Avrupa'da 2013/2014 Sezonu Formaları

16 Temmuz 2013 Salı

Avrupa'da futbol takımlarının giyeceği yeni sezon formaları tanıtıldı.

NOT: Resimler www.yarisaha.com'dan alınmıştır.

AC MİLAN

AJAX

ARSENAL

AS MONACO
 ATHLETİC BİLBAO

ATLETİCO MADRİD
 BAYERN MÜNİH

 CELTİC

CHELSEA

JUVENTUS


LİVERPOOL

 MANCHESTER CİTY

MANCHESTER UNİTED

OLYMPİQUE LYON

PORTO

PSG

PSV EİNDHOVEN

REAL MADRİD

TOTTENHAM

VALENCİA

Türkiye'de Forma Giymiş Balkan Kökenli Futbolcular

11 Temmuz 2013 Perşembe




Coğrafi yakınlık mı, kültürel benzerlik mi, verilen yüksek ücretler mi bilmem de her dönemde Türk futbolu Balkanlar'dan gelen oyunculara ev sahipliği yaptı. Yapmaya da devam ediyor. Şu anda sadece Gençlerbirliği'nde 1 Boşnak, 3 Sırp, 1 Hırvat ve 1 Kosovalı oyuncu var. Diğer takımlarımızın da çoğunda Balkanlar'dan gelen oyuncuları görmek mümkün. HFBlog olarak tarihimiz boyunca (Kısmen 80 sonrasını almaya çalıştık çünkü sayı çok fazla) Türkiye'de forma giymiş, adından söz ettirmiş Balkanlar'dan gelen oyuncuları derledik.

Zoran Simoviç

Karadağlı kaleci. Türkiye'ye 1984-1985 sezonunda geldi. 86/87 ve 87/88 sezonunda Galatasaray ile şampiyonluklar yaşadı. 1990 yılında Everton jübilesiyle futbolu bıraktı.

Dzevad Secerbegoviç

Boşnak kökenli oyuncu Sloboda Tuzla'da futbol hayatına başladı. Burada 9 yıl oynadı. 1983-1984 sezonunda Beşiktaş'a geldi. Secerbegoviç sol açık mevkisinde oynardı.

Cevad Prekazi

Arnavut asıllı, Kosovalı futbolcu. 85/86 sezonunda Galatasaray'da oynadı. Uzaktan şutlarıyla ün kazandı. 1991'de Galatasaray'ı bıraktı. altay ve Bakırköyspor'da da forma giydi.

Fadil Vokrri

Kosovalı oyuncu 1990-1992 yılları arasında Fenerbahçe'de forma giydi. Daha sonra Nimes'te oynadı. Şu an aktif olarak Kosova Futbol Federasyonu Başkanı.

Tarik Hodziç

Boşnak futbolcu 83/84 sezonunda Galatasaray'a geldi. 16 golle gol kralı oldu. Ayrıca Türkiye'de gol kralı olmuş ilk yabancı futbolcudur. 84/85 sezonunda Sarıyer'de oynadı. Buradan Balıkesirspor'a geçti.

Dusan Pesiç

Sırbistanlıdır. 1984'te Fenerbahçe'ye geldi. 209 maç forma giyip 45 gol attı. 4 kupa kazandı. 4 sene ilk 11 oynadı. Sezon sonu Sakaryaspor'a kiralandı. 1989'da futbolu burada bıraktı.

Mirsad Sejdiç

Boşnak oyuncu 1982'de Galatasaray'da oynadı. 52 maç oynayıp 24 gol attı. Daha sonra Altay ve Bursaspor'da oynadı. 84/85 sezonunda Bursaspor'da 32 maçta 14 golle yılın en iyi yabancısı seçildi.

Zlatan Arnavutoviç

Hırvatistan doğumludur fakat Boşnak asıllıdır. 1983'te Beşiktaş'ta oynadı. Orta sahanın solunda görev yapardı. Secerbegoviç ile çok uyumlu tablo çizdiler.

Rade Paprica

Bosnalı oyuncu 1986'da Beşiktaş'ta oynadı. 19 maça çıktı. Sezon sonunda performansı düşük bulunduğu için gönderildi.

Nejat Biyediç

Mostar doğumlu Boşnak futbolcu.86/87 sezonunda Bursaspor'a geldi. 87/88 sezonunda 17 gol atarak Bursaspor'un en çok skor yapan oyuncusu olma unvanı kazandı. 90/91 sezonunda 31 yaşında jübile yaptı. Fakat takımın gidişi üzerine tekrar bazı maçlarda oynamak üzere geri döndü. Nejat Biyediç 15 Ağustos 2011'de hayatını kaybetti.

Zlatko Juriceviç

80'lerin ikinci yarısında Karşıyaka'ya geldi. Burada 5 sezon futbol oynadı. Futbolu da burada bıraktı.

Sead Halilagiç

Boşnak asıllı oyuncu futbol hayatına FK Novi Pazar'da başladı. 1997'de Türkiyeye, İstanbulspor'a geldi. 1999 yılında Beşiktaş'a transfer oldu. 2001-2002 sezonunda Slavia Sofia'ya gittı. Buradan tekrar Türkiye'ye dönerek Adanaspor forması giydi.

Mitar Mrkela

Sırp oyuncu futbola OFK Beograd'da başladı. 92/93 sezonunda Beşiktaş'a geldi. Buradan sonra kariyerine Hollanda'da devam etti.

Mirsad Kovaceviç 

Yugoslavyalıdır. 1984'te Beşiktaş'a geldi. 1986'da Galatasaray forması giydi. Türk vatandaşlığına geçerek ''Güneş'' soy adını aldı. Buradan sonra Göztepe'de oynadı.

Miroslav Tanjga

Sırp asıllı oyuncu 1992-1993 sezonunda Fenerbahçe forması giydi. Başarısız bulunan oyuncunun sözleşmesi aynı sezon içerisinde fesh edildi. Buradan Hertha Berlin'e gitti.

Marijan Mrmiç

Hırvatistanlı oyuncu futbola NK Mladost Suhapolje'de başladı. 1996'da ilk yurt dışı deneyimini gerçekleştirerek Beşiktaş'a geldi. Beşiktaş'ta 41 maç forma giydi. Buradan Varteks'e gitti.

Zivan Ljukovcan

Yugoslavyalı oyuncu 1986-1988 yılları arasında Fenerbahçe'nin kaleciliğini yaptı. Aynı zamanda Yugoslavya milli takımının da kalecisiydi.

Milan Rapaiç

1973 doğumlu Hırvat oyuncu futbola Hajduk Split ile başladı. Fenerbahçe'de yüksek performans gösteren Rapaiç, 2001 şampiyonluğu kazanan kadrodaydı.

Zoran Mirkoviç

Futbola 1991'de Rad'da başladı. Sırp futbolcu Fenerbahçe'de 2 yıl forma giydi. 2003-2004 sezonunda Partizan'a döndü. 2006 yılında jübile yaptı

Nikola Lazetiç


6 Milyon Mark bedelle 2000'de Fenerbahçe'ye geldi. 2002 yılında Como'ya gitti. Daha sonra sırasıyla; Chievo, Lazio, Livorno, Torino formaları giydi. Şu anda FK Smederevo'da forma giyiyor.

Elvir Baljiç ''Baliç''

Boşnak futbolcu futbola Saraybosna'da başladı. İlk olarak 1998'de Bursa'ya geldi. 9.5 Milyon Euro'ya Fenerbahçe'ye geldi. Türk vatandaşlığına geçerek ''Baliç'' oldu.  Buradan Real Madrid'e gitti. Real Madrid'de forma giyen ilk Türk pasaportlu oyuncudur. 2000-2001 yılında Fenerbahçe'ye geri döndü. Daha sonra Galatasaray forması giydi.

Rade Zalad

Futbola Partizan'da başladı. Sırp oyuncu 1986'da Eskişehirspor'a geldi. 1 sezon sonra Beşiktaş'a transfer oldu. 1989'da Ankaragücü'nün kalesine geçti. 1993'te futbolu bıraktı

Elvir Boliç

1992'de Galatasaray'a geldi. 6 ay sonra Gaziantepspor'a transfer oldu. 1995-1996 sezonunda Fenerbahçe forması giymeye başladı. 2000 yılında İstanbulspor'a geçti. Daha sonra Rayo Vallecano ve tekrar İstanbulspor'da oynadı.

İgor Nikolovski

Makedonyalıdır. Sakaryaspor ve Trabzonspor forması giydi. Trabzon'a Hüseyin Cimşir karşılığında verildi.

Miloş Mihajlov

Sırbistanlıdır. 2007-2008 sezonunda Konyaspor'da oynadı.Şu anda Politehnica'da forma giyiyor.

Misko Mirkoviç ''Mert Meriç''

1992-1993 sezonunda Kocaelispor, 2000-2001 Fenerbahçe, 2002'de Elazığspor'da oynadı. 2003'te tekrar Kocaeline döndü. 2004 yılında futbolu bıraktı.

Sasa İliç

Sırp asıllı oyuncu 2005 yılında Galatasaray'da forma giydi.2007'de Salzburg'a gitti. 37 kez milli oldu. Şu anda Partizan'da.

Miroslav Steviç

Sırp oyuncu 2002-2003 sezonunda Werner Lorant'ın isteği doğrultusunda Fenerbahçe'ye transfer edildi. 2006'da futblu bıraktı. Şu anda 1860 Minih'in teknik direktörü.

Stevica Kuzmanovski

Makedonyalıdır. Futbola Partizan'da başladı. 1992 yılında kocaelispor'a geldi. 2 sezon sonra Galatasaray'a geçti. 1994-1995 sezonunda Antalyaspor'a kiralandı. Buradan Eskişehirspor'a geçti.

Davor Vugrinec

Hırvat oyuncu futbola Varteks'te başladı. İlk yurt dışı deneyimini Trabzonspor'da yaşadı. 85 maç oynadı 29 gol attı.

Stjepan Tomas

Hırvat oyuncu futbola Dinamo Zagreb'te başladı. 2003-2004 sezonunda Fenerbahçe'de oynadı. 2004-2005 sezonunda Galatasaray'a gitti. Buradan Rubin Kazan'a transfer olan Tomas, daha sonra Gaziantepsor ve Bucaspor formaları da giydi.

Vedran Runje

Hırvat kaleci kariyerine Hajduk Split'de başladı. 2006-2007 sezonunda Beşiktaş'a geldi. En az gol yiyen kaleci oldu. 2007 yılında Lens'e gitti.

Michael Petkoviç


Hırvat kökenlidir. Futbola Avustralya'da başladı. 2002-2005 yılları arasında Trabzonspor, 2005-2006'da ise Sivasspor forması giydi.

Dragoslav Jevriç

Sırbistanlı file bekçisi ülkemizde bir dönem Ankaraspor kalesini korumuştur. Şu anda Maccabi Tel Aviv'în kalecisidir.

Mateja Kezman

Kariyerinde, Radnicki Pirot, Loznica,  Partizan, PSV, Chelsea, Atletico Madrid gibi birçok takım olan Kezman, 2006'da Fenerbahçe'ye geldi. ''Batman'' lakaplı oyuncu Fenerbahçe'de 46 maç oynayıp 22 gol attı.

Hrvoje Cale

Hırvatistanlı oyuncu 2008 yılında Trabzonspor'da oynadı.  Daha sonra Wolfsburg'a geçti.

Zvjezdan Misimoviç

Bosnalıdır. 2000 yılında Bayern Munih B takımında oynadı. 2004-2005'te Bochum, daha sonra Wolfsburg'ta oynadı. 2010-2011 sezonunda 8 Milyon Euro'ya Galatasaray'a transfer oldu. Galatasaray'dan Dinamo Moskova'ya geçti.



Uçamayan Hollandalı: Dennis Bergkamp

8 Temmuz 2013 Pazartesi




Onu nitelendirmek için hangi kelimeleri kullanmak gerekir bilmiyorum. Soğukkanlık kavramının futbolun içindeki en iyi örneklerinden bir tanesi. Ayrıca kendisine en çok lakap takılan futbolcu olabilir bilemiyorum. (Araştırır onu da yazarız bir gün)

Taraftarların Bergkamp'a taktığı lakaplara baktığımızda; İceman, Bergchamp, Bergie, Denice the Manice, Uçamayan Hollandalı gibi lakaplar görüyoruz.

Bergkamp'ın oyun özelliklerine baktığımızda başarılı paslar, takım oyununa yatkın bir oyun anlayışı, zeka, hız ve mükemmel bir bitiricilik. Bazı  otoritelere göre gelmiş geçmiş en iyi striker.

Futbola Başlangıcı ve Ajax Kariyeri

Dennis Bergkamp 1969'da Amsterdam'da dünyaya geldi. Bu maceraya 12 yaşında futbola yetenekli her Hollandalı çocuk gibi Ajax altyapısında başladı. 14 Aralık 1984'te Johan Cruiyff'ün teknik direktörlüğünü yaptığı Ajax'la ilk profesyonel maçına çıktı. İlk maçını Roda'ya karşı oynadı. O sezon içerisinde 14 maçta da forma giydi. Sonraki sezonda ise takımın değişmez oyuncularından birisi olmayı başardı. Bergkamp Ajax ile birlikte, 1990 yılında Hollanda Ligi Şampiyonluğu, 1992 yılı UEFA Kupası Şampiyonluğu, 1993 yılında KNVB Kupasını kazandı. 1991 ve 1993 yılları arasında gol kralı oldu. Ayrıca 1992-1993 sezonunda
Hollanda'da ''Yılın Futbolcusu'' seçildi. Ajax'ta toplamda 185 maça çıktı ve 128 gol kaydetti.

İtalya Macerası

Gösterdiği performansla birlikte İtalya ekibinin dikkatini çeken Bergkamp 1993 yılında İnter'e transfer oldu. Fakat burada geçirdiği iki sezon içerisinde pek de başarılı kabul edemeyiz.

Bergkamp'ın İtalya'da başarısız olmasının nedeni sert savunma yapan İtalyan futbol anlayışı olarak gösterildi. Takım her ne kadar 1994 UEFA Kupası şampiyonu olmuş olsa da Bergkamp bu sezonda 52 maçta oynayıp sadece 11 gol atabildi. İtalya'da umduğunu bulamayan Bergkamp başka bir ülkeye yelken açtı, futbolun beşiğine...

Uçamayan Hollandalı İngiltere'de


1995 yılında 7.5 Milyon Sterlin'e Arsenal'e transfer oldu. Burada forma giydiği ilk 8 maçta gol atamadı. İlk golünü 8 haftalık aradan sonra Southampton'a attı ve ondan sonra gollerine hiç ara vermedi.

Dennis Bergkamp'ın Arsenal'e gelişi hem Arsenal hem de İngiltere için öneme sahip. Özellikle 1991 Heysel Faciasından sonra yıldız oyuncular İngiltere'yi tercih etmemeye başladı. Bergkamp, İngiltere'ye gelen ilk dünya çapındaki futbolcu. Ayrıca 1990'dan itibaren düşüşe geçen Arsenal'i adeta yeniden şaha kaldıran oyuncu olarak gösteriliyor.

Forma giydiği Arsenal'de takımın golcüsü Ian Wright ile çok iyi bir ikili oluşturdu. Maç esnasında Ian Wright'in arkasına yerleşen Bergkamp, hem attığı hem de attırdığı gollerle Ada'da adından sıkça söz ettirir hale geldi.

Wenger Etkisi


1996'da Arsene Wenger'in takımın başına geçmesiyle birlikte hem Arsenal, hem de Bergkamp büyük yükselişe geçti. Bu yüzden Wenger dönemini ayrı bir başlık altında incelemek daha doğru olacaktır.

Wenger'in çalıştırdığı Arsenal ile birlikte Bergkamp deyim yerindeyse başarıdan başarıya koştu. Gerek kişisel grafiği gerek takım grafiği çok yükseldi.1997-1998 sezonunda PL ve FA Cup şampiyonluğu alarak duble yaptılar. Fakat Bergkamp sakatlığı sebebiyle FA Cup finalinde forma giyemedi.

Eylül 1997'de düzenlenen ''Ayın Golü Yarışması''nda Leicester City'e attığı 3 gol yarışmada sırasıyla, 1., 2., ve 3. olmuştur. Bu başarı dünyada ilktir ve tektir. Ek olarak: Dennis Bergkamp o sezon 16 gol atmıştır.

Ağır olmakla eleştirilmiştir. Fakat Wenger'in yaptırdığı 40m. depar antrenmanında en iyiler listesine baktığımızda; 1-Henry, 2-Pennant, 3-Dennis Bergkamp, 4-Ashley Cole'dür.

Arsenal ile birlikte 2002 FA Cup, 2002 PL Şampiyonluğu alarak bir duble daha yapmıştır. Bu başarıları 2003 FA Cup ve 2004 PL Şampiyonlukları takip etmiştir. Fakat İngiltere içerisindeki bu başarıların aksine Avrupa'da pek de başarılı bir grafik çizilmemiştir. 2000 UEFA Kupası Finalinde penaltılarda Galatasaray'a, 2006 Şampiyonlar Ligi Finalinde de Barcelona'ya elenmişlerdir.

Dennis Bergkamp gol attığında o normal bir gol statüsünde değildir ve işte bu yüzden biz onun attığı gollere ''Dennis Bergkamp Golü'' deriz.'' Thierry Henry

Efsaneye Veda 

2005-2006 sezonundan önce ''Arsenal'den sözleşme teklifi gelmezse futbolu bırakacağım.'' açıklaması yapan Bergkamp'a 2005-2006 sezonunda 1 yıllık sözleşme yapılmıştır. Wenger'in 30 yaş üstü oyunculara sözleşme yapmama kuralından dolayı sözleşmenin süresi 1 yıllık yapılmıştır. 1 yıllık sözleşme demek Uçamayan Hollandalının Highbury'deki son senesi demekti.

15 Nisan 2006'da Arsenal taraftarı ''Taraftarlar Günü'' organizasyonunun adını ''Dennis Bergkamp Organizasyonu'' olarak değiştirmişlerdir.

3-1'lik WBA maçının son golünü 89. dk'da atmıştır. Ve bu onun profesyonel futbol hayatındaki son golüdür. Bergkamp'ın Arsenal formasıyla çıktığı son maç aynı zamanda Highbury'deki de son maçtır. Yeni stadyumun, yani Emirates'in ilk maçı da onun jübile maçı olmuştur. Yani bir tarih onunla kapanmışken, yeni bir tarih yine onunla açılmıştır. Profesyonel futbol hayatına ise 2006 Barcelona Finali ile veda etmiştir.

Dennis Bergkamp'ın Newcastle United'a attığı gol çoğu taraftar tarafından dünyanın en güzel golü olarak gösterilmektedir.


Dennis Bergkamp'ın jübilesi Emirates'te düzenlenen Ajax-Arsenal maçı ile yapılmıştır. Santrayı babası ve oğluyla yapmıştır. Maçın ilk yarısında güncel Ajax ve Arsenal kadroları oynarken, 2.yarıda Ian Wright, David Seaman, Henry gibi oyuncular sahaya çıkmıştır. İşte o maç


Milli Takımda Bergkamp

İlk milli formayı 1992 yılında İtalya'ya karşı giymiştir. İlk resmi turnuvası ise 1992 Avrupa Şampiyonası'dır. Daha sonra 1994 Dünya Kupası ve 1998 Dünya Kupasına katılmıştır. 98 Dünya Kupasında Arjantin'e attığı son dakika golü efsane golleri içerisinde yer almaktadır. İşte o mükemmel gol ve spikerin sevinci. (Spiker tam 8 kez Dennis Bergkamp diyor.)


2000 Avrupa Şampiyonasından sonra milli takıma veda etmiştir. 2002 Dünya Kupasının Japonya-Kore ortaklığında yapılmasından dolayı uçak fobisine sahip Bergkamp buraya katılamayacağını açıkladı ve milli takım kariyerini noktaladı. Milli takımı bıraktığında 79 maçta, 37 golü vardı bu bir rekordu. Daha sonra bu rekoru Patrick Kluivert geçti.

Uçak Fobisi

Dennis Bergkamp'ın ileri derece uçak fobisi vardı. Deplasman maçlarından nefret ederdi. Bu konuda ''Deplasman maçlarında maçtan çok eve dönüşü düşünüyordum.'' demiştir. Uçak korkusu yüzünden ''Uçamayan Hollandalı'' lakabını almıştır.

Enteresan bir anektod olarak; 

1998 Dünya Kupası elemelerinde Bergkamp'ın uçak fobisi milli takımımız için pozitif bir etkiye sahne olmuştur. Bursa'da oynanan Türkiye-Hollanda maçına Bergkamp uçak fobisi nedeniyle katılamamıştır. Bu durum Türkiye için büyük avantaj oluşturmuştur ve maçı Hakan Şükür'ün attığı golle 1-0 Türkiye kazanmıştır. Ve bu olay tarihte ilk ve sondur. Türk milli takımı bir daha Hollanda'yı yenememiştir.

Yeni Bir Ramos Doğuyor - DERIK

3 Temmuz 2013 Çarşamba

Ülkemizde düzenlenen Fifa U-20 Dünya Kupası'nın favorisi birçok otoriteye göre İspanya. Kadrosunda Real Madrid, Barcelona, Atletico gibi büyük kulüplerin altyapı yıldızlarını barındıran İspanya U-20 takımı dün itibariyle oynadığı oyunun hakkını birkez daha verdi ve çeyrek finale yükselmeyi başardı. Turnuvayı statta takip eden birisi olarak herkesin konuştuğu Jese, Deulofeu, Oliver ve Suso gibi yıldızların aksine daha turnuvanın ilk gününden itibaren defans hattından bir isim dikkatimi çekti. DERIK

 

Asıl adı Derik Osede Prieto olan "Derik" şubat 1993 doğumlu. Babası Nijerya'lı, annesi İspanyol. Futbola 8 yaşında profesyonel olarak başladı ve şu an Real Madrid Castilla diye adlandırılan Real Madrid'in altyapı takımında milli takımından da tanıdığımız arkadaşları Jese ve Llorente ile birlikte forma giyiyor. İspanya U-19 takımında da yer alan Derik, takımını şampiyonluğa ulaştırmada önemli bir role sahipti. Defansif özellikleri diğer stoperlerin dışında topa çok hakim olması, attığı başarılı kısa ve uzun paslar ve hava hakimiyeti çok yüksek. Biraz resmi site açıklaması gibi oldu ama gerçekten öyle :)



İstanbul'da olan maçları izleyen Manchester United'ın efsanesi Gary Neville'ın kendisine twitterdan yazdığı övgü dolu sözler ise bu yazıyı boşa yazmadığımın bir referansı olsa gerek. Neville; Derik hakkında: "U-20 Dünya Kupası'nda izlediğim stoperler arasında en iyisi Derik. Geriden attığı paslar yıllardır görmediğim kadar iyi" sözleri söylemişti. Derik ise bu sözler karşısında: "Kendisi bu oyunun efsanelerinden biri. Eğer o diyorsa bir nedeni vardır" demişti.


Dün oynanılan çeyrek finalistin belli olacağı Meksika maçında kornerden attığı golle skoru beraberliğe gitrmiş, adeta takımına bir umut olmuştu. Bir önceki yazıda söylediğimiz gibi Meksika İspanya karşısında skoru da bulunca kapanık bir futbol sergiledi ve İspanyol yıldızlar oyuna ve skora etki edememişti. Derik'in attığı golle iyice ataklara boğulan Meksika daha fazla dayanamadı ve biraz da futbol şansı İspanya'dan yana olunca çeyrek finale çıkan taraf İspanya olmuştu.



Derik'in idolü Sergio Ramos. İspanyol futbolunun en önemli isimlerinden olan Ramos'u oyun tarzından dolayı kendisine idol olarak almış, "Onun gibi olmam için çok çalışmam gerektiğini biliyorum ve çok çalışıyorum" yorumunda bulunmuştu. Benim temennim Ramos'tan daha iyi olması :)






FIFA U-20 Dünya Kupası İspanya-Meksika Maçı

Meksika dayanamadı

İspanya karşısında 74 dakika önde götürdükleri maçı son dakika golüyle kaybeden Meksika, son 16 turunda turnuvaya veda etti.

Grup maçlarını sadece 1 galibiyetle kapatıp en iyi üçüncülerden biri olarak son 16’ya yükselen Meksika’yı bu turda, olabilecek en güçlü rakiplerden biri olan İspanya bekliyordu. Grup maçlarında istediği görüntüyü sergileyemese de son U-17 Dünya Kupası’nın sahibi olan Meksika’nın elinde turnuvanın iyi kadrolarından biri vardı. İspanya’nın alışılagelen oyun yapısını bozmak için tüm maç boyunca takım olarak disiplinden kopmadan topun arkasında kalan ve kaleci Sanchez dışındaki herkesin topa baskı uyguladığı Meksika, erken bulduğu golle birlikte direncini iyice artırdı. Henüz 2. dakikadaki pozisyonda sağ kanattan gelen ortaya –İspanya sağ beki Manquillo’nun bir anlık hatasının da etkisiyle- çok düzgün bir vuruş yapan Gonzalez takımını öne geçirdi. Bu noktadan sonra Meksika yarı sahasına adeta kamp kuran İspanya, takım halinde çok iyi savunma yapan rakibini çözmekte oldukça zorlandı ve topu ne ceza sahasına ne de kanatlara etkili bir şekilde indirebildi. Burada Meksika’nın, Jese,Deulefou, Oliver gibi isimleri çok başarılı bir şekilde durdurduğunu söylemek gerek. İlk yarıyı neredeyse tehlike yaratamadan tamamlayan İspanyollara karşı Meksika kontrataklarla pozisyon aradı ve oldukça tehlikeli –birisinde direği geçemediği- iki pozisyon yakaladı. Maçı kopartabilecek pozisyonlardan faydalanılamaması sonucunda ilk yarıyı tek farklı üstünlükle kapattılar.


İkinci yarı başladığında Meksika yarı sahasındaki İspanya kampı kaldığı yerden devam ediyordu. Maçtaki ilk tehlikeli pozisyonu 50. Dakikada bulan İspanya, Paco’nun karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleciyi geçememesiyle eşitliği yakalayamadı. Son 20 dakikaya gelindiğinde ise maç boyunca etkisiz kalan Deulofeu’nun yerine oyuna giren Denis Suarez, kanatlara biraz canlılık kazandırdı ve İspanya baskısı kendini iyiden iyiye belli ediyordu. Meksika, skoru korumak adına iyice geriye yaslanırken, İspanya kampı Meksika yarı sahasından Meksika ceza sahasına doğru taşınıyordu ve oyun artık Meksika ceza sahası içinde oynanmaya başladı. 74. dakikaya kadar oyunu önde götüren Meksika’nın rüyası, köşe vuruşunda arka direkte unutulan Derik’in topu ağlara göndermesiyle son buldu.Golden sonra da İspanya’nın baskısını kıracak hamleleri yapamayan Meksika maçı uzatmalara götürebilmek adına 1-1’lik skoru 90. dakikaya kadar taşıyabildi. Fakat hesaba katmadıkları isim grup maçlarını 4 golle kapatan Jese’ydi. Çektiği şut biraz şans, biraz da kaleci hatasıyla ağlarla buluşan Jese, İspanyollar adına gecenin kahramanı olurken, Meksika için maçı bitiren adam oluyordu.


Maç boyunca takım olarak çok etkili bir savunma yapan Meksika, gösterdiği dirençle maçı en azından uzatmalara götürmeye çok yaklaşmışken son dakikada yaşadıkları kabusla çeyrek finalin kapısından döndü.  İspanya içinse maç genelinde söylenebilecek şey kapalı savunmayı aşabilecek çözümler üretememesiydi. Oyunu geride kabul ettiği için savunmasında boşluklar vermeyen ve savunma arkası koşular yaptırmayan Meksika’ya karşı yaratıcılık yönünden biraz eksik kaldılar.


İspanya’nın çeyrek finaldeki rakibi ise Meksika’dan bir adım daha önde gözüken bir kadroya sahip olan Uruguay. 10 kişi kalan Nijerya karşısında zorlansa da İspanya’yı en az Meksika kadar zorlayabilecek bir takım görüntüsünde olan Uruguay, belki de İspanyolları turnuva dışına iten takım olacak.  6 temmuzu bekleyip göreceğiz. Uruguay’da 11 numara Nicolas Lopez’e dikkat!




 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Hayatın Futbolu - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger