Juventus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Juventus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Avrupa'nın Önde Gelen Liglerindeki Şampiyonluk Mücadeleleri

22 Nisan 2013 Pazartesi

Avrupa'nın birçok liginde sezon sonu yaklaştıkça şampiyonlar da yavaş yavaş belli olmaya başlıyor. Biz de sizin için kısa kısa bilgilerle bu liglerin şampiyonluktaki son durumlarını aktarmak istedik. İşte o ligler ve şampiyonluk yolunda avantajlı takımlar.


İNGİLTERE

Premier lig'de sezonun bitmesine 5 hafta kala lider Manchester United'ın şampiyonluk yolunda büyük avantajı bulunuyor.

United, en yakın rakibi Manchester City'nin 13 puan önünde ve kalan 5 maçta toplam 3 puan alırsa şampiyonluğa ulaşacak.



İTALYA

İtalya Serie A'da da benzer bir durum var. Ligin bitmesine 5 hafta kala lider Juventus en yakın rakibi olan Napoli'nin 11 puan önünde.

Juventus'a şampiyonluk yolundaki kalan 5 maçta 4 puan yetiyor.


İSPANYA

La Liga'da ise ligin bitmesine 6 hafta kala Barcelona'nın ezeli rakibi Real Madrid'e karşı 13 puanlık üstünlüğü bulunuyor.

Şampiyonluk için lider Barcelona'ya 6 maçta 6 puan yetecek.


TÜRKİYE

Ülkemizde ligin bitmesine 4 hafta kala liderlik koltuğunda Galatasaray oturuyor. Galatasaray'ın en yakın takipçisi ise ezeli rakibi Fenerbahçe.

En yakın rakibinin 7 puan önünde olan Galatasaray'a kalan 4 maçta 6 puan yetecek.


FRANSA

Fransa'da 33. hafta sonunda PSG'nin büyük bir üstünlüğü bulunuyor. Lider PSG'nin 9 puan gerisinde ise Marsilya var.

PSG'ye kalan 5 hafta sonunda 6 puan yetiyor.


HOLLANDA

Hollanda'da ise lider Ajax. Lideri 4 puan gerisinden PSV Eindhoven ve Feyenoord takip ediyor.

Ajax'a kalan 3 maçta 6 puan yetecek.


PORTEKİZ

Portekiz'de 26. hafta sonunda 70 puanlı Benfica'nın liderliği bulunuyor. Liderin en yakın takipçisi ezeli rakibi olan Porto'nun ise 66 puanı var.

Benfica'ya şampiyonluk için kalan 4 maçtan 9 dokuz puan yetiyor.


DANİMARKA

Danimarka'da Kopenhag'ın en yakın rakibi olan Nordsjaelland'a karşı 10 puanlık bir üstünlüğü bulunuyor.

Lider Kopenhag'a şampiyonluk yolundaki 5 maçtan çıkarılacak 6 puan yetiyor.


ŞAMPİYONU BELLİ OLAN LİGLER

ALMANYA

Almanya'da ligin bitimine 4 hafta var, fakat şampiyon şimdiden belli. İki sezondur şampiyonluk yaşayamayan Bayern Münih bu sezon işi şansa bırakmadı ve şampiyonluğu şimdiden garantiledi. İkinci sırada ise son iki sezonun şampiyonu Borussia Dortmund var.


YUNANİSTAN

Yunanistan'da geçen senenin şampiyonu Olimpiakos bu sezon da şampiyonluğunu ilan etti. İkinci sırada ise PAOK var.


İSKOÇYA

İskoçya Premier Ligi'nde ise en yakın rakibinin 15 puan önünde olan Celtic şampiyonluğa uzandı. İkinci sırada ise Motherwell var.


HIRVATİSTAN

Hırvatistan'da ise en yakın rakibi Lokomotiva Zagreb'e 15 puan fark atan Dinamo Zagreb şampiyon oldu.


UKRAYNA

Ukrayna'da Lucescu'nun Shaktar Donetsk'i şampiyonluğa uzandı. İkinci sırada ise Metalist Kharkiv bulunuyor.

Alessandro Del Piero - Nam-ı Diğer il Pinturicchio

18 Nisan 2013 Perşembe

Bir kulübün, hatta bir ülkenin unutulmaz futbolcuları arasına nasıl girilir? Takımı adına en fazla gol ve asistler yaparak mı? Kulübünde onlarca kupa kaldırıp, Dünya Kupası'nı alınmasını sağlayan milli takımın kilit oyuncularından birisi olarak mı? Yoksa gol atması önemli değil; takımına bağlı olsun, yüreğiyle oynasın, sonuna kadar savaşsın diyenlerden misiniz? Neyse ki bunlardan birini seçmenize gerek yok. Çünkü bunların hepsini yapan birisi var. Alessandro Del Piero!



9 Kasım 1974'te İtalya'nın Veneto bölgesinde yaşayan dar geçimli bir ailenin 2 erkek çocuğundan küçük olanıydı Alex. Babası bir işe tutunamayıp, sürekli iş arıyordu ufakken. Annesi de hizmetçilik yapıp eve katkıda bulunuyordu. Babasının işleri yüzünden ordan oraya taşınıyorlardı sürekli. Bu taşınma olayı öyle canından bezdirmişti ki Del Piero'nun; abisiyle bahçede oynadığı futboldan ve futbolcu olma hayalinden uzaklaşıp, dünyayı gezen bir kamyoncu olmak istiyorum demişti arkadaşlarına..


Fakat Del Piero'nun kaderi böyle çizilmemişti.13 yaşında Padova alt yapısına girdi. 17 yaşında Padova ile ilk sözleşmesini imzaladı. Aslında futbola, biraz da annesinin zoruyla kaleci olarak başlamış, bir zamanlar Sampdoria forması giyen abisi Stefano'nun baskılarıyla orta sahaya geçmişti. 2 senelik Serie B macerasından sonra 19'luk toy bir genç olan Del Piero, ülkenin en büyük kulüplerinden olan Juventus'un scoutlarının kancasında olacak, imzayı atacak ve kendisinin tahmin bile edemediği o formayla nice başarılara imza atacaktı...


1993-1994 sezonu başladığında Juventus formasını giymeye başlayan Del Piero, ilk golünü de ilk maçında atanlardandı. Sonradan oyuna girip Reggina ağlarını havalandıran Del Piero'yu hem taraftar, hem de teknik ekip çok beğenmişti. Bir sonraki zorlu Parma maçında ise ilk 11 başlayıp hat-trick yapmıştı. Bu performansı Milli Takım hocalarının da gözüne giriyor, İtalya Ümit Milli Takımı'nın yolunu tutuyordu. Sonra ki sezon Juventus'un 8 senelik kısır dönemine son verip, şampiyonluğun en önemli isimlerinden oldu. Bu performansını bir sonraki sezona da taşımış; öyle ki dönemin en iyi futbolcularından olan Roberto Baggio'yu bile kesip ilk 11'de kendisine yer açmıştı. Lippi önderliğinde müthiş bir sezona daha girmiş; sezon sonunda Roberto Baggio ezeli rakip Milan yolununu tutarken, Del Piero'nun ellerinde Şampiyonlar Ligi Kupası kalkıyordu.


10 numaralı formasıyla Del Piero, Juventus'la bütünleşmişti adeta. Juventus denilince akla ilk gelen isim Del Piero'ydu. Bu da başarılarını getirdi ve getirecekti de. Frikikleri ve sağ ayak içi plase vuruşlarıyla rakiplerinin korkulu rüyalarından birisi oldu. Fakat işleri hep yolunda gitmedi Alex'in. Capello ve Lippi döneminde yedek bırakıldı, sakatlandı, iyileşti, gollerini attı ama yine yedek kaldı. Yedek beklemeyi bilmeyen futbolcu büyük futbolcu olamaz demişti  arkadaşı Zidane ama o sahaya çıkıp, en iyi yaptğı işi yapıp, Delle Alpi'yi ayağa kaldırmak istiyordu. 2005-2006 sezonu tekrar hayata dönen Del Piero, sezonu 20 golle tamamlayıp, İtalya Milli Takım forması altında 2000 Avrupa Şampiyonası'nda elendikleri Fransa'yı penaltılarda takım arkadaşı Trezeguet'nin kaçırmasıyla 1-1(5-3) yenerek Dünya Kupası'na ulaştılar.


Dünya Kupası'nı almasıyla beraber zafer şarkıları söyleyen İtalya ve Del Piero, ligin başlamasıyla tekrar kulübeye çekilmişti. Capello'nun iyi bir alternatif dediği, hatta aralarında sürtüşme yaşandığı İtalyan medyasınca günlerce dillendirilse de Del Piero bunların hiçbirisine kulak asmıyordu. Sezon sonu Capello için ayrılık vakti gelmişti. "O gitmeseydi takımdan ayrılabilirdim" açıklamasıyla bir nebze Juventusluları korkutan Del Piero'nun başından kötü işler hiç eksik olmayacaktı. 14 Temmuz 2006'da İtalyan futbolunu sarsan şike olaylarıyla Juventus küme düşürüldü. Hani derler ya "Batan Geminin Malları".. Aynen o şekilde Juventus'un yıldızları bir bir takımdan ayrılıyor, diğer kulüplerle; hatta ezeli rakiplere bile gidiyorlardı. Thuram ve Zambrotta Barcelona'nın yolunu tutarken, Fabio Cannavaro ve Emerson'da Real Madrid'e gidiyorlardı. Adrian Mutu'da aynı dönemde Fiorentina'ya giderken, Patrick Vieira ve Zlatan İbrahimoviç'te Juve'nin şampiyonluğunu alan İnter'e gidiyorlardı. Juventus'un iskelet kadrosunu oluşturan bu isimlere nazaran takımından ayrılmayan, deyim yerindeyse 'Gemisini Terketmeyen Kaptan' Del Piero ve onun tayfası Buffon, Birindelli, Tacchinardi, Igor Tudor, Trezeguet, Camoranesi ve Nedved, rakiplerinden tonlarca teklif yağdığı halde Juventus'u bırakmadılar. Hatta bu kadronun o dönem yaptığı açıklamalar da efsane niteliği taşımaktadır. O dönem Vieira ve İbrahimoviç takımdan ayrıldıklarında Pavel Nedved'in yaptığı açıklama: "Bir takım küme düşerse futbolcular gider, geriye sadece adamlar kalır." Milan'ın Trezeguet'e resmi teklif yapmasının ardından Trezeguet'in yaptığı açıklama ise şöyleydi: "Bu sürede beni ben yapan Juventus'a bağlılığımı farkettim. Eğer gidersem takımıma ve arkadaşlarıma sırt çevirmiş olurum."


Il Capitano Del Piero ve arkadaşları Serie B'den -17 puanla başladıkları sezonu şampiyon olarak tamamlamış, Serie A'ya çıkmışlardı. O sezonu Del Piero 21 golle gol kralı olarak bitiriyordu. Bir sonraki sezon Serie A'da da yine 21 golle gol krallığı yaşadı. Fakat Del Piero yine sakatlıklarla boğuşuyordu. Bu sefer ayak bileklerinden şikayetçi olan Alex, ayakta çok fazla kalamıyor, genelde ikinci yarının sonlarına doğru oyuna giriyordu. Bu performans düşüklüğü Juventus'u da etkilemiş, şampiyonluk yaşayamamıştır. 2011 yılına geldiğimizde Del Piero'nun sözleşmesininde sonuna gelinmişti. 37'lik Del Piero, herşeye rağmen sözleşmesini 1 sene daha uzatmış, Serie A'ya çıktıklarından itibaren ilk kez şampiyonluğa ulaşmıştır. Bu şampiyonluğa Juventus taraftarları ne kadar sevinse de bir o kadar üzülmesinin sebebi Del Piero'nun gitmesi olacaktı...


                    

"Kişiler gider, Juventus baki kalır..."

Juventus taraftarı Del Piero'nun takımda sürekli olması gerektiğini söylüyor, en azından 1 sene daha oynamasını istiyorlardı. Fakat yönetim buna yanaşmadı. Del Piero ile Juventus'un yolları ayrıldı. Ayrılıktan dolayı kalbi buruk kalsa da her sorulduğunda Juventus'a minnet duyduğunu, kendisinin Juventus'a ait olduğunu söyledi gazetecilere. Juventus'a öyle bağlıydı ki, kontratı bittiğinde Liverpool'dan transfer teklifi geldiğinde Heysel Faciası'nda hayatlarını kaybedenlere ithafen transfer teklifini reddetmişti. FC Sydney ile transfer aşamasında transferin gidişatını sorduklarında gazetecilere: "Bu transfer işlerinden pek fazla anlamıyorum galiba. İlk transferimin üzerinden epey zaman geçti, bu da ikincisi" demişti gülerek. Geride kalan 19 yılın anısına kulübe ve taraftarlara yazdığı mektupta: "Sizlerle güldüm, sizlerle ağladım. Ama en önemlisi benim için bir rüyayı gerçeğe dönüştürdünüz. Her zaman sizlerleyim. Kişiler gider, Juventus baki kalır. Kar altında; buz, yağmur ve güneş altında bizi destekleyen herkese teşekkür ediyorum. Benden sonra gelecekler, Juventus'u daha ileriye taşımaya devam edeceklerdir" Del Piero mektubunu "Arrividerci"(elveda) diyerek bitirdi.


Del Piero'nun bu mektubundan sonra Juventus yönetimi 10 numaralı formayı müzeye kaldırmak istediklerini söylediler. Fakat Del Piero bu hareketi doğru bulmayıp karşı çıktı. Hatta en yakın arkadaşlarından Pirlo'da bu karara destek verip: "Alex'e tamamen katılıyorum. 10 numaralı forma asla emekliye ayrılmamalı. Alt yapıdan yetişen gençler o forma hayaliyle büyümeli" demişti.


Dünden bugüne Del Piero...






Alessandro Del Piero, Juventus'a veda ettiğinde geriye bu başarılarla hatırlanacaktı:
  • 8 Serie A Şampiyonluğu (İkisi şike nedeniyle İnter'e verildi)
  • 4 İtalya Süper Kupası
  • 1 İtalya Kupası
  • 1 Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu
  • 1 Avrupa Süper Kupası
  • 1 Kıtalararası Kupası
  • 1 Dünya Kupası
Ayrıca kişisel olarak aldığı ödüller:
  • U-21 Avrupa'da Yılın Futbolcusu
  • 1996 Kıtalararası Kupa Finali En İyi MVP Ödülü
  • 1997 UEFA Şampiyonlar Ligi Gol Krallığı
  • 1998 UEFA Şampiyonlar Ligi Gol Krallığı
  • 1998 En başarılı oyuncusu
  • En Popüler İtalyan Futbolcu Ödülü
  • 2000 En İyi Saç, Sakal ve Favori Ödülü
  • 2002 Avrupa Yılın Futbolcusu
  • UEFA Şampiyonlar Ligi 10. Yıl Ödülleri En İyi Forvet Oyuncusu
  • 2006 Juventus ile tüm zamanların en golcü futbolcusu
  • 2007 Altın Ayak
  • 2007 Serie B Gol Krallığı
  • 2008 Serie A Gol Krallığı
  • 2008 Juventus tarihinin en sagıdeğer futbolcusu
  • Ayrıca Del Piero'ya Pinturicchio lakabının verilmesi: Bilindiği üzere 17. yy.'ın en önemli ressamlarından olan İtalyan Pinturicchio, sanatını tuvale çok iyi yansıtmasını; Del Piero'nun da futbol sanatını sahaya çok iyi yansıttığından dolayı o estetiği ressama benzetilmiş ve il Pinturicchio lakabını almıştır.






Şampiyonlar Ligi'nde Son Durum

6 Nisan 2013 Cumartesi

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final ilk maçları oynandı. Biz de bu maçlar ve genel durum hakkında birkaç fikir ve yazı yazmak istedik.

REAL MADRİD - GALATASARAY

Önce temsilcimiz Galatasaray'ın maçıyla başlıyoruz. Çarşamba akşamı oynanan maç birçok kişiyi üzdü. Zira Galatasaray çok da kötü oynamadığı halde 3 farklı bir yenilgi aldı. Bu skor da ikinci maçı -neredeyse- bir prestij maçı haline bürüdü.

Maçın başında oyun ortada geçiyordu. Ta ki Real Madrid'in ekstra hücum oyuncularının yakaladığı ani atağa kadar. Mesut, Di Maria ve Ronaldo iş birliği ile ilk golü kalemizde gördük. Daha sonra ise Galatasaray'ın baskı kurduğu birkaç dakikadan sonra sağ kanattan Essien'in ortasında savunmadaki karışıklıktan yararlanan Benzema sahneye çıktı ve ilk yarı bu skorla bitti.

İkinci yarıda da ilk yarıdaki gibi pozitif futbol bekleyen Galatasaray taraftarını üzecek ilk adım Fatih Terim'den geldi. Terim en azından 2-0'lık skoru koruyayım düşüncesiyle Sneijder yerine Gökhan Zan'ı oyuna aldı. Bu da ilk yarıda birkaç dakika arayla tehlike yaratan Galatasaray'ın bitişiydi. Önce defans diyerek korumaya çalışılan skor Higuain'in kafasıyla üzücü bir hal aldı.

Sonuç olarak 2-0'ı korumak isterken 3-0'la evimize döndük. Galatasaray için tur imkansıza yakın bir hal aldı, fakat camiada oynanan korkusuz oyun hoş karşılandı.

Verilmeyen penaltılar ve kaçırılan goller de eklenince Galatasaray'ın pekte kötü oynadığı söylenemez.


BAYERN MÜNİH - JUVENTUS

Kuralardan sonra en heyecanlı olacağı düşünülen maçlardan birine geçiyoruz.

Salı akşamı oynanan Bayern Münih - Juventus maçında beklenmedik bir net skor oluştu. Maçın ilk dakikasında sürpriz bir golle öne geçen Münih bu dakikadan sonra da maçın kontrolünü rakibe bırakmadı ve ilk yarı Münih'in bir farklı üstünlüğüyle sonuçlandı.

İkinci yarı ise Juventus'un biraz kıpırdanmaya çalışması ters tepti ve Münih, Müller ile ikinci golü buldu. Maç bu skorla tamamlandı ve Münih ilk maç sonunda büyük bir avantaj elde etti.

Tabii ki böyle büyük takımlar söz konusu olduğunda kesin konuşmak diye bir ihtimal olmuyor. İki takımın da her an skoru değiştirecek yıldızları mevcut. Şu anlık avantaj Bayern'de gibi gözükse de ikinci maçın muhteşem heyecanı sardı tüm futbolseverleri.


MALAGA - BORUSSİA DORTMUND

Haftanın golsüz geçen maçına geçiyoruz şimdi de.

Çarşamba akşamı İspanya'da oynanan maçta Dortmund'un bir adım da olsa üstünlüğü vardı rakibine. Deplasmanda olmasına rağmen Dortmund alışılagelmiş pozitif futbolundan vazgeçmedi. Fakat 2 net pozisyondan yararlanamayan Götze ya da büyük bir enerjiyle maçın yıldızı haline gelen Caballero sayesinden maç beraberlikle tamamlandı.

Golsüz geçilmesine rağmen futbolseverlere zevkli anlar yaşatan maçın ikinci ayağı Almanya'da oynanacak. Dortmund gerek kalitesi gerekse ilk maçın verdiği küçük de olsa avantajla bu turda da öne çıkan takım halinde.


PARİS SAİNT GERMAİN - BARCELONA

Geçiyoruz haftanın en gollü Şampiyonlar Ligi maçı olan PSG - Barcelona karşılaşmasına.

Maç beklenildiği gibi hızlı başladı. Önce PSG'nin direkten dönen topu, sonra Dani Alves'in mükemmel pasında Messi'nin golü. İlk yarıyı bu golle önde bitiren Barcelona'yı ikinci yarının 79. dakikasında eski dost İbra'nın golü bekliyordu.

Karşılıklı ataklarla geçen ikinci yarı, tam da maç bitti denilecek dakikalara girilmişken hakemin düdüğüyle penaltı noktasına gidildi. Penaltıyı kullanan takım Barcelona, penaltıyı gole çeviren oyuncu ise Xavi'ydi. Maçın böyle bitmesi bekleniyordu. Ta ki Blaise Matuidi'nin 90+2'de uzaktan şutuna ve Valdes'in şut sonrası hatasına kadar. Maç bu golle 2-2 sonuçlandı.

PSG bu golle ikinci maç için az da olsa umutlandı, fakat avantaj hala Barcelona'nın elinde. Zira ikinci maç başladığı gibi bitse bile Barcelona turluyor. Bu yüzden Barcelona bir adım, hatta evinde oynadığı gerçeğini de sayarsak iki adım önde rakibine göre.


Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalin ilk haftası bu şekilde geçildi. İşte ilk hafta skorları ve ikinci hafta takvimi...


 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Hayatın Futbolu - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger