Arsene Wenger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arsene Wenger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Arsenal'in Transfer Piyasasına Dönüşü

25 Temmuz 2013 Perşembe

Highbury'nin yıkılışıyla başlayan bir dönem... Önce yapılacak yeni stat için satılan efsaneler, sonra da satılan oyuncuların yerlerini ancak uzun vadede doldurabilecek gelecek vaadeden genç yeteneklerin transfer edilmesi, işte böyle başladı Arsenal'in yıllarca sürecek olan transfer kısırlığı. Sonrasında gelen uzun süreli kupasız yıllar. Ve şimdi de tekrar büyük transferler yapabilecek Arsenal... HFBlog olarak Arsenal'in transfer piyasasına yeniden dönüşünü inceledik.


Bildiğiniz gibi son yıllarda transfer piyasasında pek var olamayan bir takım Arsenal. 2 sezon önce Fabregas, Clichy ve Nasri'yi, geçen sezon da RvP, Alex Song'u diğer büyüklere kaptıran Arsenal, aynı dönemlerde yaratılan açığı kapayamamıştı.

Sol bek mevkii için önceki sezonlarda Andre Dos Santos'u deneyen Arsenal bu oyuncudan beklediği verimi alamayıp, yerine sezon ortasında Monreal'i aldı. Fabregas ve Nasri'den açılan orta sahadaki boşluk önce Arteta, sonraki yılda da Cazorla'yla çözüldü. Alex Song'un gidişinden sonra orada önce Diaby denendi. Sakatlıkları artık taraftarların bir mizah ürünü olan Diaby, tabii ki ona güvenenleri yanıltmadı(!) ve uzun süre sahalardan uzak kaldı. Daha sonra Wilshere'ın da iyileşmesiyle Arteta, Alex Song'un daha önceki sezonlarda üstlendiği görevi üstlendi. Forvette ise yapılan iki transfer (Podolski ve Giroud) RvP'nin son iki sezonundaki istatistiklerinin yakınından bile geçemedi.

Bu yaprak dökümünden sonra ligde de işler zora girdi. İlk sezon son anda vites arttırılarak 3. olundu. Geçen sezonda da yine aynı hızla son 3 haftada ezeli rakibi Tottenham'ı geçerek 4. oldu ve alışık olduğu yere, Şampiyonlar Ligi'ne katılmaya hak kazandı. Ancak bu durum yalnızca taraftarı değil, yönetim ve teknik ekibi de rahatsız etmiş olacak ki, önce Wenger sonra da yönetimden birkaç kişi, EPL'de ilk 4'e girmenin zorlaştığından bahsetti. Ve transfer piyasasında daha etkin olunacağının sinyalleri verildi.


Gelelim transfer dönemine. Şu ana kadar birçok oyuncuyla yollar ayrıldı Arsenal'de. Ancak bunlar ana kadroda olan kişiler değildi. Belki Djourou, Mannone ve Coquelin sayılabilir fakat onlar da sezonda en fazla 10-15 maç oynuyorlardı. Sonuç olarak son iki sezonki kadar bir kan kaybı yaşanmadı. Ve genç yetenek Yaya Sanogo bedelsiz olarak takıma katıldı. Ancak bu önceki sezonlardan doğan açığı kapatmaya yetecek düzeyde bir transfer değildi.

İlk önce hedef Higuain'di. Real Madrid'in küçük paralarda diretmesi olmasaydı, transfer kısa sürede sonuçlanabilirdi. Fakat önce Madrid'in diretmeleri sonra da Suarez'in takımdan ayrılma sinyalleri vermesi Wenger'in fikrini değiştirdi ve Suarez, listede Higuain'in önüne geçti. Bu olaylar sonrasında ilk olarak Suarez için Liverpool'a 35 milyon euro teklif edildi. Liverpool bu teklifi kabul etmeyip Suarez'i takımda kalmaya ikna etmeye çalışırken, Higuain de Napoli'ye kaptırılıyordu. Bu olaydan sonra Arsenal'in santrafor transferi olarak tek çaresi Suarez'di. Ve teklif arttırıldı. Fakat Liverpool 40 milyon euroyu da kabul etmedi. Son olarak Suarez, Arsenal'de oynamak istediğini belirtmesiyle Arsenal'in bu transferde eli daha da güçlendi.

Geçelim diğer transfer adımlarına. Aslında forvet transferinden önce Swansea'li Ashley Williams'ı kadrosuna katmaya çalışmıştı Arsenal, ancak bu girişim, Swansea'nin katı tutumu nedeniyle gerçekleşmedi. Daha sonraları Fellaini ve J.Cesar'la ilgilenildi. Bu transferler de şu an Suarez'e odaklanılmasından dolayı geri plana atıldı. Son dönemde Manchester United'in Fabregas için yaptığı teklifler de Fabregas'ın adının tekrar Arsenal ile anılmasını sağladı. Fakat bu transfer de Suarez girişimlerinin gerisinde kaldı.

Hangi oyuncu ya da oyuncular kadroya katılır bilinmez ama Wenger uyandı ve rakipleri yüksek bütçeli transferlere imza atarken Arsenal de transfer piyasasında daha etkin bir hal almaya niyetli.

Uçamayan Hollandalı: Dennis Bergkamp

8 Temmuz 2013 Pazartesi




Onu nitelendirmek için hangi kelimeleri kullanmak gerekir bilmiyorum. Soğukkanlık kavramının futbolun içindeki en iyi örneklerinden bir tanesi. Ayrıca kendisine en çok lakap takılan futbolcu olabilir bilemiyorum. (Araştırır onu da yazarız bir gün)

Taraftarların Bergkamp'a taktığı lakaplara baktığımızda; İceman, Bergchamp, Bergie, Denice the Manice, Uçamayan Hollandalı gibi lakaplar görüyoruz.

Bergkamp'ın oyun özelliklerine baktığımızda başarılı paslar, takım oyununa yatkın bir oyun anlayışı, zeka, hız ve mükemmel bir bitiricilik. Bazı  otoritelere göre gelmiş geçmiş en iyi striker.

Futbola Başlangıcı ve Ajax Kariyeri

Dennis Bergkamp 1969'da Amsterdam'da dünyaya geldi. Bu maceraya 12 yaşında futbola yetenekli her Hollandalı çocuk gibi Ajax altyapısında başladı. 14 Aralık 1984'te Johan Cruiyff'ün teknik direktörlüğünü yaptığı Ajax'la ilk profesyonel maçına çıktı. İlk maçını Roda'ya karşı oynadı. O sezon içerisinde 14 maçta da forma giydi. Sonraki sezonda ise takımın değişmez oyuncularından birisi olmayı başardı. Bergkamp Ajax ile birlikte, 1990 yılında Hollanda Ligi Şampiyonluğu, 1992 yılı UEFA Kupası Şampiyonluğu, 1993 yılında KNVB Kupasını kazandı. 1991 ve 1993 yılları arasında gol kralı oldu. Ayrıca 1992-1993 sezonunda
Hollanda'da ''Yılın Futbolcusu'' seçildi. Ajax'ta toplamda 185 maça çıktı ve 128 gol kaydetti.

İtalya Macerası

Gösterdiği performansla birlikte İtalya ekibinin dikkatini çeken Bergkamp 1993 yılında İnter'e transfer oldu. Fakat burada geçirdiği iki sezon içerisinde pek de başarılı kabul edemeyiz.

Bergkamp'ın İtalya'da başarısız olmasının nedeni sert savunma yapan İtalyan futbol anlayışı olarak gösterildi. Takım her ne kadar 1994 UEFA Kupası şampiyonu olmuş olsa da Bergkamp bu sezonda 52 maçta oynayıp sadece 11 gol atabildi. İtalya'da umduğunu bulamayan Bergkamp başka bir ülkeye yelken açtı, futbolun beşiğine...

Uçamayan Hollandalı İngiltere'de


1995 yılında 7.5 Milyon Sterlin'e Arsenal'e transfer oldu. Burada forma giydiği ilk 8 maçta gol atamadı. İlk golünü 8 haftalık aradan sonra Southampton'a attı ve ondan sonra gollerine hiç ara vermedi.

Dennis Bergkamp'ın Arsenal'e gelişi hem Arsenal hem de İngiltere için öneme sahip. Özellikle 1991 Heysel Faciasından sonra yıldız oyuncular İngiltere'yi tercih etmemeye başladı. Bergkamp, İngiltere'ye gelen ilk dünya çapındaki futbolcu. Ayrıca 1990'dan itibaren düşüşe geçen Arsenal'i adeta yeniden şaha kaldıran oyuncu olarak gösteriliyor.

Forma giydiği Arsenal'de takımın golcüsü Ian Wright ile çok iyi bir ikili oluşturdu. Maç esnasında Ian Wright'in arkasına yerleşen Bergkamp, hem attığı hem de attırdığı gollerle Ada'da adından sıkça söz ettirir hale geldi.

Wenger Etkisi


1996'da Arsene Wenger'in takımın başına geçmesiyle birlikte hem Arsenal, hem de Bergkamp büyük yükselişe geçti. Bu yüzden Wenger dönemini ayrı bir başlık altında incelemek daha doğru olacaktır.

Wenger'in çalıştırdığı Arsenal ile birlikte Bergkamp deyim yerindeyse başarıdan başarıya koştu. Gerek kişisel grafiği gerek takım grafiği çok yükseldi.1997-1998 sezonunda PL ve FA Cup şampiyonluğu alarak duble yaptılar. Fakat Bergkamp sakatlığı sebebiyle FA Cup finalinde forma giyemedi.

Eylül 1997'de düzenlenen ''Ayın Golü Yarışması''nda Leicester City'e attığı 3 gol yarışmada sırasıyla, 1., 2., ve 3. olmuştur. Bu başarı dünyada ilktir ve tektir. Ek olarak: Dennis Bergkamp o sezon 16 gol atmıştır.

Ağır olmakla eleştirilmiştir. Fakat Wenger'in yaptırdığı 40m. depar antrenmanında en iyiler listesine baktığımızda; 1-Henry, 2-Pennant, 3-Dennis Bergkamp, 4-Ashley Cole'dür.

Arsenal ile birlikte 2002 FA Cup, 2002 PL Şampiyonluğu alarak bir duble daha yapmıştır. Bu başarıları 2003 FA Cup ve 2004 PL Şampiyonlukları takip etmiştir. Fakat İngiltere içerisindeki bu başarıların aksine Avrupa'da pek de başarılı bir grafik çizilmemiştir. 2000 UEFA Kupası Finalinde penaltılarda Galatasaray'a, 2006 Şampiyonlar Ligi Finalinde de Barcelona'ya elenmişlerdir.

Dennis Bergkamp gol attığında o normal bir gol statüsünde değildir ve işte bu yüzden biz onun attığı gollere ''Dennis Bergkamp Golü'' deriz.'' Thierry Henry

Efsaneye Veda 

2005-2006 sezonundan önce ''Arsenal'den sözleşme teklifi gelmezse futbolu bırakacağım.'' açıklaması yapan Bergkamp'a 2005-2006 sezonunda 1 yıllık sözleşme yapılmıştır. Wenger'in 30 yaş üstü oyunculara sözleşme yapmama kuralından dolayı sözleşmenin süresi 1 yıllık yapılmıştır. 1 yıllık sözleşme demek Uçamayan Hollandalının Highbury'deki son senesi demekti.

15 Nisan 2006'da Arsenal taraftarı ''Taraftarlar Günü'' organizasyonunun adını ''Dennis Bergkamp Organizasyonu'' olarak değiştirmişlerdir.

3-1'lik WBA maçının son golünü 89. dk'da atmıştır. Ve bu onun profesyonel futbol hayatındaki son golüdür. Bergkamp'ın Arsenal formasıyla çıktığı son maç aynı zamanda Highbury'deki de son maçtır. Yeni stadyumun, yani Emirates'in ilk maçı da onun jübile maçı olmuştur. Yani bir tarih onunla kapanmışken, yeni bir tarih yine onunla açılmıştır. Profesyonel futbol hayatına ise 2006 Barcelona Finali ile veda etmiştir.

Dennis Bergkamp'ın Newcastle United'a attığı gol çoğu taraftar tarafından dünyanın en güzel golü olarak gösterilmektedir.


Dennis Bergkamp'ın jübilesi Emirates'te düzenlenen Ajax-Arsenal maçı ile yapılmıştır. Santrayı babası ve oğluyla yapmıştır. Maçın ilk yarısında güncel Ajax ve Arsenal kadroları oynarken, 2.yarıda Ian Wright, David Seaman, Henry gibi oyuncular sahaya çıkmıştır. İşte o maç


Milli Takımda Bergkamp

İlk milli formayı 1992 yılında İtalya'ya karşı giymiştir. İlk resmi turnuvası ise 1992 Avrupa Şampiyonası'dır. Daha sonra 1994 Dünya Kupası ve 1998 Dünya Kupasına katılmıştır. 98 Dünya Kupasında Arjantin'e attığı son dakika golü efsane golleri içerisinde yer almaktadır. İşte o mükemmel gol ve spikerin sevinci. (Spiker tam 8 kez Dennis Bergkamp diyor.)


2000 Avrupa Şampiyonasından sonra milli takıma veda etmiştir. 2002 Dünya Kupasının Japonya-Kore ortaklığında yapılmasından dolayı uçak fobisine sahip Bergkamp buraya katılamayacağını açıkladı ve milli takım kariyerini noktaladı. Milli takımı bıraktığında 79 maçta, 37 golü vardı bu bir rekordu. Daha sonra bu rekoru Patrick Kluivert geçti.

Uçak Fobisi

Dennis Bergkamp'ın ileri derece uçak fobisi vardı. Deplasman maçlarından nefret ederdi. Bu konuda ''Deplasman maçlarında maçtan çok eve dönüşü düşünüyordum.'' demiştir. Uçak korkusu yüzünden ''Uçamayan Hollandalı'' lakabını almıştır.

Enteresan bir anektod olarak; 

1998 Dünya Kupası elemelerinde Bergkamp'ın uçak fobisi milli takımımız için pozitif bir etkiye sahne olmuştur. Bursa'da oynanan Türkiye-Hollanda maçına Bergkamp uçak fobisi nedeniyle katılamamıştır. Bu durum Türkiye için büyük avantaj oluşturmuştur ve maçı Hakan Şükür'ün attığı golle 1-0 Türkiye kazanmıştır. Ve bu olay tarihte ilk ve sondur. Türk milli takımı bir daha Hollanda'yı yenememiştir.

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Hayatın Futbolu - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger