Takım Kurmanın En Ucuz Hali

20 Haziran 2013 Perşembe


HFBlog olarak önceki yazımızda düşen takımlardan alınabilecek oyuncuları "Batan Geminin Malları" başlığıyla sizlere aktarmıştık. Bu kez de aynı takımlardan kurulabilecek kadrolarla ilgili bir kaç örnek vereceğiz.

Öncelikle kurulabilecek en iyi kadrodan başlıyoruz.

Kadro 1 (4-4-2)
Tahmini Kadro Maliyeti: 13 Milyon Euro

Kaleci: Kalede 3 takımın kalecilerinin arasından en iyi olan Eduardo'yu seçtik. Geçmiş performansları ve bu sezon İBB'de gösterdiği performanstan dolayı, burayı en çok o haketmişti.

Defans: Sağ bekte ligin en iyi sağ bekleri arasında yer alan Geraldes'i kullanıyoruz. Bu sezon o da çok iyi bir performans göstermişti.

Stoperde eski performansını az da olsa aratan ancak yine de belli bir seviyenin üzerinde potansiyeli bulunan Stepanov ve ligimizin kalburüstü yabancı stoperlerinden biri olan Zayatte var.

Sol bekte savunmanın diğer kısımlarına göre zayıf nokta olsa da Türk olmasının verdiği bir kontenjan avantajı yaratabilecek Ferhat Öztorun bulunuyor.

Orta saha: Ön liberoda Orduspor'un sezon boyunca en diri kalan oyuncusu olan Ali Çamdalı bulunuyor.

Merkezde ise iki sezondur yüksek performansıyla göz dolduran Ben Yahia var.

Sağ kanatta bir dönem Arsenal'in de izlediği konuşulan genç yıldız Edin Visca var. Takımın büyük kozlarından biri.

Sol kanatta da Mersin'e geldiği ilk sezonunda muhteşem bir performans gösterip takımın lige tutunmasında büyük rol oynayan Nduka var.

Forvet: Sezonun uzun bir bölümünü sakat geçirmiş olsa da, sezon başında gösterdiği performansla ilk takıma girmeyi en çok hakedenlerden biri olan Barral var.

Ligimize geldiği zamandan bu yana büyük bir bitirici olduğunu her fırsatta gösteren Nobre, kadronun bir diğer santraforu durumda.

Kadro 1 (4-5-1 versiyon)
Tahmini Kadro Maliyeti: 13 Milyon Euro
4-5-1 versiyonunda ise ilk kadrodan tek isim değişiyor. O da Barral'ın yerine gelen Mahmut Tekdemir. Genç oyuncu son yıllardaki performansıyla büyük çıkış yakalayarak adının çokça anılmasını sağlamıştı.

Kadro 2 (4-4-2)
Tahmini Kadro Maliyeti: 10 Milyon Euro

İkinci kadromuz ilk kadronun yedeklerinden oluşuyor. İlk kadroya giremeyeceğini düşündüğüm oyunculara burada yer verdik.

Kaleci: Kalede Eduardo'dan sonra ikinci tercihimiz olan Fornezzi var. Tabi bunda MİY takımının kalecilerinin istikrarsız performansları da önemli.

Defans: Sağ bekte Orduspor'un yıl boyunca sağ kanadını etkin bir şekilde kullanmasında önemli rol oynayan Garcia bulunuyor.

Stoperlerde Fenerbahçe altyapısının ürünü olan Can Arat var. İBB'ye geldiği sezondan bu yana istikrarlı bir performans sergilemişti. Can Arat'ın yanında ise, İBB STSL'ye çıktığı ilk sezondan bu yana takımın formasını giyen M.Vinicius bulunuyor.

Sol bekte ise, defansın her iki kanadında da oynayabilen bir genç yetenek var. Gençlerbirliği'nin yeni futbolcusu Serkan Yanık...

Orta saha: Ön liberoda her ne kadar bu sezon bekleneni veremese de bir dönem Fenerbahçe'nin listesinde bulunan Gosso var.

Onun önünde ise adını Manisaspor formasıyla Türk futbolseverlere ezberleten Nizamettin Çalışkan var. O da gelecek sezonda Gençlerbirliği forması giyecek olanlardan.

Sağ kanatta İBB'nin geçen sezonun devre arasında transfer ettiği futbolcu olan Tom var. Tom bu sezon dikkatleri üzerine çekecek bir performans sergilemişti.

Sol kanatta ise yine İBB'nin bir futbolcusu var. Geçen yaz transfer döneminde adı bir ara Galatasaray'la anılan Doka'nın bu kadroda neden yer aldığı zaten belli değil mi?

Forvet: Geçen sezon Orduspor kadrosuna dahil olan Hasan Kabze'de forvette görev alacak ilk oyuncu. Bu sezon gösterdiği performansla bu kadroda bulunması hiçte şaşırtıcı değil.

Bir diğer santrafor da iki sezondur Orduspor forması giyen ve Orduspor'un gol yükünün büyük bir bölümünü omuzlarına alan Stancu bulunuyor.

Kadro 2 (4-5-1 versiyon)
Tahmni Kadro Maliyeti: 10 Milyon Euro

İkinci kadronun da 4-5-1 versiyonunda tek bir oyuncu değişiyor. O da Hasan Kabze'nin yerine kadroya giren Murat Ceylan. Genç oyuncunun adı bir dönem ülkemizin büyük kulüpleriyle de anılmıştı. Murat Ceylan'ı bu kadroda Gosso'nun yanında, çift yönlü bir orta saha olarak kullanıyoruz.

Kadro 3 (4-4-2)
Tahmini Kadro Maliyeti: 6 Milyon Euro

Son kadromuzda da diğer kadrolarda yer veremediğimiz oyunculara yer veriyoruz.

Bu kadroda diğer kadrolarda olmayan 4 oyuncu bulunuyor. Bunlardan ilki, sağ kanatta oynayan ve bu sezonun devre arasında MİY takıma transfer olan Raheem Lawal. Genç oyuncu kısa sürede kadroya adapte olup, yüksek bir performans göstermiş ve her ne kadar takımı düşse de gelecek sezon STSL'de oynayabilecek kapasitede olduğunun sinyallerini vermişti.

Diğer bir kanat oyuncusu da Ömer Can, asıl mevkii santrafor olan oyuncuya, aynı zamanda hücumun her iki kanadında da görev yapabildiğinden sol kanatta yer verdik.

Diğer iki oyuncu da forvetten. Bunlardan biri daha önce Samsunspor formasıyla PTT 1.Lig'de muhteşem bir performans sergileyen Simon Zenke. Genç oyuncu bu sezonun devre arasında İBB takımına transfer olmuş ve iki yarı çok kötü bir performans sergileyen takımın diri kalan isimlerinden biri olmuştu.

Son oyuncu da Bursaspor tarihinin ilk şampiyonluğunda büyük bir öneme sahip olan Turgay Bahadır. Son sezonlarda büyük bir düşüş sergileyen oyuncu, eski yıllarda gösterdiği performansın verdiği izlenimle bu kadroya girmeyi başardı.

Düşen takımların, diğer kulüpler için büyük bir şans olduğunu anlatmaya çalıştığımız yazılara bir yenisini daha ekledik. Bu şans, düşen takımlardan alınacak her oyuncunun normal şartlardan daha ucuza gelmesiydi. Düşen takımlar için büyük bir sıkıntı yaratan bu olay, diğer takımların her zaman işine gelir ve her zaman üst lige çıkan takımlar, kadro eksiklerini önce bu takımlardan oyuncular araştırarak, bularak giderir. Bakalım bu transfer döneminde batan geminin malları olarak nitelendirilen oyuncuların yeni adresi neresi olacak?

HFBlog olarak bu yazımızda küme düşen takımlardaki oyunculardan değişik versiyonlarla kadrolar kurduk. Bizimle kalın...


Not: Kadrolar kurulurken yabancı sınırıları dikkate alınmamıştır. Ve tahmini kadro maliyetlerinde transfermarkt.com.tr sitesindeki piyasa değerleri baz alınmıştır.

Hayatın Futbolu Belgeseli Yayında!




Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Hayatın Futbolu belgeseli tamamlandı. İzlemek için:




Belgeselde eşsiz yorumlarıyla bize destek veren Sabri Ugan, Emre Tilev, Altan Tanrıkulu, Gürkan Kubilay ve Ali Ece'ye teşekkürler

Proje kapsamında bize destek olan İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı ve Ultras Project'e teşekkürler

Batan Geminin Malları

19 Haziran 2013 Çarşamba


Bildiğiniz üzre STSL'ye yeni çıkan takımlar ve diğer orta sıralara oynayan takımların ilk hedefi kadrosunu fazla para harcamadan güçlendirmektir. Bu hedef için de ilk olarak düşen takımlardan alınabilecek oyuncular araştırılır ki, maliyeti diğer takım oyuncularına göre daha ucuz olsun.

Biz de HFBlog olarak bu yazımızda STSL'de bu sezon küme düşen takımlardaki alınabilecek oyuncuları, yani batan geminin mallarını inceliyoruz.



MERSİN İDMAN YURDU


STSL'de düşmesi ilk kesinleşen takım MİY olmuştu. Teknik direktör belirsizliği, oyuncu istikrarsızlığı ve arkasında birçok neden var. Ancak ben kadro yapısı olarak Mersin'i ligin ilk 10'una oynayabilecek takımlardan biri olarak görüyordum. Fakat biraz önce bahsettiğim unsurlar Mersin İdman Yurdu'nun düşmesine yol açtı.

Şimdi bu sezon küme düşen ilk takımın alınabilecek birkaç oyuncusundan bahsedelim.

Milan Stepanov

Trabzonspor, Porto, Malaga, Bursaspor derken, Stepanov bu sezon başında Mersin İdman Yurdu'na transfer olmuştu Stepanov. Bir dönem 5 milyon euro'lara kadar çıkmıştı bonservisi Sırp oyuncunun. O zamandan bu yana performans olarak düşüşe geçse de hala ortalama bir STSL takımında oynayabilecek bir kapasiteye sahip.

Serkan Yanık

26 yaşındaki oyuncu defansın her iki kanadında da oynayabiliyor. Serkan Yanık oyunun yalnızca defansif yönünü değil de ofansif yönünü de düşünen bir bek olarak gözümüze çarpıyor. Fakat Serkan'ı alınabilecek oyuncular listesine sokmuyoruz, çünkü zaten Gençlerbirliği tarafından bonservis bedeli ödenmeksizin kadrosuna katıldı bile.

Wissem Ben Yahia

28 yaşındaki oyuncu orta saha merkez ve ön libero mevkiilerinde görev yapıyor. İki sezondur Mersin İdman Yurdu forması giyen Tunus'lu oyuncu gösterdiği performansla çok konuşulmuştu. Bonservis bedeli 1.5 milyon euro civarında. Ancak transfer etmek isteyen kulüpler, oyuncunun takımının küme düşmesi nedeniyle çok daha cüzi bir miktara anlaşılabilir.

Jean-Jacques Gosso

Gosso da ligimizde iki sezondur top koşturan oyunculardan biri. İlk sezonunu Orduspor'da geçirmişti. Sözleşmesi biten 30 yaşındaki ön libero oyuncu da batan geminin en iyi mallarından.

Raheem Lawal

23 yaşındaki orta saha oyuncusu Adana Demirspor'dan devre arasında transfer edilmişti. Ligin ikinci yarısında oldukça iyi bir grafik çizen futbolcunun bonservis bedeli 700bin euro civarında.

Murat Ceylan

25 yaşındaki oyuncu orta sahanın ortasında ve ön liberoda görev yapıyor. Daha önce adı ülkemizdeki büyük kulüplerle anılan oyuncunun performansı son yıllarda düşüşe geçti. Ancak bonservisi elinde olduğundan futbolcunun talipleri azımsanmayacak derecede.

Ozokwo Nduka

Hücumun her iki kanadında da oynayabilen Nijeryalı oyuncu Mersin'e geldiği ilk sezonda takımın yüksek performansındaki en önemli isimlerdendi. İkinci sezonda da önceki sezon performansını aratmadı, ancak bu da kulübün düşmesine engel olamadı. Gelecek sezon sözleşmesi bitecek oyuncunun bonservis bedeli 1 milyon euro civarında.

Mert Nobre

Nobre'yi de alınması gereken oyuncular listesine sokamıyoruz, çünkü o da kendisine kulüp bulanlardan. 32 yaşındaki futbolcu gelecek sezon Kayserispor'da forma giyecek. Daha önce oynadığı kulüplerde büyük başarı gösteren Brezilya asıllı Türk futbolcu, Kayserispor'a eski dostu Bobo ile beraber büyük bir güç katacak.

Mehmet Yıldız

Sivasspor'daki başarılı performansıyla dikkatleri üzerine çeken Mehmet Yıldız'ın adı bir dönem ligimizdeki büyük kulüplerle de anılmıştı. Daha sonraki dönemlerde düşüşe geçen 31 yaşındaki oyuncu, Karabükspor formasıyla Bülent Korkmaz döneminde eski performansını hatırlatacak düzeyde oynamıştı. Ancak ardından Mersin'e transfer olan futbolcu beklenilen performansı gösteremedi. Şu ansa bedelsiz olarak transfer edilmeyi bekliyor.


ORDUSPOR

Geçen sezonun flaş ekipleri arasında yer alan Orduspor bu sezon küme düşen ikinci takım olmuştu. Lige çok iyi başlayan Karadeniz temsilcisi, ligin devamındaki periyotta beklenilen performansı gösterememiş, sezon sonunda da küme düşmüştü.

İşte kadro olarak iyi bir seviyede bulunan Orduspor'dan alınabilecek oyuncular:

Saso Fornezzi

30 yaşındaki kaleci, geçen sezon Orduspor'a transfer olmuştu. İlk sezonunda iyi bir kaleci olduğunu tüm Türkiye'ye gösteren Fornezzi, ikinci sezonunda da ligin en iyi kalecileri arasına girdi. Ligin kaleci ihtiyacı olan takımları için büyük bir şans Fornezzi. Neden mi? Çünkü bonservisi elinde...

Ferhat Öztorun

Galatasaray altyapısının bir ürünü olan Ferhat Öztorun, sol bek mevkiinde görev yapıyor. 26 yaşındaki oyuncu daha önce Manisaspor ve Trabzonspor formaları giymişti. Trabzonspor'da yeteri kadar şans bulamayan oyuncu Orduspor'da şans bulmuştu. Ülkemizin sol bek kıtlığından dolayı şansı yüksek olan futbolcunun bonservis bedeli 500bin euro civarında.

Miguel Garcia

30 yaşındaki oyuncu sağ bekte görev yapıyor. Geçtiğimiz yılın devre arasında transfer edilen futbolcu, bu sezon oldukça iyi bir performans göstermişti. Portekizli oyuncunun bonservisi 1.8 milyon euro civarında.

Ali Çamdalı

Ön libero mevkiinde oynayan oyuncu 2010 yılında transfer edilmişti. Bu sezon sergilediği perfomansla büyük ilgi toplayan oyuncu belkide bu sezon takımda diri kalan ender oyunculardandı. 29 yaşındaki oyuncunun bonservisinin elinde olması da diğer kulüplerin iştahını kabartıyor.

Nizamettin Çalışkan

Alınabilecek futbolcular listesine malesef  Nizamettin'i de ekleyemiyoruz. Çünkü o da bizim gibi Gençlerbirliği'nin de radarına daha önce yakalanmıştı. Bonservis ücreti ödenmeksizin transfer edilen 26 yaşındaki oyuncu orta sahanın ortasında görev yapıyor.

Bogdan Stancu

İlk sezonunu Orduspor'da kiralık geçiren oyuncunun geçtiğimiz sezonda bonservisi alınmıştı. İki sezondur Orduspor'a büyük katkılar yapan oyuncu birçok Türk kulübünün radarında. 25 yaşındaki forvet oyuncusunun bonservisi 3.5 milyon euro civarında.

Hasan Kabze

31 yaşındaki forvet oyuncusu iki sezondur Orduspor forması giyiyor. Özellikle bu sezon kulübüne büyük katkılar sağlayan futbolcu, Türk santrafor eksiği yaşayan kulüperin iştahını kabartıyor. Bonservisinin elinde olması da oyuncuyu daha alınabilir kılıyor.

David Barral

Orduspor'un bu sezon kadrosuna kattığı oyunculardan olan David Barral, sezona çok iyi başlamış, sonrasında ise uzun bir sakatlık dönemi geçirmişti. Ancak ilk haftalardaki performansı Orduspor'un o dönemdeki yükselişinde büyük bir öneme sahipti. Bu da David Barral'ı neden alınabilecek futbolcular listesine kattığımızın kısa bir özeti gibi. 30 yaşındaki forvet oyuncusunun şu anki değeri 2 miyon euro.


İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESPOR

Şüphesiz ki düşen takımlardan en büyük sürpriz, İBB'den geldi. Zira kadro kalitesi ligin ilk 10'ununda yer alan birçok takımın kadro kalitesinde üzerinde. Zaten İBB'de lige kadrosuna yakışır bir şekilde başlamıştı. İlk yarıyı düşme potasından uzakta bitiren takım, ikinci yarıda büyük bir düşüşe geçmiş ve maratonun sonunda kendini bir alt ligde bulmuştu.

Şimdi de İBB'deki alınabilecek oyunculara bakalım...

Can Arat

Fenerbahçe'nin altyapısında yetişen stoper oyuncusu 29 yaşında. Yıllardır İBB forması altında istikrarlı bir performans gösteren oyuncunun bonservisi elinde.

Marcus Vinicius

28 yaşındaki stoper oyuncusu 2007'den beri İBB forması giyiyor. Brezilyalı oyuncunun bonservisi 300 bin euro civarında.

Kamil Zayatte

28 yaşındaki oyuncu hem stoper hem de ön libero mevkiilerinde oynayabiliyor. Güçlü fiziği ve atletik yapısıyla dikkat çeken oyuncu daha önce Hull City ve Young Boys formaları giymişti. Düşen takımlardan alınabileek en iyi oyuncular arasında gösterilen Zayatte'ın bonservisi 1.8 milyon euro civarında.

Geraldes

Sağ bekte görev yapan futbolcu henüz 22 yaşında. Takıma bu sezon katılan oyuncu gösterdiği performansla ileride iyi yerlere gelebileceğini tüm ülke futboluna göstermişti. Sağ bek sıkıntısını çözmek isteyen takımların gözdesi olacağını düşündüğüm genç oyuncunun bonservis bedeli 1 milyon euro.

Mahmut Tekdemir

Düşen takımlar içerisinde büyük takımların alabileceği oyunculardan biri olarak gösterdiğim Mahmut Tekdemir henüz 25 yaşında. Ön libero oynayan futbolcunun en büyük şansı ise oynadığı mevkiide, büyük kulüplerin alternatif olarak oyuncu bulamaması. Gelecek sezon sözleşmesi bitecek olan futbolcunun bonservisi 2 milyon euro civarında.

Samuel Holmen

Geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe'ye transfer olan 28 yaşındaki oyuncu kendisini alınabilecek futbolcular listesinden çıkardı bile. Takıma katıldığı günden bu yana gösterdiği istikrarlı performansla çok konuşulan oyuncu orta saha merkez ve ofansif orta saha olarak görev yapıyor.

Doka Maduriera

29 yaşındaki oyuncu hücumun sağ ve sol kanadında görev yapıyor. 2011-12 sezonunda gösterdiği performansla Fatih Terim'in transfer listesine giren oyuncu, geçtiğimiz sezon yeteri kadar etkili olamadı. Ancak oyuncu 2011-12 sezonunda gösterdiği performansla potansiyelini belli etmişti. Oyuncunun bonservisi 3 milyon euro civarında.

Edin Visca

Bir dönem Arsenal'in izlediği konuşulan 23 yaşındaki sağ kanat oyuncusu iki sezondur İstanbul temsilcisinde forma giyiyor. İlk sezonunda muhteşem bir performans sergileyen oyuncu, bu sezon da iyi bir performans göstermiş ancak bu performans kulübünü ligde tutmaya yetmemişti. Oyuncunun tahmini bonservis bedeli 2.5 milyon euro.

Tom

Geçen sezon transfer edilen oyuncu ilk sezonunda pek bir şey gösterememişti, ancak bu sezonki oyunuyla belli bir seviyenin üzerinde olduğunu gösterdi. Şüphesiz ki bu onu, kanat oyuncusu arayan kulüplerin gözdesi yapacak. 27 yaşındaki sağ kanat oyuncusunun bonservis bedeli 1.6 milyon euro civarında.

Ömer Can Sokullu

Zaman zaman forma verilen 24 yaşındaki genç forvet oyuncusu, verilen şansı iyi değerlendirmişti. Bu performans da onu pazarlamaya yetti. Oyuncunun tahmini değeri 600 bin euro.

Turgay Bahadır

Bursaspor'un şampiyonluğunda önemli katkılar sağlayan oyuncu, sezon başında İstanbul temsilcisinin yolunu tutmuştu. Buna rağmen 29 yaşındaki forvet oyuncusunun talipleri azımsanmayacak kadar çok. Oyuncunun bonservisi 1.5 milyon euro civarında.

Simon Zenke

24 yaşındaki forvet oyuncusu Samsunspor'da geçirdiği muhteşem sezonun ardından kendini ligimizin futbolseverlerine tanıtmıştı. Bu kısa şovundan sonra bekleneni veremeyen Zenke, Nancy'nin yolunu tutmuştu. Bu sezonun devre arasında İBB'ye gelen oyuncu, burada gösterdiği performansla eski günlere dönebileceğinin sinyallerini verdi. Forvet arayan takımlarımızın ilk seçeneklerinden biri olabilecek oyuncunun bonservis bedeli 1 milyon euro.


Bu yazımızda sizlere futbolun oynanmadan bile heyecan verdiğinin kanıtı olan transfer dönemlerinin büyük şansı olan düşen takımların oyuncularını aktardık. Sonraki yazılarımızda görüşmek dileğiyle.

Futbolda İşin Mutfağı: Altyapı

18 Haziran 2013 Salı



Hayatın futbolu ekibi olarak hem finaller hem de yoğun gündem dolayısıyla sizlerden oldukça uzak kaldık. Hayatın futbolu ekibi olarak çok kapsamlı bir yazıyla karşınızdayız. Bu sefer futbolun içine, işin mutfağına girdik.

Başarılı bir takım olmak istiyorsanız ya çok paranız, ya da güçlü bir altyapınız olması gerekmektedir. İşte Dünyanın en iyi altyapılarına sahip takımlar.

Barcelona - La Masia

Güzel futbol dediğimizde akla ilk gelen şüphesiz ki Barcelona... Futbolun her dönemine damga vurmayı başarmış bir takım Katalanlar.

Oynanan iyi futbolu bir ''yemek'' olarak düşünürsek her güzel yemeğin çıktığı iyi bir mutfak var demektir. İşte Barcelona'nın da mutfağı La Masia...

Barcelona'nın akademi direktörü Guillermo Amar, genç takım antrenörlüğü görevinde ise Eusebio Sacristan bulunuyor.

La masia 1979'da kuruldu. Nou Camp'ın hemen yanında yer alan bu tesis çok modern koşullara sahiptir, çok amaçlıdır. İçerisinde restoran, seminer salonu, spor salonu, kütüphane barındırır. Buradan da anlayabileceğiniz gibi sadece futbolun düşünüldüğü bir yer değil. Bir eğitim kurumu La masia. Buradaki öğrenciler futbol çalışsalarda okul eğitimlerinden geri kalmıyorlar. Burada derslerinden geri kalmamasını sağlayacak hocalar da mevcut


Johan Cruyff Etkisi

''Çiflik Evi'' anlamına gelen La masia bugün başarılı bir kurumsa bunda en büyük pay şüphesiz ki Hollandalı efsane Johan Cruyff'e ait. Cruyff ile birlikte daha da gelişen La masia, kendine Ajax'ı örnek aldı.

Barcelona altyapısına katılımlar 7-8 yaşlarında başlar. Öğrencileri altyapıdan itibaren A takımın sistemi öğretilir. (Barcelona'da bu sistem 4-3-3) Böylece gençlerin A takım için her zaman hazır olmaları sağlanır. Baktığımızda alt kategoriden profesyonel takıma çıkan her Barcelona'lı uyum sorunu yaşamadan takıma adapte olur.

La masia bir yuva. Çalışanlar Messi, Xavi, İniesta gibi oyuncuların hala yemek yemek için buraya geldiklerini söylüyor. ayrıca buranın Nou Camp'a yakın olması da çocuklar için bir avantaj. Çocuklar bu sayede hayallerine ne kadar yakın olduklarını görüyorlar.

Barcelona altyapısından çıkan oyuncuları sıralayacak olursak Barcelona 11'ini saymaktan öteye gidemiyoruz; Messi, Xavi, İniesta, Pique, Puyol, Krkic, Busquets. Eskilerden ise Guardiola, Tito Villanova gibi isimler de La masia çıkışlı.

Yayınlanan video ile ''La masia'daki 1 gün'' insanlara aktarılmış.


AJAX - DE TOEKOMST

Ajax'tan önce biraz Hollanda'dan bahsedelim. Bir ekol mevcut Hollanda'da. Kulüpler borca girmiyor. Dolayısıyla pahalı transferler yapılmıyor. Sahip oldukları sistemler zaten pahalı transferler kadar iyi oyuncu çıkartabilecek seviyede.

Peki altyapıda en iyi Ajax mı?

Bu sorunun cevabını A takımlardaki altyapı kaynaklı oyuncu sayısına göre verebiliriz. Feyenoord'da bu sayı 11/6 iken Ajax'ta biraz daha fazladır. Bunlara yaklaşan başka bir takım da bulunmamaktır. Burun farkıyla Ajax önde olsa da Hollanda'nın en iyisi bu iki takım diyebiliriz.

De Toekomst, anlamı ''Gelecek''. Ajax'a ait bu tesisler çoğu otoriteye göre en iyisi. Stadyumun hemen yakınında yer alan bu modern kompleks bünyesinde, 7 adet doğal çim saha, 1 adet yapay çim saha ve PAF takım maçları için küçük bir stadyum barındırıyor.

1960'tan beri altyapıya önem veren Ajax'ın bu tesisi 1996'dan beri faaliyette. 10 farklı takımdan 160 genç burada çalışmalarını sürdürmekte. Başında eski futbolcu Wim Jonk var.

Ajax'ın altyapı sisteminde daha çok rekabetçi bir ortam göze çarpıyor. Sadece en iyi olanların devam edebildiği bir sistem var. Öğrenciler ağırlık çalışabiliyor, yüzme havuzlarında yüzebiliyor, jimnastik salonlarında çalışabiliyor.

Öğrencilerin ekstradan vakit geçirebilmesi için piyano, bilardo ve video oyun alanları da mevcut.

Sağlık hizmetleri de çok gelişmiş durumda. Yani çocukların sağlığı için her şey düşünülmüş. En küçük bir sakatlık anında masörler ve fizyoterapistler devreye giriyor.


Eğitim genelde 5-6 yaşındaki miniklerden başlar. Ama çoğu zaman daha geç başlarlar. Ajax'ta 7-8 yaşından itibaren ilk takımlar oluşur ve 17-18'e kadar gider.

Öğrenciler yaşlarına göre sıralanıyor. Barcelona'da olduğu gibi A takım sisteminde oynatılıyorlar (4-3-3). Ajax alt yapısından çıkan isimlerden bazıları; Van der vaart, Seedorf, Sneijder, Kluivert, Bergkamp, Van der saar, Van basten, Rijkaard

Tips Modeli

Eğitimlerde ''Tips'' adı verilen model kullanılır. Tips'in açılımı, ''techniek, inzicht, persoonljikheid, snelheid'' yani teknik, kavrama-algılama, kişilik ve hız. Kişilik ve hız ilk etapta çocuklarda aranan özellikler. Çünkü bunların daha sonradan kişiye kazandırılması çok zor.

Eğitimlerin fiziksel ayağı ise 8 alana ayrılıyor. ''Koordinasyon, ''Çalım'', ''Şut, Pas ve Taç Atışı'', ''Kafa Vuruşu'', ''Bitiricilik'', ''Topsuz Oyunda Pozisyon Bilgisi'', ''Toplu Oyunda Pozisyon Bilgisi'', ''Dar Alanda Oyun Yeteneği''.

BUCASPOR FUTBOL AKADEMİSİ

Bucaspor akademisi İzmir'de yaşayan çocuklar için büyük şans. Akademinin merkezi Buca'da. 2007'de kurulan bu akademi bazı çalışmalarını Cemil Şeboy Tesislerinde de sürdürmekte.

Bucaspor akademisinde genelde seçilmiş öğrenciler (en iyiler) yer alır. ''Aday Yıldız Futbolcu İzleme Faaliyetleri'', ''Futbolcu Eğitim Kursu'', ve ''Futbol Akademisi'' olmak üzere 3 alanda çalışır.

Futbolculuk eğitimlerinin yanında öğencilerine ders eğitimi ve sosyal aktivite imkanı da sunar. Tesislerin 3 çim saha, 4 suni saha, lojman, spor salonu ve sosyal binası vardır.

Akademinin içerisinde 9 altyapı takımı vardır. Bunlar; U12, U13, U14, U15, U16, U17, U18, DSGL ve Bucaspor A2 takımıdır.


Eğitilen öğrenciler belirli seviyelerde isimlendirilirler. Her öğrencinin ait olduğu bir seviyesi vardır. Öğrenciler sırasıyla; ''seviye altı'', ''seviye'', ''elit altı'', ''elit'' seviyelerine yükselebilirler.

Akademiden şu ana kadar çıkan isimlere baktığımızda; Mehmet Batdal, Murat Karakoç, Koray Arslan, Sertan Vardar, Bekir Yılmaz, Sercan Kaya ve Salih Uçan'ı görmekteyiz.

ALTINORDU

Bucaspor'dan bahsederken İzmirli gençlerin çok şanslı olduğunu söylemiştik. İşte gençlerin şanslarından biri de başka bir İzmir futbol okulu Altınordu.

Sorumlu yöneticiliğini İsmail Güler'in yaptığı Altınordu ''İyi birey, iyi vatandaş, iyi futbolcu'' felsefesiyle yola çıkmış ve eğitimini de bu felsefe üzerinden vermektedir.

Kanıta ve kayıta dayalı eğitim programı uygulanır. 2006'da kurulan bu futbol akademesi 6 yıl gibi kısa bir sürede 13 kupa kazanmıştır.

Altınordu'ya ait tesisler İzmir Yeşilyurt, Kuşadası, Kuşadası AFA, Selçuk Efes, Işıkkent İzmir'de yer almaktadır.

ATHLETİC BİLBAO ALT YAPISI



İspanya'nın en isyankar takımı Bilbao. Bask bölgesinde doğup büyümeyen hiçbir oyuncuyu kadrosuna almıyor. Bu durum da tabii ki altyapıya önem verilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Bilbao'nun başarılarına baktığımızda bu sistemi çok başarılı şekilde uygulayabildikleri de ortada. Real Madrid ve Barcelona ile birlikte alt lige düşmeyen tek takım Bilbao. 350 bin nüfusa sahip bir bölgeden bu kadar yetenekli isimler çıkartıyorsanız, bir şeyleri doğru yapıyorsunuz demektir.

Bilbao altyapılarında eğitim 7-8 yaşında başlıyor. Endüstriyel futbola karşı bir alternatif olarak örnek gösterilebilir Athletic Bilbao'nun sistemi. Takımın tamamı altyapıdan gelen genç oyunculardan oluşuyor ve bu kadro UEFA finali bile oynadı.

Takımdaki altyapı çıkışlı yeteneklere baktığımızda; Muniain, Javi Martinez, Amorebieta, Llorente, Andre Herrera'yı görmekteyiz.

BORUSSİA DORTMUND ALTYAPISI

İç ve dış kaynaklı olmak üzere 2 sistemi vardır. İç kaynaklı sistem; Dortmund veya çevre illerden akademiye oyuncu kazandırmak, dış kaynaklı sistem ise; Almanya, Polonya, Fransa, Hollanda gibi ülkelerden yapılan araştırmalar sonucu akademiye oyuncu kazandırmak.

6-7 yaşına gelen çocuklar deneme için akademiye alınırlar. Resmi anlamda en alt seviye U9'dur.

Birçok büyük kulüp gibi Dortmund'un tesisleri de A takım tesislerinin olduğu yerde bulunmaktadır. Zaten Klopp gibi yetenek avcısı bir hoca da Dortmund'un yetenekli çocuklarının gözünün önünde kalmasını isteyecektir. Dortmund'lu gençlere eğitimlerin verildiği bu tesis oldukça modern koşullara sahiptir.


Yetenekli gençlerin yükselişine başlarındaki çalıştırıcılar karar verir. A takım çalıştırıcısı onay verirse oyuncu A takıma yükselebilir.

Altyapı sorumlusu olarak kulübün başında Wolfgang Springer bulunmaktadır. Özel bir ismi olmayan tesisler Dortmund/Bracel'de yer almaktadır.

Geçtiğimiz aylarda Fenerbahçe ve Dortmund arasında bir altyapı ortaklığı kurulduğunu da hatırlatalım.

Dortmund'un verdiği eğitim ortada. İşte Dortmund'un Footbonaut programı ve altyapısında yetişmiş bir çocuğun yaptıkları:


WEST HAM UNİTED VE SOUTHAMPTON

Çoğu kişinin tahmin etmediği bir isim West Ham eminim. Fakat sanılanın aksine çok gelişmiş bir altyapı ağı mevcuttur. Ted Fenton'ın 1950'de kurduğu bu akademi daha çok kişisel yetenek gelişimine önem vermektedir.

Çıkan oyunculara bir baktığımızda yukarıdaki tezimiz daha da güçleniyor; Rio Ferdinand, Frank Lampard, Carrick, Joe Cole, Jermain Defoe, Glen Johnson.

İngiltere'ye gelmişken hemen hızlıca diğer bir İngiliz ekibinden bahsedelim. Bu isim de sizi şaşırtmış olabilir. Şaşırmanız gayet normal. Çünkü pek de başarılı olamayan bir takım Southampton. Çok başarılı oyuncular çıkartıyor olmasına rağmen bunları elinde tutamıyor. Dolayısıyla da başarı gelmiyor.

Southampton sahalarından çıkan isimlere bakın; Alan Shearer, Wayne Bridge, Theo Walcott, Chamberlain, Gareth Bale.

AC MİLAN

Milanello adı verilen otoriteler tarafından en iyisi kabul edilen tesise sahiptir. Hatta Fransız oyuncu Desailly'e Chelsea transferinde ''Tesisleri nasıl buldun etkilendin mi?'' sorusu sorulmuş, Desailly de bu soruya ''Ben Milanello'yu gördüm.'' demiştir.


Bu tesis 1963'te inşa edilmiştir. İçerisinde 3 çim saha, 3 salon, 1 futbol sahası ve 1 astroturf alanı bulunmaktadır.

Eski günlerini mumla arayan Milan belli ki çareyi altyapıda görmekte. Gençlik kampı projesini başlatan Milan 42 ülke, 190 lokasyonda projesini gerçekleştiriyor. Bunu gerçekleştirdiği yerlerden birisi de Türkiye. Rüya Kampı adındaki futbol okulunda birçok Türk çocuk eğitim görmekte.

RENNES

Fransa'da altyapı denildiğinde akla Bordeaux, Marsilya, Lyon gelmesi gerekirken en iyi altyapı Rennes'e ait.

Rennes son 3 yıldır en iyi altyapıya sahip takım seçiliyor. Gourcuff, M'bia, Jimmy Briand, Mickael Silvestre, A. Revelliere, Etienne Didot, J.Fatty, S. Wiltord gibi isimler çıkartmıştır.


Altyapının başında Patrick Rampillon var. Rennes altyapıya kulüp bütçesinin sadece %10'unu aktarıyor. Bu da teknik ekibin başarılı olduğunu gösterir.

Takımın yarısını altyapıdan gelmiş oyuncular oluşturuyor. Bireysel çalışmaya önem veren bu sistemi eski futbolcu François Pinault yapılandırmıştır.

Decloisonnement uygulaması yapılmaktadır. Bu uygulama kapsamında 14 yaşındaki bir çocuk 16 yaşındakilerle birlikte oynatılır. Böylece eksiklerini daha net görür ve daha hızlı kapatır.

Rennes'in ülke içinde 8 direktör ve 25 gözlemcisi bulunmaktadır.

ÇANAKKALE DARDANELSPOR 

Takım anlamında pek başarılı olamayan Dardanelspor adeta futbolcu fabrikası görevi görerek ülke futboluna hizmet etmiştir.


Modern tesislerde eğitim veren Dardanelspor'un güçlü bir staff ve scout ekibi bulunmaktadır.

Oyuncu tercihi fizikli ve güçlü oyuncular tercih edilmektedir. Mehmet Topal, Selçuk İnan, Gökhan Zan, Haan Kabze, Tolga Seyhan, Okan Koç, Fevzi Elmas gibi isimleri Türk futboluna kazandırmıştır.


*** Hollanda futboluyla alakalı verdiği bilgiler için Oğuzhan Oğuz'a (AMK, Yarısaha.com)

*** Borussia Dortmund ile alakalı verdiği bilgililer için BVB Türkiye sayfasına teşekkürler



Hayatın Futbolu - Altan Tanrıkulu Röportajı

22 Mayıs 2013 Çarşamba


Hayatın Futbolu ekibi olarak röportajlarımız tüm hızıyla sürüyor. Futbolu takip eden herkesin tanıyacağı bir isimle bu sefer sohbetimiz. Altan Tanrıkulu ile, ''Altan Abi'' ile... Anadolu Yakasındaki evinde ağırladı bizi Tanrıkulu ailesi. Kapıda karşılayan da küçük Emir oldu. Kamera ve ekipmanlara olan merakı ''geleceğin medyacısı'' izlenimini verdi bize.

Altan Tanrıkulu'nun kendine ait bir bilet koleksiyonu var. Üzerinde çalışmaya 1996 yılında başlamış. Koleksiyon derken öyle basit bir koleksiyon değil, dosyalarca bilet var. İlk Dünya Kupasından tutun da bildiğiniz tüm efsane maçlara, trajedilere sahne olmuş  Heysel bileti bile var. Türk takımlarının Avrupa'da oynadığı karşılaşmaların tüm biletleri var neredeyse. Sadece birkaç maç eksik. Yani küçük Emir'i adeta bir hazine bekliyor.


Bize kalsa saatlerce biletleri inceleyip üzerine sohbetler edebilirdik ama yapmamız gereken bir röportaj var.

Bu sezonu nasıl yorumluyorsunuz, futbolun içinden birisi olarak?

Bu sezon Lig TV'de değil de Show TV ve Skytürk'te çalıştım. Bu yüzden diğer sezonlara göre daha az maç izlediğim bir sezon oldu. Yerinde maç izlemek benim için çok heyecan verici bir olaydır. Pazar günü programımız olduğu için Pazar maçlarına hiç gidemedim mesela. Televizyondan izlediğim maçlar hakkında yazı yazmaktan keyif almıyorum. Ama maalesef Rıdvan Dilmen'inden Şansal Büyüka'sına, Hıncal Uluç'undan Ahmet Çakar'ına, Uğur Meleke'sinden Mehmet Demirkol'una, birçok kişi bu durumda kalıyor. Ben kendim bir ilke edinmiştim; sadece izlediğim maçlarla alakalı yazacaktım. Bu sezon bunu yapamadım. Bu yüzden üzgünüm. Kendi açımdan mesleki bir değerlendirme yapmak istedim.
Bu sezon futbolun ileri gittiğini düşünüyorum. Şöyle düşünelim; 72 puan topladı Galatasaray,  sonuncu Mersin 21 puan topladı, ikisinin toplamı 93 yapar. 2'ye bölersen 46,5 yapar. Ligin 8.si ve 9.sunun puanı 46. Ligin aritmetik ortalaması geometrik ortalamasıyla aynı. Dengeli bir lig olduğunu gösterir bu. Bayern munih, 6 hafta önceden ilan etmiş şampiyonluğunu, en erken biten lig olmuş, en çok puan topladığı lig olmuş. Barcelona hemen hemen aynı  Manchester hemen hemen aynı, İtalya'da Juventus hemen hemen aynı. Yani Avrupa'ya baktığınızda bizdeki heyecan çok fazla yoktu, bizdeki çekişme çok fazla yoktu. Fenerbahçe Gençlerbirliği'ne yenilmemiş olsaydı, ben yine Galatasaray'ı şanslı görüyorum son hafta Trabzon'u yenerdi çünkü, joker maçtı o. Hak edilmiş bir şampiyonluktur bu. Özetle ligin kalitesi yukarıya çıktı bu sezon.


Fenerbahçe oldukça fazla para harcadı transferlere, bir tarafta da bu sezona ''Feda'' sezonu diyen bir Beşiktaş var. Sezon sonunda aradaki puan farkı sadece 3. Sizce Beşiktaş mı başarılı, Fenerbahçe mi başarısız?


Puan olarak bakarsan söylemlerinde haklı olabilirsin, ben puan olarak bakmıyorum 2.lik Fenerbahçe için başarıdır. Eğer Avrupa Ligi'nde yarı final oynamamış olsaydı bence hayal kırıklığı olurdu. Galatasaray'dan 16-17 maç fazla oynuyorsun, Beşiktaş'tan belki de 20 maç fazla yapıyorsun. Bu önemli bir kriter. Yarıştığın takımın 3 puan önündesin ama Beşiktaş çok büyük avantajlara rağmen bunu değerlendiremedi. Şöyle diyelim; bu ligde her zaman Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray ilk üçte yer almıyor. Bursaspor da giriyor, Trabzonspor da giriyor yarışa. Bu sene giremediler başka takımlar. Fenerbahçe bu kadar krize rağmen, Alex krizi vs. düşüş yaşayabilirdi ama yaşamadı. Beşiktaş'ı başarılı buluyorum. Her şeye rağmen iyi bir yerde bitirdi. Avrupa kupaları için de önemli bir mücadele olacak gelecek sene.


Aragones döneminde de Fenerbahçe 61 puan topladı diye hatırlıyorum. Başarısız kabul edilip gönderilmişti Aragones...


Aragones döneminde Fenerbahçe galiba 4. oldu.2.lik ve 4.lük arasında da büyük bir fark var. Şampiyonlar ligine gitme maçı oynayacak Fenerbahçe. Basel şampiyon olursa seri başı olacak. O yüzden 4.olsaydı Aykut Kocaman'la da yollar ayrılabilirdi. Türkiye Kupası kaybedilirse yine seyircinin bir baskısı olacaktır Aykut Kocaman üzerinde. Yönetim yeni sezona Aykut Kocaman'la başlayacaktır bu sezon. Ama gelecek ne getirir bilemeyiz. Her takımın başarılı olmasını diliyorum. Ben Fenerbahçeliyim Fenerbahçe başarılı olursa, Avrupa'da ilerlerse daha mutlu olurum. Türk futbolunun iyi yerlere gitmesi için Fenerbahçe yeterli değil, rekabetle birlikte toplu olarak yukarı çıkmak lazım. Bu da Galatasaray, Trabzon, Beşiktaş ve diğer takımların başarılı olmasından geçiyor.


Bu sezonun en başarılı Teknik adamı kimdir sizce? Aykut hoca ve Fatih Terim dışında ligin aşağılarına inersek?


Prosinecki. 19 puan toplayan ve küme düşme hattına yakın bir takımı toplayıp ligde çok önemli bir yere getirdi. Yılmaz Vural da iyi iş yaptı. Ama Yılmaz Vural'ın iyi iş yapması biraz da Orduspor'un ve Mersin'in zafiyetinden kaynaklandı diye düşünüyorum. İBB'nin Webo'yu satmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Yoksa çok harika bir futbol oynayıp kalmadılar. Ama Kayserispor düşme hattından çıkıp önemli yerlere geldi. Prosinecki zaten önemli bir futbolcuydu. Burada da iyi iş başardı.


''ARAGONES, CUPER GİBİ İSİMLERİN DÖNEMİ GEÇTİ. HEYNCKES BİLE BU KADAR BAŞARIYA RAĞMEN BIRAKIYOR.''


Orduspor hakkında ne düşünüyorsunuz?  Sezon başında Avrupa hedefiyle yola çıkmışlardı ama küme düştüler. Bu düşüşü neye bağlıyorsunuz? Hedeflenenle elde edilen arasında dağlar kadar fark var.

Söylemlerinin hepsine katılıyorum. Hector Cuper'i biraz araştırmak lazımdı getirmeden önce. Zaten Yunanistan'da da bir düşüş içerisindeydi çok fazla kulüp değiştiriyordu. İsmi büyük bir teknik adam ama o isimlerin, -Aragones,Cuper vs. dönemlerinin geçtiğini düşünüyorum.  Heynckes bile bu kadar başarıya rağmen bırakıyorum diyor. Ferguson mesela. İnan ki 3-4 yıl daha götürür hiçbir şeye karışmasına gerek yok. Ama bırakıyorum diyor. Yani Hector Cuper'in de Orduspor'a, Türk futboluna katacağı birşey olduğunu düşünmüyordum. Artık gençlik çağındayız. CEO'lar 25-30 yaşında seçiliyor dünya şirketlerinde. Google'ı, Facebook'u kuran çocukların yaşları ortada. O yüzden futbolcularla mücadele etmiyorsunuz artık. İletişim kurmanız lazım. Bu tip yaşlı teknik direktörler futbolcularla mücadele ediyorlar çünkü farklı bir jenerasyondan geliyorlar. Farklı jenerasyondan geldikleri için de onların sorunlarını anlamakta sıkıntı çekiyorlar. Sosyal medyayı iyi kullanan, blog yazan teknik direktörler olmalı artık. Antrenman dışında zamanın da var bolca. Futbolcular da bunu yapabilir. Mesela Alex'i bu konuda tebrik etmek lazım. Sosyal medyayı kullanarak çok iyi bir ortam oluşturuyordu kendine. Dünyada bunun çok örnekleri var. Mesela Mesut Özil çok etkin kullanır, Drogba da öyle. Bunlar çok güzel şeyler. Teknolojik yenilikleri ve imkanları camiana zarar vermediğin sürece, bir silah olarak kullanmadığın sürece işin içine girmek çok güzel bence.


''BEN FENERBAHÇE'NİN ŞAMPİYON OLMASINI BEKLİYORDUM. GALATASARAY'IN ŞAMPİYONLUĞU BANA GÖRE SÜRPRİZ OLDU.''


Bu sezonun en çok sürpriz yaratan takımı ve oyuncusu kim?

Bana sorarsan Galatasaray. Ben Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını bekliyordum bana göre sürpriz oldu. Ama en büyük sürpriz Trabzonspor'un ligdeki durumu. Oyuncu bazındaki sürpriz pozitif anlamda Batalla,  Bursaspor'u bulunduğu noktaya taşıyan 2 teknik direktör ve Batalla oldu. Negatif anlamda sürpriz yaratan ise gözlemlerime göre Volkan Demirel. 

Ligin ilk yarısındaki Akhisar ile ikinci yarısındaki Akhisar arasında çok fark var. Gekas mı değiştirdi herşeyi? Taktiksel anlamda tek eksikleri bir golcü müydü?

Futbol çok enteresan bir oyun. Hiç oyuncu alıp göndermeyen Antalyaspor erteleme maçında Akhisar'ı yenmiş olsa Galatasaray'la aynı puanda ligi bitiriyordu. 2. yarıda düşme hattına yaklaşıyordu. Bu yüzden sadece oyuncu geliş-gidişleriyle açıklanamaz bazı durumlar.  Her şeyi Gekas'a bağlamamak lazım. Sercan'a, Kenan'a, kaleci Oğuz'a, Çağdaş'a ve o takımdaki diğer isimlere haksızlık olur bu. Her şeyden önce Akhisar'ı sahiplenen bir yönetimi var.

Düşen takımlar sürpriz oldu mu sizin açınızdan?

Mersin'in düşeceğini beklemiyordum. Galatasaray'la içeride 1-1 berabere kaldı. Fenerbahçe'ye de 90.dk golüyle yenildi. Orduspor'un düşmesini istiyordum. Sıkıcı ve kapanan bir futbol oynuyordu. İBB'nin de lig takımı olmadığı için düşmesini istiyordum. Seyircisi yok ve farklı formatta bir takım. Olimpiyat Stadyumunda oynuyor maçlarını. Soğuk geliyor bana. Taraftarları başka bir yere transfer olsa çok güzel olur. Bozbaykuşlardan söz ediyorum.

 Düşen takımların kadrosu çok güçlüydü. Direk bu 3 takımı önümüzdeki sezon ligde görebilir miyiz?

Hayır. Bazı oyuncularını mutlaka kaybederler. Stancu'nun, Hasan Kabze'nin, Nobre'nin kesinlikle Süper Lig'de kalacağını düşünüyorum. Zaten o kulüpler de mali açıdan o oyuncuların maliyetini orada karşılayamazlar. Manisaspor'a bakıyoruz geçen sene düşmüştü bu sene play off'ta oynuyor. 4-5 tane Süper Lig kalitesinde oyuncuları var ve gayet iyi götürüyorlar.

Feda sezonu adı verilen bir sezonda Samet Aybaba getirildi takımın başına. Takım sezon sonunda 3. oldu. Samet Aybaba gönderilmek üzere veya gönderildi. Başarısız mı sizce? Haksızlık mı ediliyor?

Haksızlık diye düşünmeyelim. Dünyanın en başarılı takımlarından biri Barcelona. Mourinho'lu Real Madrid bu sene 6 kez karşılaştı ve  hiç yenilmedi onlara. Kral Kupasından eledi. Ve sezon başında İspanya Süper Kupası'nı kazandı. Yani teknik direktörlerin gitmesi gelmesi sadece başarıya bağlı değil. Bunu birazcık farklı algılamak lazım. Samet Aybaba Beşiktaş'ın beklentilerini başka yönde karşılayamayacağı için gidecek olabilir. Onun da bunu anlayışla karşılaması lazım. Sezon ortasında Ünal Aysal'la yaşadığı problemler yüzünden ''Eleman'' polemiği vs.Fatih Terim ayrılma noktasına geldi , Aykut Kocaman istifa etti sonra geri döndü, Şenol Güneş gibi Trabzonspor tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biri ayrıldı. Hiddink milli takımdan ayrıldı. Evet artıları var 3.lük iyi bir sonuç, iyi de bir futbol oynattı. Ama sonuçta şampiyon yapmadı takımı

Peki Trabzonspor? Bu sene çok kötüydüler. Gelecek sezon bir toparlanma olur mu sizce?

Bence Trabzonspor çok kötü gidiyordu ve yaptıkları en iyi iş takımın başına Tolunay Kafkas'ı getirmek oldu. Çünkü Tolunay kendiyle yarışan bir insan, aşırı hırslı bir insan. Eşi Trabzonlu bu yüzden Trabzon camiasını da çok iyi tanıyan bir insan. Milli takımlarda görev aldı, Kayserispor'u çalıştırdı, gurbetçi ve yerli gençleri çok iyi tanıyor. Zaman zaman ekrana agresif görüntüler verebilir ama hırsını Fatih Terim gibi takıma pozitif yansıttığında kupada nerelere getirebildiğini gördük. İnşallah artılarıyla öne çıkar. Yönetimin ne olacağını bilmiyorum. Sadri Şener çok onayladığım bir başkan değil ''Ben olduğum sürece Fenerbahçeyle düşmanlık bitmeyecek.'' dedi. Bir vatandaşımız ölmüşken üstelik. Ben Tolunay Kafkas kalsın, Sadri Şener gitsin diyenlerdenim.

Şiddet olayları çok fazlar arttı bu sezonda. Bunda şüphesiz herkesin payı var. En son bir çocuk öldürüldü. Bu gelinebilecek son nokta olsa gerek. Devam edecek mi bu şiddet sizce?

Etmez. Devlet el koyar ve etmez

''DAYAK YEMESİ GEREKENLER YER, BİBER GAZI İSTEYENLER BİBER GAZI ALIR. POLİS ÇİZGİYİ AŞARSA CEZASINI ÇEKER.''


Özel güvenlikler çıkıyor, yerini polise bırakıyor artık tribünlerde. Bu şiddeti daha fazla tetiklemez mi?

Hayır. Dayak yemesi gerekenler yer, biber gazı isteyenler biber gazı alır. Polis eğer çizgiyi geçerse onlar cezalarını çeker ama bu olaylar engellenmiş olur. Sağlıklı bir şekilde vatandaşların maça gidebilmesi için zannediyorum 2 yıllık bir süre yeterli. İngiltere bununla uzun süre savaştı. Almanya neden dünya futbolunda zirve yapmaya başladı? Önce tribünlere bir bakmak lazım. Kombineler, okullu taraftarların artması. Herkesin bir show içerisinde maçı seyretmesi ama maça da katılması. Schalke ve Borussia Mönchengladbach maçlarında nasıl etki ettiklerini gördük. Sizi her anlamda yukarı taşıyan bir sistemleri var. Bizim de yavaş yavaş oraya geleceğimizi düşünüyorum.

Kadrolar daha belli değil ama özellikle 2 takımımız, Galatasaray ve Fenerbahçe'yi Avrupa'da nerede görüyorsunuz önümüzdeki sezon?

2 takım olarak bakmayalım. 5 takımın da kendine uygun transfer yapması lazım. Çünkü Fenerbahçe ve Galatasaray'a çıkacak takımlara karşı  transfer yapacak.  Ama diğer 3 takıma çıkacak takımlar daha alt seviyede. Onlar da transfer yapacak. Mesela Trabzon Videoton'u elemeliydi. Bursaspor Twente'yi eliyordu. Gelecek sene doğru hamleleri yapabilirsek en azından Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş'ın dışında 1 takımı daha Avrupa Ligine atabilirsek gelecek sene bir Türk yılı olabilir. 2002'de Denizlispor'un yaptığını, Malatyaspor'un yaptığını, Gaziantepspor'un yaptığını, Gençlerbirliği'nin yaptığını unutmamak lazım. 



Not: Misafirperverliğiyle bizi oldukça mutlu eden Tanrıkulu ailesine teşekkürler.


5 Büyük Takım, 5 Büyük Adam : Efsane Başkanlar

3 Mayıs 2013 Cuma


BEŞİKTAŞ

Kuşkusuz her Beşiktaşlıya veya futbolsevere Beşiktaş'ın efsane başkanlarını sorsanız size ilk vereceği cevap Süleyman Seba'dır. 20 yaşında Beşiktaş A takımında top koşturmaya başlayan; futbolculuğu her ne kadar ön plana çıkmış olmasa da, 21 yaşındaki genç Seba İnönü Stadı açılışında İsveç takımı AIK'ya ilk golü atmış, adını tarihe yazdırmıştır. Fakat o dönemin taraftarları, ilk golü atan gencin ileride Beşiktaş'a başkan olup, başarıdan başarıya koşturacağını kim tahmin edebilirdi ki?


Beşiktaş'ın sıkıntılarla boğuştuğu 1984 yılında başkanlık koltuğuna oturmuş ve 2000 yılına kadar görevini sürdürmüştür. 16 senelik başkanlık süresince Beşiktaş 5 lig şampiyonluğu yaşamış; 4 Türkiye Kupası, 4 Cumhurbaşkanlığı, 2 Başbakanlık ve 4 TSYD Kupası kazanmıştır. Beşiktaş şampiyon olmadığı dönemler bile her zaman ilk 2 içinde kalmış, "Şerefli İkincilikler"le hiçbir zaman havlu atmayan bir takım olgusu haline gelmiştir. 2000'li yıllara gelindiğinde takımın kötü gidişatı başkana kesilmiş, bu eleştirilerden rahatsızlık duyan Süleyman Seba Mart ayındaki kongrede başkan adayı olmadığını açıklamıştır. Başkanlık görevini bitirdikten sonra kongre üyeleri , oy birliği ile Hakkı Yeten'den sonra Beşiktaş'ın ikinci onursal başkanı olarak Süleyman Seba'yı seçmiştir.

İlginizi çekerse Süleyman Seba videoları için tıklayın.


BURSASPOR

80'li yılların sonuna doğru Türkiye'de futbol anlamında -Trabzonspor'un son şampiyonluğunu alması ile birlikte- 3 büyüklerin hegemonyası iyice artmıştı. Lig şampiyonluğunu 3 büyükler yaşıyor, diğer kupaları nadiren de olsa Anadolu kulüplerinden çıkıyordu. Ancak fikstürler 2009-2010 sezonunu gösterdiğinde Anadolu, şampiyon bir şehir çıkaracaktı. Bursaspor'un tarihindeki ilk lig şampiyonluğunu yaşatan olarak başkan İbrahim Yazıcı; şampiyon takımı ile tarihe adını kazdırmıştı.


Daha önce siyasetle ilgilenen ve milletvekili olan İbrahim Yazıcı, 88-92 yılları arasında ilk olarak başkanlık yapmış, takımın o dönemki en büyük başarısı Başbakanlık Kupası olmuştu. Daha sonra 2007 yılında yapılan kongrede tekrar Bursaspor'un başkanı seçilmiştir. Kulübün geçmişindeki başkanların görev süresine bakıldığında ortalama 2-3 senede görevini bitirmiş olmalarına rağmen İbrahim Yazıcı, 50 yıllık kulüp tarihinde 10 seneyi aşkın başkanlık deneyimi yaşamış ve halen de  devam etmektedir. Göreve geldiği 2007 yılında futbola dair gerekli yatırımları yapmış, şampiyonluğa zemin hazırlamıştır. 2009'a kadar bir başarı sağlamasa da 2009 yılında takımın başına Ertuğrul sağlam'ı getirmiş, hepimizin bildiği gibi Sağlam yönetiminde ligde fırtına gibi esen ve sonu mutlu sonla biten bir Bursaspor'un ortaya çıkmasına ortak olacaktı. Bursaspor'un bu efsane sezonuna öncülük eden Yazıcı; kulüp tarihi ve taraftarlarca "Büyük Başkan" olmuştur


FENERBAHÇE

Fenerbahçe'nin en kötü sezonundan alıp başarılarla dolu yıllara taşıtan öykünün başkahramanı olmuştur Ali Şen.

Göreve geldiği 1980-81 sezonunda son 3 sene şampiyonluk yaşamayan; küme düşme potasında averajla ligde kalan bitik bir Fenerbahçe'de dümenin başına geçmiştir. İlk sezonunda Westphalia Kupası, Donanma Kupası gibi çeşitli kupalar kazanmış fakat lig şampiyonluğunu kazanamamıştır. Sonraki sezon ciddi yatırımlarla lige adeta fırtına gibi girerek hem lig şampiyonluğunu hem de Türkiye Kupasını kazandı. Fenerbahçe o sezon "bir sezonda 5 kupa" rekorunu egale etmiştir. 2 sezonda Fenerbahçe'ye layık olan yere getirmiş, deyim yerindeyse "zirvede bırakmış"tır. Diğer başkanların aksine takım ligde birinciyken görevinden ayrılmıştır.


Ali Şen'in altyapı ve tesisleşmeye verdiği katkıda yıllardır izlerini devam ettirmiştir. 82-83 sezonunda Fenerbahçe Stadını tekrar açmış, Dereağzı tesislerini çimlendirerek Türkiye'deki ilk çim antrenman sahası olmuştur. Bunun dışında sadece futbol değil, diğer amatör branşlarda da atılım yapmıştır. Çok nadir başarılar sağlanan amatör branşlarda (basketbol, voleybol, masa tenisi, yüzme, atletizm, kürek, güreş) yeniden canlandırmış, hem Türkiye'de hem de Avrupa'da başarılı olmuştur.

Ali Şen'in ikinci başkanlığında (94-98) yine çok sıkıntılı bir dönemde başkanlığa gelmiş; 4 sezondur şampiyon olmamış takım 5. sezonunu da Ali Şen'le başlamıştır. Yönetimden çıkan çatlak seslere karşılık taraftarların "Ali Şen başkan, Fenerbahçe Şampiyon" tezahüratları iyi bir destek olmuş, Ali Şen'e karşı olan tavırlar yumuşamış, başkanlığına devam etmiştir. O sezon fenerbahçe 5 yıl aradan sonra ilk kez şampiyonluğuna ulaşmıştır. Ali Şen'in özel hayatı ona karşı olan eleştirileri haklı olabilir fakat onu efsane yapan şey; Fenerbahçe'nin en kötü zamanlarında sorumluluğu üstüne alıp gerek başarıları, gerekse kulübe ve diğer branşlara verdiği üstün hizmetlerinden dolayı onu efsane yapacak nitelikte olmuştur.

GALATASARAY

Galatasaray'da efsane denilince akla ilk gelen "efsane" 96-2000 sezonudur. Galatasaray'ın o müthiş yıllarında o başarıların baş rolünde de tabi ki başkan Faruk Süren vardır. Futbol takımının kazandığı başarılar bakımından sadece Galatasaray'ın değil, Türk futbol tarihinin en başarılı başkanıdır.


Alp Yalman'dan aldığı başkanlık koltuğunda futbol takımıyla alakalı ilk adımı tam yetkiyle Fatih Terim'i takımın başına getirmek olmuştur. Başkanlık koltuğunda olduğu 5.5 yıl süresince Galatasaray 4 sene üst üste lig şampiyonluğu, 3 Türkiye Kupası, 3 TSYD Kupası, 2 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 UEFA ve 1 UEFA Süper Kupası olmak üzere toplam 14 kupa kazanmıştır. Ayrıca 2000 yılında kazandığı bu başarılardan ötürü FIFA, Eylül ayında Franz Beckenbauer tarafından Galatasaray'a Millenium Kupası verilmiştir. Her ne kadar mali bakımdan o dönem eleştirilse de Faruk Süren başkanlığında kazanılan bu başarılarla adını tarihe yazdırmıştır.

TRABZONSPOR

Trabzonspor'da 3 dönem başkanlık yapan, şu anda faal olarak onursal başkanlığına devam eden Mehmet Ali Yılmaz hiç şüphesiz kulübün başkanlık tarihinde ön plana çıkan başkandır. Kulübün 45 yıllık tarihinde 3 ayrı dönem toplamda 12 yıl başkanlık koltuğunda oturmuş, gerek başarı anlamında; gerek altyapı, tesisleşme ve diğer branşlar anlamında büyük katkı sağlamıştır.


Başkanlığı süresince Trabzonspor 1 Süper Lig şampiyonluğu; 2 Türkiye Kupası, 1 Cumhurbaşkanlığı Kupası, 1 Başbakanlık Kupası başarılarını elde etmiştir. Biraz ironi olacak fakat Trabzonspor son lig şampiyonluğunu Mehmet Ali Yılmaz'ın göreve geldiği ilk dönemde, yani 83-84 sezonunda yaşamıştır. Trabzonspor'a tesis kazandırmış, şu an kendi ismi yaşatılmaktadır.







Mucize Getiren: Kloppo

1 Mayıs 2013 Çarşamba


Futbol dünyasında sıkça konuşulan bir isim var şu sıralar. Başarıları dilden dile dolaşıyor. Mourinho'yla bile kıyaslanıyor. Evet kimden bahsettiğimi anladınız sanırım. Jürgen Klopp... Nam-ı diğer ''Kloppo''.


2008'de 9.sırada aldığı Borussia Dortmund'u Şampiyonlar Ligi finaline taşıdı bu adam. Evet bu yazımızda Jürgen Klopp'ün kariyerini mercek altına alıyoruz.

FUTBOL...

67 yılında Stuttgart'ta doğan Klopp kariyerine birçok teknik adam gibi futbolcu olarak başladı. 1990 yılında Mainz'de hem forvet hem de defans mevkiinde forma giydi. 1.91'lik uzun boyu iki mevkiide de ona avantaj sağladı.

Klopp ismi ile Mainz adeta birbiriyle özdeşleşti. Nasıl özdeşleşmesin? Dile kolay; 325 maç oynadı, 52 de golü var.


TEKNİK ADAMLIK BAŞLIYOR

25 Şubat 2001'de Mainz ile son maçına çıktı Klopp. Bu maçtan sonra da yönetim tarafından takımın teknik direktörlüğüne getirildi. Taraftar mutluydu, sevdikleri, bildikleri bir isim yönetecekti takımı. Yönetim mutluydu, güvendikleri biri vardı takımın başında. Klopp mutluydu, yuvasındaydı.

2001-2002 sezonunda Bundesliga B'deki Mainz ile 4. oldu ve Bundesliga'ya çıkamadı. 2002-2003 sezonunda Benjamin Auer, Gibson, Buck, Abel, Stavrum transferlerini yaptı takıma. Sezonun sonunda Mainz yine 4.sıradaydı. Fakat bu sefer averaj farkıyla 3.lükten olmuş, dolayısıyla Bundesliga trenini yine kaçırmıştı.

Takvimler 2003-2004 sezonunu gösterdiğinde ise takımını; Duvarrak, Falkenmayer, Teinert, Sperenza ile güçlendiren Klopp bu sefer işleri tersine çevirip averajla 3. oldu ve Bundesliga'nın yolunu tuttu.


BUNDESLİGA

2004-2005 sezonuna Bundesliga'da başlayan Klopp ve ekibi sezon başında takıma; Hanno Balitsch, Michael Thurk, Casey, Marco Rose ve Weigelt takviyelerini yaptı. Sezon sonunda ise 43 puan toplayarak ligi 11.sırada tamamladı ve Avrupa kupalarına katılma hakkı elde etti. Klopp'ün ilk Avrupa kupası deneyimi demekti bu.

2005-2006'da yine 11.sırada tamamlanan sezonda elemelerde Ketlavik'i geçmesine rağmen şanssız bir kura ile Sevilla'yı çekmişler ve 1.turda Sevilla'ya elenmişlerdir.

2006-2007 sezonu ise tam bir dram oldu Klopp ve Mainz için. Sezon sonunda Bundesliga B'ye düşen Mainz Klopp'tan vazgeçmedi.

2007-2008'de kadroya; Svensson, Gunkel, Baljak, Hoogland,Karhan, Liesenfeld eklendi. Bu sezonda da Bundesliga B'de 4. olup Bundesliga'ya çıkamayınca Klopp için Mainz'e veda etmenin zamanı gelmişti artık. Sezon sonunda sözleşmesini uzatmadı ve Mainz'den ayrıldı.

DORTMUND YOLU GÖRÜNDÜ

2008-2009 yılında Borussia Dortmund'un başına geçen Klopp, eski takımından N. Subotic, M. Zidan'ı aldı. Takıma ekstradan takviye olarak da Owomoyela ve Schmelzer alındı. O sezon ligde 6.sırada kalmış olsalar da geçen sezona göre yükselişin görülmesi herkesi gelecek için umutlandırıyordu

2009-2010 sezonunda Lucas Barrios, Mats Hummels, Grobkreutz gibi isimleri aldı takıma Kloppo. Sezon sonunda takımın yeri bir önceki sezonun 1 basamak üstü, 57 puanla 5.likti.

MUCİZE GETİREN

2010-2011 sezonu ise adeta ''Mucize'' olarak anılacak bir sezondu. Klopp elinde bulunan güçlü kadroyu Lewandowski, Kagawa, Götze, Leitner, Piszczek gibi genç isimlerle güçlendirdi.

Sezon sonunda şampiyonluk ipini göğüsledi. Dortmund 7. şampiyonluğuna ulaşırken Klopp'ün ilk Bundesliga şampiyonluğuydu bu.

Muhteşem sonuçlanan 2010-2011 sezonunu mükemmel bir sezon daha takip etti. Klopp ve öğrencileri bu sezonda da 81 puanla ligi Bayern Münih'in önünde bitirdi ve 2 kez üst üste şampiyon oldu.


12-13 sezonunda şampiyonluğu rakibi Bayern Münih'e kaptırdı Klopp. Fakat Dortmund Şampiyonlar ligi finalinde!

Ne dersiniz Dortmund ve Klopp Avrupa'nın en büyük kupasını kazanabilecek mi? Takımın başında ''Mucize getiren'' bir adam varken neden olmasın?

 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Hayatın Futbolu - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger