Barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Barcelona etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Futbolda İşin Mutfağı: Altyapı

18 Haziran 2013 Salı



Hayatın futbolu ekibi olarak hem finaller hem de yoğun gündem dolayısıyla sizlerden oldukça uzak kaldık. Hayatın futbolu ekibi olarak çok kapsamlı bir yazıyla karşınızdayız. Bu sefer futbolun içine, işin mutfağına girdik.

Başarılı bir takım olmak istiyorsanız ya çok paranız, ya da güçlü bir altyapınız olması gerekmektedir. İşte Dünyanın en iyi altyapılarına sahip takımlar.

Barcelona - La Masia

Güzel futbol dediğimizde akla ilk gelen şüphesiz ki Barcelona... Futbolun her dönemine damga vurmayı başarmış bir takım Katalanlar.

Oynanan iyi futbolu bir ''yemek'' olarak düşünürsek her güzel yemeğin çıktığı iyi bir mutfak var demektir. İşte Barcelona'nın da mutfağı La Masia...

Barcelona'nın akademi direktörü Guillermo Amar, genç takım antrenörlüğü görevinde ise Eusebio Sacristan bulunuyor.

La masia 1979'da kuruldu. Nou Camp'ın hemen yanında yer alan bu tesis çok modern koşullara sahiptir, çok amaçlıdır. İçerisinde restoran, seminer salonu, spor salonu, kütüphane barındırır. Buradan da anlayabileceğiniz gibi sadece futbolun düşünüldüğü bir yer değil. Bir eğitim kurumu La masia. Buradaki öğrenciler futbol çalışsalarda okul eğitimlerinden geri kalmıyorlar. Burada derslerinden geri kalmamasını sağlayacak hocalar da mevcut


Johan Cruyff Etkisi

''Çiflik Evi'' anlamına gelen La masia bugün başarılı bir kurumsa bunda en büyük pay şüphesiz ki Hollandalı efsane Johan Cruyff'e ait. Cruyff ile birlikte daha da gelişen La masia, kendine Ajax'ı örnek aldı.

Barcelona altyapısına katılımlar 7-8 yaşlarında başlar. Öğrencileri altyapıdan itibaren A takımın sistemi öğretilir. (Barcelona'da bu sistem 4-3-3) Böylece gençlerin A takım için her zaman hazır olmaları sağlanır. Baktığımızda alt kategoriden profesyonel takıma çıkan her Barcelona'lı uyum sorunu yaşamadan takıma adapte olur.

La masia bir yuva. Çalışanlar Messi, Xavi, İniesta gibi oyuncuların hala yemek yemek için buraya geldiklerini söylüyor. ayrıca buranın Nou Camp'a yakın olması da çocuklar için bir avantaj. Çocuklar bu sayede hayallerine ne kadar yakın olduklarını görüyorlar.

Barcelona altyapısından çıkan oyuncuları sıralayacak olursak Barcelona 11'ini saymaktan öteye gidemiyoruz; Messi, Xavi, İniesta, Pique, Puyol, Krkic, Busquets. Eskilerden ise Guardiola, Tito Villanova gibi isimler de La masia çıkışlı.

Yayınlanan video ile ''La masia'daki 1 gün'' insanlara aktarılmış.


AJAX - DE TOEKOMST

Ajax'tan önce biraz Hollanda'dan bahsedelim. Bir ekol mevcut Hollanda'da. Kulüpler borca girmiyor. Dolayısıyla pahalı transferler yapılmıyor. Sahip oldukları sistemler zaten pahalı transferler kadar iyi oyuncu çıkartabilecek seviyede.

Peki altyapıda en iyi Ajax mı?

Bu sorunun cevabını A takımlardaki altyapı kaynaklı oyuncu sayısına göre verebiliriz. Feyenoord'da bu sayı 11/6 iken Ajax'ta biraz daha fazladır. Bunlara yaklaşan başka bir takım da bulunmamaktır. Burun farkıyla Ajax önde olsa da Hollanda'nın en iyisi bu iki takım diyebiliriz.

De Toekomst, anlamı ''Gelecek''. Ajax'a ait bu tesisler çoğu otoriteye göre en iyisi. Stadyumun hemen yakınında yer alan bu modern kompleks bünyesinde, 7 adet doğal çim saha, 1 adet yapay çim saha ve PAF takım maçları için küçük bir stadyum barındırıyor.

1960'tan beri altyapıya önem veren Ajax'ın bu tesisi 1996'dan beri faaliyette. 10 farklı takımdan 160 genç burada çalışmalarını sürdürmekte. Başında eski futbolcu Wim Jonk var.

Ajax'ın altyapı sisteminde daha çok rekabetçi bir ortam göze çarpıyor. Sadece en iyi olanların devam edebildiği bir sistem var. Öğrenciler ağırlık çalışabiliyor, yüzme havuzlarında yüzebiliyor, jimnastik salonlarında çalışabiliyor.

Öğrencilerin ekstradan vakit geçirebilmesi için piyano, bilardo ve video oyun alanları da mevcut.

Sağlık hizmetleri de çok gelişmiş durumda. Yani çocukların sağlığı için her şey düşünülmüş. En küçük bir sakatlık anında masörler ve fizyoterapistler devreye giriyor.


Eğitim genelde 5-6 yaşındaki miniklerden başlar. Ama çoğu zaman daha geç başlarlar. Ajax'ta 7-8 yaşından itibaren ilk takımlar oluşur ve 17-18'e kadar gider.

Öğrenciler yaşlarına göre sıralanıyor. Barcelona'da olduğu gibi A takım sisteminde oynatılıyorlar (4-3-3). Ajax alt yapısından çıkan isimlerden bazıları; Van der vaart, Seedorf, Sneijder, Kluivert, Bergkamp, Van der saar, Van basten, Rijkaard

Tips Modeli

Eğitimlerde ''Tips'' adı verilen model kullanılır. Tips'in açılımı, ''techniek, inzicht, persoonljikheid, snelheid'' yani teknik, kavrama-algılama, kişilik ve hız. Kişilik ve hız ilk etapta çocuklarda aranan özellikler. Çünkü bunların daha sonradan kişiye kazandırılması çok zor.

Eğitimlerin fiziksel ayağı ise 8 alana ayrılıyor. ''Koordinasyon, ''Çalım'', ''Şut, Pas ve Taç Atışı'', ''Kafa Vuruşu'', ''Bitiricilik'', ''Topsuz Oyunda Pozisyon Bilgisi'', ''Toplu Oyunda Pozisyon Bilgisi'', ''Dar Alanda Oyun Yeteneği''.

BUCASPOR FUTBOL AKADEMİSİ

Bucaspor akademisi İzmir'de yaşayan çocuklar için büyük şans. Akademinin merkezi Buca'da. 2007'de kurulan bu akademi bazı çalışmalarını Cemil Şeboy Tesislerinde de sürdürmekte.

Bucaspor akademisinde genelde seçilmiş öğrenciler (en iyiler) yer alır. ''Aday Yıldız Futbolcu İzleme Faaliyetleri'', ''Futbolcu Eğitim Kursu'', ve ''Futbol Akademisi'' olmak üzere 3 alanda çalışır.

Futbolculuk eğitimlerinin yanında öğencilerine ders eğitimi ve sosyal aktivite imkanı da sunar. Tesislerin 3 çim saha, 4 suni saha, lojman, spor salonu ve sosyal binası vardır.

Akademinin içerisinde 9 altyapı takımı vardır. Bunlar; U12, U13, U14, U15, U16, U17, U18, DSGL ve Bucaspor A2 takımıdır.


Eğitilen öğrenciler belirli seviyelerde isimlendirilirler. Her öğrencinin ait olduğu bir seviyesi vardır. Öğrenciler sırasıyla; ''seviye altı'', ''seviye'', ''elit altı'', ''elit'' seviyelerine yükselebilirler.

Akademiden şu ana kadar çıkan isimlere baktığımızda; Mehmet Batdal, Murat Karakoç, Koray Arslan, Sertan Vardar, Bekir Yılmaz, Sercan Kaya ve Salih Uçan'ı görmekteyiz.

ALTINORDU

Bucaspor'dan bahsederken İzmirli gençlerin çok şanslı olduğunu söylemiştik. İşte gençlerin şanslarından biri de başka bir İzmir futbol okulu Altınordu.

Sorumlu yöneticiliğini İsmail Güler'in yaptığı Altınordu ''İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu'' felsefesiyle yola çıkmış ve eğitimini de bu felsefe üzerinden vermektedir.

Kanıta ve kayıta dayalı eğitim programı uygulanır. 2006'da kurulan bu futbol akademesi 6 yıl gibi kısa bir sürede 13 kupa kazanmıştır.

Altınordu'ya ait tesisler İzmir Yeşilyurt, Kuşadası, Kuşadası AFA, Selçuk Efes, Işıkkent İzmir'de yer almaktadır.

ATHLETİC BİLBAO ALT YAPISI



İspanya'nın en isyankar takımı Bilbao. Bask bölgesinde doğup büyümeyen hiçbir oyuncuyu kadrosuna almıyor. Bu durum da tabii ki altyapıya önem verilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Bilbao'nun başarılarına baktığımızda bu sistemi çok başarılı şekilde uygulayabildikleri de ortada. Real Madrid ve Barcelona ile birlikte alt lige düşmeyen tek takım Bilbao. 350 bin nüfusa sahip bir bölgeden bu kadar yetenekli isimler çıkartıyorsanız, bir şeyleri doğru yapıyorsunuz demektir.

Bilbao altyapılarında eğitim 7-8 yaşında başlıyor. Endüstriyel futbola karşı bir alternatif olarak örnek gösterilebilir Athletic Bilbao'nun sistemi. Takımın tamamı altyapıdan gelen genç oyunculardan oluşuyor ve bu kadro UEFA finali bile oynadı.

Takımdaki altyapı çıkışlı yeteneklere baktığımızda; Muniain, Javi Martinez, Amorebieta, Llorente, Andre Herrera'yı görmekteyiz.

BORUSSİA DORTMUND ALTYAPISI

İç ve dış kaynaklı olmak üzere 2 sistemi vardır. İç kaynaklı sistem; Dortmund veya çevre illerden akademiye oyuncu kazandırmak, dış kaynaklı sistem ise; Almanya, Polonya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerden yapılan araştırmalar sonucu akademiye oyuncu kazandırmak.

6-7 yaşına gelen çocuklar deneme için akademiye alınırlar. Resmi anlamda en alt seviye U9'dur.

Birçok büyük kulüp gibi Dortmund'un tesisleri de A takım tesislerinin olduğu yerde bulunmaktadır. Zaten Klopp gibi yetenek avcısı bir hoca da Dortmund'un yetenekli çocuklarının gözünün önünde kalmasını isteyecektir. Dortmund'lu gençlere eğitimlerin verildiği bu tesis oldukça modern koşullara sahiptir.


Yetenekli gençlerin yükselişine başlarındaki çalıştırıcılar karar verir. A takım çalıştırıcısı onay verirse oyuncu A takıma yükselebilir.

Altyapı sorumlusu olarak kulübün başında Wolfgang Springer bulunmaktadır. Özel bir ismi olmayan tesisler Dortmund/Bracel'de yer almaktadır.

Geçtiğimiz aylarda Fenerbahçe ve Dortmund arasında bir altyapı ortaklığı kurulduğunu da hatırlatalım.

Dortmund'un verdiği eğitim ortada. İşte Dortmund'un Footbonaut programı ve altyapısında yetişmiş bir çocuğun yaptıkları:


WEST HAM UNİTED VE SOUTHAMPTON

Çoğu kişinin tahmin etmediği bir isim West Ham eminim. Fakat sanılanın aksine çok gelişmiş bir altyapı ağı mevcuttur. Ted Fenton'ın 1950'de kurduğu bu akademi daha çok kişisel yetenek gelişimine önem vermektedir.

Çıkan oyunculara bir baktığımızda yukarıdaki tezimiz daha da güçleniyor; Rio Ferdinand, Frank Lampard, Carrick, Joe Cole, Jermain Defoe, Glen Johnson.

İngiltere'ye gelmişken hemen hızlıca diğer bir İngiliz ekibinden bahsedelim. Bu isim de sizi şaşırtmış olabilir. Şaşırmanız gayet normal. Çünkü pek de başarılı olamayan bir takım Southampton. Çok başarılı oyuncular çıkartıyor olmasına rağmen bunları elinde tutamıyor. Dolayısıyla da başarı gelmiyor.

Southampton sahalarından çıkan isimlere bakın; Alan Shearer, Wayne Bridge, Theo Walcott, Chamberlain, Gareth Bale.

AC MİLAN

Milanello adı verilen otoriteler tarafından en iyisi kabul edilen tesise sahiptir. Hatta Fransız oyuncu Desailly'e Chelsea transferinde ''Tesisleri nasıl buldun etkilendin mi?'' sorusu sorulmuş, Desailly de bu soruya ''Ben Milanello'yu gördüm.'' demiştir.


Bu tesis 1963'te inşa edilmiştir. İçerisinde 3 çim saha, 3 salon, 1 futbol sahası ve 1 astroturf alanı bulunmaktadır.

Eski günlerini mumla arayan Milan belli ki çareyi altyapıda görmekte. Gençlik kampı projesini başlatan Milan 42 ülke, 190 lokasyonda projesini gerçekleştiriyor. Bunu gerçekleştirdiği yerlerden birisi de Türkiye. Rüya Kampı adındaki futbol okulunda birçok Türk çocuk eğitim görmekte.

RENNES

Fransa'da altyapı denildiğinde akla Bordeaux, Marsilya, Lyon gelmesi gerekirken en iyi altyapı Rennes'e ait.

Rennes son 3 yıldır en iyi altyapıya sahip takım seçiliyor. Gourcuff, M'bia, Jimmy Briand, Mickael Silvestre, A. Revelliere, Etienne Didot, J.Fatty, S. Wiltord gibi isimler çıkartmıştır.


Altyapının başında Patrick Rampillon var. Rennes altyapıya kulüp bütçesinin sadece %10'unu aktarıyor. Bu da teknik ekibin başarılı olduğunu gösterir.

Takımın yarısını altyapıdan gelmiş oyuncular oluşturuyor. Bireysel çalışmaya önem veren bu sistemi eski futbolcu François Pinault yapılandırmıştır.

Decloisonnement uygulaması yapılmaktadır. Bu uygulama kapsamında 14 yaşındaki bir çocuk 16 yaşındakilerle birlikte oynatılır. Böylece eksiklerini daha net görür ve daha hızlı kapatır.

Rennes'in ülke içinde 8 direktör ve 25 gözlemcisi bulunmaktadır.

ÇANAKKALE DARDANELSPOR 

Takım anlamında pek başarılı olamayan Dardanelspor adeta futbolcu fabrikası görevi görerek ülke futboluna hizmet etmiştir.


Modern tesislerde eğitim veren Dardanelspor'un güçlü bir staff ve scout ekibi bulunmaktadır.

Oyuncu tercihi fizikli ve güçlü oyuncular tercih edilmektedir. Mehmet Topal, Selçuk İnan, Gökhan Zan, Haan Kabze, Tolga Seyhan, Okan Koç, Fevzi Elmas gibi isimleri Türk futboluna kazandırmıştır.


*** Hollanda futboluyla alakalı verdiği bilgiler için Oğuzhan Oğuz'a (AMK, Yarısaha.com)

*** Borussia Dortmund ile alakalı verdiği bilgililer için BVB Türkiye sayfasına teşekkürler



Pep-Heynckes-Münih Kumarı

25 Nisan 2013 Perşembe

Bildiğimiz gibi geçtiğimiz gün Şampiyonlar Ligi Yarı Final ilk maçında Bayern Münih, Barcelona'yı 4-0 gibi ezici bir skorla yendi. Bayern Münih'in lig içinde bu tarz; hatta daha rencide edici skorlar aldığını biliyoruz fakat son 4-5 yıldan beri Avrupa futbolundaki Barcelona hegemonyasını adeta yıkıp, Alman ekolünün popülizminin arttığı zamana şahit olduk. Fakat sezon sonu gidecek olan Jupp Heynckes'in mimarı olduğu Bayern Münih'ten ayrılması ne kadar doğru? Hep beraber değerlendirelim.


Bayern-Barça maçı bitiminde çoğu futbolsever şunu düşünüyordu. "Heynckes'i neden gönderiyorlar, takım çok iyi, ya Pep bunu başaramazsa?" Ama işin gerçeği şu ki; daha önceden yaptığı açıklamayla sezon sonu görevinden ayrılmak istediğini ifade etti. Münih temsilcisi de Pep'le önümüzdeki sezon için anlaştığını bildirdi. İşin garip tarafı şu ki; Heynckes son 20 maçında sadece Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final öncesi son maçında Arsenal'e yenilmişti. Şimdi futbolseverlerin endişe ettiği asıl soruya gelelim. Pep Guardiola bu başarıyı devam ettirebilecek mi?


Pep'in Münih kariyerine -o bile başlamamışken- birşeyler söylemek çok zor. Ama referansının Barcelona olduğunu hepimiz biliyoruz. Hani o bildiğimiz Barcelona. Kupa almasından bizim sıkılıp onların sıkılmadığı takım. Peki Guardiola öncesi ve sonrası Barcelona'da neler değişti? 


2003 Haziran'dan 2008 Mayıs'ına kadar Barcelona'nın başında olan Frank Rijkaard, takımı kötü yönettiği gerekçesiyle görevine son verilmiş, o sırada Barcelona B takımını yöneten Pep A takımın başına verilmişti. Rijkaard yönetiminde Barcelona; 2 La Liga şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ve 2 İspanya Süper Kupasını kaldırmıştı. Rijkaard'ın son sezonu ise Katalan ekibi ligi 3. bitirmiş, bir nebze bardağı taşıran son damla olmuştu. Pep ise görevine başladığı ilk yıl Barcelona; 100'ün üzerinde gol atıp La Liga şampiyonu olmuş, bunun ardından İspanya Kral Kupası, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu, İspanya Süper Kupası, UEFA Süper Kupası ve FIFA Dünya Kulüpler Kupası'nı kaldırmıştı. Totalde 6 turnuvada başarıya ulaşmış ilk teknik direktör olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bunun yanısıra Barcelona'nın oynadığı oyun sistemiyle -ki kazandığı başarılarda bunu gösteriyor- göze hoş gelen ve aynı zamanda disiplinli bir takım oluşturmuştur. Barcelona bir dünya markası haline gelmiştir. Bakılacak olursa Bayern Münih'li yöneticiler de Münih ekibini dünyaya açılan, bir marka ve ekol olarak adını daha fazla duyurma eğilimi doğrultusunda Guardiola ile anlaşmışlardır. Daha önce de söylediğim gibi şu an Pep'in Bayern kariyeri başlamadan eleştirmek haksızlık olur. Ama şunu bilin istedim: Pep sıradan bir teknik direktör değil. Münih'te sıradan bir kulüp değil. Pep'in Münih ekibine katacağı çok şey olacaktır. Futbolseverler olarak izleyelim, görelim..



Avrupa'nın Önde Gelen Liglerindeki Şampiyonluk Mücadeleleri

22 Nisan 2013 Pazartesi

Avrupa'nın birçok liginde sezon sonu yaklaştıkça şampiyonlar da yavaş yavaş belli olmaya başlıyor. Biz de sizin için kısa kısa bilgilerle bu liglerin şampiyonluktaki son durumlarını aktarmak istedik. İşte o ligler ve şampiyonluk yolunda avantajlı takımlar.


İNGİLTERE

Premier lig'de sezonun bitmesine 5 hafta kala lider Manchester United'ın şampiyonluk yolunda büyük avantajı bulunuyor.

United, en yakın rakibi Manchester City'nin 13 puan önünde ve kalan 5 maçta toplam 3 puan alırsa şampiyonluğa ulaşacak.



İTALYA

İtalya Serie A'da da benzer bir durum var. Ligin bitmesine 5 hafta kala lider Juventus en yakın rakibi olan Napoli'nin 11 puan önünde.

Juventus'a şampiyonluk yolundaki kalan 5 maçta 4 puan yetiyor.


İSPANYA

La Liga'da ise ligin bitmesine 6 hafta kala Barcelona'nın ezeli rakibi Real Madrid'e karşı 13 puanlık üstünlüğü bulunuyor.

Şampiyonluk için lider Barcelona'ya 6 maçta 6 puan yetecek.


TÜRKİYE

Ülkemizde ligin bitmesine 4 hafta kala liderlik koltuğunda Galatasaray oturuyor. Galatasaray'ın en yakın takipçisi ise ezeli rakibi Fenerbahçe.

En yakın rakibinin 7 puan önünde olan Galatasaray'a kalan 4 maçta 6 puan yetecek.


FRANSA

Fransa'da 33. hafta sonunda PSG'nin büyük bir üstünlüğü bulunuyor. Lider PSG'nin 9 puan gerisinde ise Marsilya var.

PSG'ye kalan 5 hafta sonunda 6 puan yetiyor.


HOLLANDA

Hollanda'da ise lider Ajax. Lideri 4 puan gerisinden PSV Eindhoven ve Feyenoord takip ediyor.

Ajax'a kalan 3 maçta 6 puan yetecek.


PORTEKİZ

Portekiz'de 26. hafta sonunda 70 puanlı Benfica'nın liderliği bulunuyor. Liderin en yakın takipçisi ezeli rakibi olan Porto'nun ise 66 puanı var.

Benfica'ya şampiyonluk için kalan 4 maçtan 9 dokuz puan yetiyor.


DANİMARKA

Danimarka'da Kopenhag'ın en yakın rakibi olan Nordsjaelland'a karşı 10 puanlık bir üstünlüğü bulunuyor.

Lider Kopenhag'a şampiyonluk yolundaki 5 maçtan çıkarılacak 6 puan yetiyor.


ŞAMPİYONU BELLİ OLAN LİGLER

ALMANYA

Almanya'da ligin bitimine 4 hafta var, fakat şampiyon şimdiden belli. İki sezondur şampiyonluk yaşayamayan Bayern Münih bu sezon işi şansa bırakmadı ve şampiyonluğu şimdiden garantiledi. İkinci sırada ise son iki sezonun şampiyonu Borussia Dortmund var.


YUNANİSTAN

Yunanistan'da geçen senenin şampiyonu Olimpiakos bu sezon da şampiyonluğunu ilan etti. İkinci sırada ise PAOK var.


İSKOÇYA

İskoçya Premier Ligi'nde ise en yakın rakibinin 15 puan önünde olan Celtic şampiyonluğa uzandı. İkinci sırada ise Motherwell var.


HIRVATİSTAN

Hırvatistan'da ise en yakın rakibi Lokomotiva Zagreb'e 15 puan fark atan Dinamo Zagreb şampiyon oldu.


UKRAYNA

Ukrayna'da Lucescu'nun Shaktar Donetsk'i şampiyonluğa uzandı. İkinci sırada ise Metalist Kharkiv bulunuyor.

Şampiyonlar Ligi Yarı Final Değerlendirmesi

17 Nisan 2013 Çarşamba


Avrupa'nın kulüpler bazında en büyük kupası olan Şampiyonlar Ligi'nin yarı final eşleşmeleri bildiğiniz gibi geçen hafta belli olmuştu. Hayatın Futbolu ekibi olarak bu eşleşmeler hakkında birkaç değerlendirme yapmak istedik. Buyrun o kuralar ve değerlendirmeleri:


Bayern Münih - Barcelona

Şampiyonlar Ligi'nin bu sezonki en önemli maçlarından biri olan Bayern Münih - Barcelona eşleşmesinin ilk ayağı Almanya'da oynanacak.

İlk maça ev sahipliği yapacak Bayern, eşleşmede de bir adım önde gösteriliyor. Bu düşüncenin sebebi ise Bayern Münih'in bu sezonki muhteşem futbolu. Bundes Liga'da şampiyonluğunu haftalar öncesinden garantileyen Bayern Münih'in şimdiki hedefi ise 2012 ve 2010 yıllarında finalde kaybettiği Şampiyonlar Ligi kupası.


Sezon başından beri takım olarak muhteşem bir performans ortaya koyan Münih, ligin ikinci yarısından Arsenal maçına kadar geçen sürede kalesinde gol görmemişti. Tabii ki burada konuşulacak olan sadece savunma hattı değil, bu bir takım oyunu. Az gol yedikleri gibi, Almanya'da son haftalarda rekor sayılacak kadar fazla gol atıyorlar. Sonuç olarak şu an Bayern Münih eşleşmeye çok uygun bir durumda ve sadece Şampiyonlar Ligi'ni düşünüyor.

Eşleşmenin Katalonya kanadında ise durum çok da farklı değil. Barcelona takımı da ligte en yakın rakibine 13 puan fark atmış durumda. Şampiyonluğu henüz garantilememiş olsa da durumları Bayern Münih kadar rahat.

Takım performansı ise bildiğimize yakın durumda. "Yakın durumda" dememin sebebi ise bazı maçlarda seyircinin beklediği performansı sahada görememesi. Kral Kupası haricinde iki kulvarda yoluna devam ediyor. Ancak son Real Madrid maçlarındaki yenilgi ve beraberlikler, çeyrek finaldeki rakibi olan PSG karşısında zor geçilen bir tur ve Milan'ı elerken yaşanılan sıkıntılar taraftarların aklında az da olsa soru işareti bırakıyor. Tabii ki bu birkaç maç, takımın bu sezonki oynadığı tüm maçlara genellenemez.

Böyle iki büyük takımın oynayacağı maçlarda hiçbir zaman kesin bir favori olmaz. Ancak ben Bayern Münih'i küçükte olsa bir adım önde görüyorum.


Borussia Dortmund - Real Madrid

Bu sezon Şampiyonlar Ligi D Grubu'nda eşleşen iki ekip bu kez kozlarını finale gidiş bileti için paylaşacak. Bu kurada da ilk maç Almanya'da oynanacak.

Jürgen Klopp'un öğrencileri grup maçlarında 2-2(D) ve 2-1'le Real Madrid'e üstünlük sağlasa da bu kez işleri kolay olmayacak. Yarı final öncesinde önce Shaktar'ı sonra da Malaga'yı eleyen sarı siyahlılar son iki sezonki çıkışına Bundes Liga'da ara vermesine rağmen Şampiyonlar Ligi'nde tarih yazma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Taraftar ve takım olarak Şampiyonlar Ligi için kenetlenmiş olan Borussia Dortmund'un en büyük kozları hızlı pas düzeni ve ileri hattaki oyuncularının bireysel yetenekleri. Son iki sezonda taraftarlara takım oyununun zirvesini gösteren takımın bu zorlu eşleşmeden nasıl çıkacağı merak konusu.

Eşleşmenin Real Madrid kanadındaki durum ise gayet iyi. İspanyol ekip, gruptaki maçlarda Borussia Dortmund'a karşı zorlansa da, grup sonrası aşamalarda umut veren bir futbol vardı. Zira İspanyollar önce Manchester United'ı sonrasında da Galatasaray'ı eleyerek yarı finalin yolunu tuttu.

Ligte umduğunu bulamayan Real Madrid'te, teknik direktör Mourinho gözünü Şampiyonlar Ligi'ne dikmiş durumda.

Gruplardaki maçlarda rakibine üstünlük sağlayamamasına rağmen Real Madrid eşleşmenin bir adım önde olan takımı konumunda. Fakat seyircisiyle bütünleşmiş bir Borussia Dortmund'u hafife almaya gelmeyeceğini de unutmamak gerek.


Sonuçlar ne olur bilinmez ama bilenen tek şey var, o da; futbolseverleri mükemmel maçların beklediğidir.

Şampiyonlar Ligi'nde Son Durum

6 Nisan 2013 Cumartesi

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek final ilk maçları oynandı. Biz de bu maçlar ve genel durum hakkında birkaç fikir ve yazı yazmak istedik.

REAL MADRİD - GALATASARAY

Önce temsilcimiz Galatasaray'ın maçıyla başlıyoruz. Çarşamba akşamı oynanan maç birçok kişiyi üzdü. Zira Galatasaray çok da kötü oynamadığı halde 3 farklı bir yenilgi aldı. Bu skor da ikinci maçı -neredeyse- bir prestij maçı haline bürüdü.

Maçın başında oyun ortada geçiyordu. Ta ki Real Madrid'in ekstra hücum oyuncularının yakaladığı ani atağa kadar. Mesut, Di Maria ve Ronaldo iş birliği ile ilk golü kalemizde gördük. Daha sonra ise Galatasaray'ın baskı kurduğu birkaç dakikadan sonra sağ kanattan Essien'in ortasında savunmadaki karışıklıktan yararlanan Benzema sahneye çıktı ve ilk yarı bu skorla bitti.

İkinci yarıda da ilk yarıdaki gibi pozitif futbol bekleyen Galatasaray taraftarını üzecek ilk adım Fatih Terim'den geldi. Terim en azından 2-0'lık skoru koruyayım düşüncesiyle Sneijder yerine Gökhan Zan'ı oyuna aldı. Bu da ilk yarıda birkaç dakika arayla tehlike yaratan Galatasaray'ın bitişiydi. Önce defans diyerek korumaya çalışılan skor Higuain'in kafasıyla üzücü bir hal aldı.

Sonuç olarak 2-0'ı korumak isterken 3-0'la evimize döndük. Galatasaray için tur imkansıza yakın bir hal aldı, fakat camiada oynanan korkusuz oyun hoş karşılandı.

Verilmeyen penaltılar ve kaçırılan goller de eklenince Galatasaray'ın pekte kötü oynadığı söylenemez.


BAYERN MÜNİH - JUVENTUS

Kuralardan sonra en heyecanlı olacağı düşünülen maçlardan birine geçiyoruz.

Salı akşamı oynanan Bayern Münih - Juventus maçında beklenmedik bir net skor oluştu. Maçın ilk dakikasında sürpriz bir golle öne geçen Münih bu dakikadan sonra da maçın kontrolünü rakibe bırakmadı ve ilk yarı Münih'in bir farklı üstünlüğüyle sonuçlandı.

İkinci yarı ise Juventus'un biraz kıpırdanmaya çalışması ters tepti ve Münih, Müller ile ikinci golü buldu. Maç bu skorla tamamlandı ve Münih ilk maç sonunda büyük bir avantaj elde etti.

Tabii ki böyle büyük takımlar söz konusu olduğunda kesin konuşmak diye bir ihtimal olmuyor. İki takımın da her an skoru değiştirecek yıldızları mevcut. Şu anlık avantaj Bayern'de gibi gözükse de ikinci maçın muhteşem heyecanı sardı tüm futbolseverleri.


MALAGA - BORUSSİA DORTMUND

Haftanın golsüz geçen maçına geçiyoruz şimdi de.

Çarşamba akşamı İspanya'da oynanan maçta Dortmund'un bir adım da olsa üstünlüğü vardı rakibine. Deplasmanda olmasına rağmen Dortmund alışılagelmiş pozitif futbolundan vazgeçmedi. Fakat 2 net pozisyondan yararlanamayan Götze ya da büyük bir enerjiyle maçın yıldızı haline gelen Caballero sayesinden maç beraberlikle tamamlandı.

Golsüz geçilmesine rağmen futbolseverlere zevkli anlar yaşatan maçın ikinci ayağı Almanya'da oynanacak. Dortmund gerek kalitesi gerekse ilk maçın verdiği küçük de olsa avantajla bu turda da öne çıkan takım halinde.


PARİS SAİNT GERMAİN - BARCELONA

Geçiyoruz haftanın en gollü Şampiyonlar Ligi maçı olan PSG - Barcelona karşılaşmasına.

Maç beklenildiği gibi hızlı başladı. Önce PSG'nin direkten dönen topu, sonra Dani Alves'in mükemmel pasında Messi'nin golü. İlk yarıyı bu golle önde bitiren Barcelona'yı ikinci yarının 79. dakikasında eski dost İbra'nın golü bekliyordu.

Karşılıklı ataklarla geçen ikinci yarı, tam da maç bitti denilecek dakikalara girilmişken hakemin düdüğüyle penaltı noktasına gidildi. Penaltıyı kullanan takım Barcelona, penaltıyı gole çeviren oyuncu ise Xavi'ydi. Maçın böyle bitmesi bekleniyordu. Ta ki Blaise Matuidi'nin 90+2'de uzaktan şutuna ve Valdes'in şut sonrası hatasına kadar. Maç bu golle 2-2 sonuçlandı.

PSG bu golle ikinci maç için az da olsa umutlandı, fakat avantaj hala Barcelona'nın elinde. Zira ikinci maç başladığı gibi bitse bile Barcelona turluyor. Bu yüzden Barcelona bir adım, hatta evinde oynadığı gerçeğini de sayarsak iki adım önde rakibine göre.


Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalin ilk haftası bu şekilde geçildi. İşte ilk hafta skorları ve ikinci hafta takvimi...


 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Hayatın Futbolu - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger