.




Hayatın Futbolu ekibi uzun bir aradan sonra geri döndü. Sizin için 2014 Dünya Kupası Elemelerindeki grupların son durumlarını değerlendirdik. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle.







 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Hayatın Futbolu - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger