Beklenmedik Yükseliş: Akhisar Belediyespor

28 Nisan 2013 Pazar

Sezon başında bir Manisa takımı eksilirken ligden, bir diğer Manisa ekibi olan Akhisar Belediyespor geliyordu Spor Toto Süper Lig'e. Tarihinde ilk kez süper ligde oynama hakkı kazanan Akhisar Belediyespor'un neler yapacağını herkes merakla bekliyordu.

İlk maçlarına da 1-0'lık Eskişehir galibiyetiyle başlamışlardı. Lig kalitesinin altında bir kadroları olmasına rağmen, pes etmeyecekleri belliydi daha ilk maçtan. Eskişehirspor maçını, Gençlerbirliği ve Kayserispor beraberlikleri izledi. Fakat Eskişehirspor maçından sonra 7 maç galibiyet yüzü göremeyeceklerdi, ta ki deplasmanda oynanan Sivasspor maçına kadar. Bu iki galibetle ligin ilk yarısında sadece 2 galibiyet ve 6 beraberlik almışlardı. 12 puanlı Akhisar Belediyespor, lig ortasında kendini kümede kalma yarışının içerisinde bulacaktı.

Fakat yılmayacaktı Manisa ekibi, devre arasında Elazığspor'un anlaşmaya yakın olduğu Gekas'ı ellerinden alıp, yanına bir de Karabükspor'lu Bilal Kısa'yı ekleyince çok farklı bir kimlik kazandı Akhisar Belediyespor. Tabii ki bunda teknik direktör Hamza Hamzaoğlu ve ona en kötü gününde bile destek olan kulüp başkanı Hüseyin Eryüksel'in de büyük bir rolü vardı.


İkinci yarıya Antalya maçıyla başlayan ekip çıkış sinyalleri veriyordu. Lige yavaş yavaş ısınan Akhisar Belediyespor, bir sonraki galibiyetini deplasmanda İstanbul B.Belediye'ye karşı 2-0'lık skorla elde ediyordu. Ve takımın iki golünü de yeni transfer Theofanis Gekas kaydediyordu. İBB maçından sonra Galatasaray'a karşı oynanan güzel oyun galibiyeti getiremese de taraftara ve futbolseverlere karşı büyük bir sempati kazanıyorlardı. Zira bu güzel oyun bir sonraki maç olan Karabükspor karşılaşmasında meyvesini verecek ve Manisa ekibi sahadan 2-0 gibi net bir skorla galip ayrılacaktı.

Daha sonra iki maç galibiyet yüzü göremeyen ekip, Sivasspor'u bu sezon ikinci kez yenerek galibiyete ulaşacaktı. Fenerbahçe maçındaki mağlubiyet de Manisa ekibini yıldırmayacaktı. Ardından gelen 3 galibiyetle birden kendilerini küme düşme potasının dışarısına atacaklardı. Ve son maç olan Bursaspor gibi zor bir deplasmandan da beraberlikle dönen ekip artık ligde kalmaya daha da inanmıştı.

Şu an 36 puanı bulunan Akhisar Belediyespor, ligde 15.sırada bulunuyor ve altındaki İBB ile puan farkı 3. Ancak ben Manisa ekibinin buraya kadar getirdikten sonra vazgeçmeyeceği düşüncesindeyim. Bu düşüncemde Akhisar'ın ve İBB'nin kalan maçları da önemli bir konumda. Akhisar Belediyespor'un son 3 maçı Antalyaspor, Mersin İdman Yurdu ve Orduspor ile. Antalya maçı haricinde kolay bir fikstür. İBB'nin fikstürü ise tam tersi çok zor. Haftaya evinde Fenerbahçe'yle oynayacak takım, daha sonra Trabzonspor deplasmanına çıkacak ve son maçta da evinde Kasımpaşa ile oynayacak.

Yazımızın başında kadro kalitesinden bahsetmiştik, bu konuyla ilgili de birkaç sözüm olacak. Sezon başında takım olarak direnç göstermeye çalışan bir ekip vardı karşımızda. Şu an ise tempolu bir futbol oynayan, hücumu yaparken, geride kontrolü elden bırakmayan bir takım var. Kümede kalma yarışındaki diğer ekiplere göre kadroları çok yeterli olmamasına rağmen takım oyunu ve inançla bu eksikleri tamamlayarak yol alan bir ekip...


EKSİLERİ, ARTILARI...

Bana göre takımın eksileri arasında, kaleci, sol bek ve forvet arkası olarak görev alabilecek oyuncuların yeterli seviyede olmaması. Kaleciden başlayalım. Takımın kalesini Oğuz Dağlaroğlu koruyor. Tecrübeli file bekçisi, defansı yönlerdime konusunda iyi bir seviyede ve çok hırslı. Ancak STSL'de oynayan bir takımın kalecinin yetenekleri bunlarla sınırlı kalmamalı. Bana göre idare edebilir bir seviyede fakat takım daha üst seviyelere oynamak istiyorsa, kaleci sorununu çözmeli.

Sol bekte bir sorun olduğu zaten en başından belli. Nereden belli, çünkü orada stoper orjinli olan Çağdaş Atan görev alıyor. Bu sorunun da gelecek sezon çözülmesi gerek.

Forvet arkasında son pası verebilecek oyuncunun bulunmaması da takımın eksileri arasında. Dün izlediğimiz Bursaspor karşılaşmasında da görüldüğü gibi birçok kontra ataktan, son pası veremedikleri için yararlanamadılar.

Eksilerine bir şey daha eklemek istiyorum. O da takımın stoperi Sonko. Takım defansını organize eden isim olan Sonko'ya takımda güven oldukça yüksek, fakat Sonko'nun da kendine güveni gereksiz yüksek. Defansta çok risk alıyor ve bu bir gün takımın başına büyük bir iş açabilir.


Takımın artılarının başında ise Theofanis Gekas var. Tecrübeli golcü, takımın bütün hücum organizasyonunu yöneten isim. Böyle bir yetenek için çok fazla yorum yapmaya zaten gerek yok.

Artılardan bir diğeri ise takımın teknik direktörü Hamza Hamzaoğlu. Tecrübeli hoca takım uyumunu çok iyi sağlıyor. Çok üst seviye oyuncuları olmasa da Manisa ekibine güzel futbol oynatıyor ve bana göre kümede kalırlarsa bunun en büyük sahibi Hamza Hamzaoğlu'dur.

Emin Aladağ, Ahmet Cebe, Bilal Kısa üçlüsünden oluşan orta saha bir diğer artı. Bu oyunculara genelde Merter Yüce de katılıyor. Orta sahada bitmeyen enerjileri ve yüksek pas yüzdeleri takıma artı katan yönler arasında.

Bir diğer artı ise kanat oyuncuları. Son dönemde büyük çıkış yapan Güral Vural, sezon başında takımı sırtlayan Kenan Özer ve Sertan Vardar, takıma büyük bir hücum gücü kazandırıyor. Özellikle Kenan Özer'in rakip savunmanın üzerine yaptığı sağ kanattan bindirmeleri, Sertan Vardar'ın uzaktan şutları ve frikikleri ve Güral Vural'ın sol kanattaki yeteneği kanatların ne derece güzel işlediğinin bir göstergesi.


GÜRAY VURAL ve UĞUR DEMİROK PARANTEZİ

İkisinin de çok yüksek potansiyelleri var. Fakat disiplinli olmaları, çok çalışmaları ve doğru kararlar vermeleri gerekiyor.


Uğur Demirok:
Defanstaki kafa toplarına çok hakim ve hırslı bir kişiliği var. Duran toplarda ise golü hep istiyor, hep arıyor. Hamza Hamzaoğlu da bu isteği fark etmiş ki, duran topların hepsi Uğur'un olduğu bölgeye doğru kullanılıyor. Bana göre şu an Türkiye'deki stoperler içerisinde büyük bir potansiyel. Fakat dediğim gibi disiplini elden bırakmamalı, çok çalışmalı ve doğru kararlar vermeli. Doğru kararlardan kastım, takımda kalıp kalmayacağı ve kalmazsa nereye gideceği...


Güray Vural:
Büyük bir yetenek, "top ayağına yakışıyor" derler ya, işte tam da bu. Sol kanattan içeriye doğru yaptığı koşuları ve pasları çok iyi durumda. Ayrıca topa çok hakim ve bilek hareketleri çok iyi. Ama bazen yapması gerekeni değil de yapmak istediğini yapıyor. Sonuna kadar çok güzel getirdiği topu çok yanlış tercihlerle heba edebiliyor. Bu da yaşıyla alakalı olabilir, biraz zaman geçtikçe düzelebilecek bir sorun.

Kampüsten Gelen Ses - Üniversiteli Taraftar Grupları


Tribünlerimizden her maç sesler yükseliyor. Bu sefer bu sesleri duymak için farklı bir mekana, üniversitelere uzanıyoruz. ''Kampüslerden gelen sesleri'' aktarıyoruz sizlere. 

Ülkemizdeki takımların birçok taraftar grubu var ve bu taraftar gruplarının alt grupları mevcut. Bu alt grupları çoğu zaman üniversiteli öğrencilerin kurduğu gruplar oluşturuyor. Fakat ana gruplardan bağımsız kurulmuş üniversiteli gruplara da rastlamak mümkün. 

ÜNİBJK


''İlmi okuldan, hayatı Beşiktaş'tan'' felsefesiyle yola çıkmışlardır. 2001 yılında kurulmuştur. Kurucu okulları Boğaziçi Üniv., Bilgi Üniv., İTÜ, Koç Üniv. ve YTÜ'dür.

80'e yakın üniversitede 10 bine yakın üyesi bulunmaktadır. Başkanlığını Can Yılmaz yapmaktadır.

ÜniBJK maçlarda İnönü Stadyumu Eski Açık Tribününde yer almaktadır.

1907ÜNİFEB


1998 Yılında Boğaziçi Üniversitesi Fenerbahçeliler Birliği (BUFEB) 'nin kurulması ile temelleri atılmıştır. Bunu daha sonra Bilgi Üniversitesi, İTÜ, YTÜ takip etmiştir ve tüm bu üniversiteler ortak hareket etme adına ''ÜNİFEB'' çatısı altında birleşmişlerdir. Grubun resmi kuruluş tarihi Mayıs 2001'dir.

38 il, 67 üniversitede temsilciliği bulunan Ünifeb'in 20 bine yakın üyesi bulunmaktadır. Grubun şu andaki başkanı Sercan Çetin'dir.

Kadıköy Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nun Türk Telekom Tribünü (Okul açık) C Blok bölümünde yer almaktadır.

Vamos Bien ve Grup CK ile yakın ilişkileri olup, hemen her koreografide bu grubun imzası vardır.

ÜNİGFB


2001 yılında kurulmuştur. Fenerbahçe tribünlerinin en büyük gruplarından olan GFB'nin alt gruplarından biridir, ayrı bir grup sayılamaz.

30'a yakın üniversitede temsilcilikleri bulunmaktadır. Onlar da Ünifeb gibi Türk Telekom Tribünü'nde (Okul Açık) yer almaktadırlar.

ULTRASLAN-ÜNİ


2001 yılında kurulmuştur. 93 üniversitede faaliyet göstermektedirler. Grubun şu anki başkanlığını Rafet Karanfil yapmaktadır.

Ali Sami Yen Stadyumunda Eski Açık Tribününde yer alan grup,Türk Telekom Arena'nın Pegasus 
Tribününde yer almaktadır.

Stadyumda yapılan koreografi ve pankartların çoğu bu gruba aittir. Ultraslan'ın alt grubudur

ÜNİ TS



Trabzonspor'u destekleyen üniversiteli öğrencilerden oluşan taraftar grubudur. Marmara, Bolu, Zonguldak, Aydın, Sakarya, Fatih, Düzce, Bahçeşehir, Karabük, Gazi, Hacettepe, Bilecik ve İstanbul Üniversitesinde örgütlenmeleri bulunmaktadır. 

İstanbul, Ankara ve Trabzon taraftar grubunun en çok üyesinin bulunduğu illerimiz.

ÜNİ TİMSAH



Toplamda 56 temsilciliği bulunmaktadır. Çok sayıda üyesi bulunur. Grubun şu andaki başkanlığını Ender Yılmaz yapmaktadır.

Grup 2002 yılında kurulmuştur. 2007 yılında dernekleşmiştir ve ''Üniversiteli Bursasporlular Derneği'' (UBD) adını almıştır.

ÜNİ ESES


Bir tribün grubu olmaktan öte daha çok akademik bir taraftar birliğidir. Üyelerini genelde öğrenciler, üniversite mezunları ve öğretim üyeleri oluşturur. 

Tribün faaliyetlerinden ziyade sivil toplum organizasyonlarında da kendilerini görmekteyiz.

Grubun kuruluşu ilk olarak 2005'te planlanmıştır. Ocak 2006'da yapılan genel kurul ile ''Üni ESES'' adını almıştır.Grubun başkanı Mustafa Özcan'dır.

ÜNİKSK


19 üniversitede faaliyet gösteren İzmir temsilcisi Karşıyaka'nın taraftar grubu 2002 yılında kurulmuştur. Karşıyaka'nın yer aldığı her branşta tribünde yer alıp takımlarını desteklemektedirler.

Temsilcilik için başvuran okulda ''en az 5 üye'' kuralını uygularlar. Grubun başkanı Cihan Büyükoral.

ÜNİVERSİTELİ TATANGALAR


4 Aralık 2006'da kurulmuştur. Yaklaşık 600 üyesi bulunmaktadır. Sakaryaspor'u destekleyen bu taraftar grubu, ana grup olan ''Tatangalar''ın alt grubudur. 

Grubun hedefi Sakaryaspor'u bulunduğu yerden kurtarıp eski günlerine döndürmektir. Yaptıkları organizasyonlar, verdikleri destek hep bu yöndedir.







Aydın'ın Serüveni

26 Nisan 2013 Cuma



Çoğu taraftarın üstüne titrediği isimler olur altyapıdan yetişen oyuncular. Aydın Yılmaz da Galatasaraylılar için öyle olmuştu nitekim. Efsanevi 87-88 jenerasyonunun parlayan isimlerindendi Aydın. Sürati ve top tekniğiydi onu özel kılan. Takvimler 2006 yılının Ocak ayının 22'sini gösterdiğinde zorlu Konya deplasmanında şampiyonluk yarışının kopmasını engelleyen 84. dakikada oyuna giren Aydın'dan başkası değildi. Son dakikada attığı golle takımına 3 puanı getiren Aydın tüm gözleri bu golle üzerine çeviriyordu. Sezonun kalanında da bazı maçlarda iyi performans gösteren ve şampiyonluğa etki eden Aydın ertesi sene Arda'nın çıkışı ve kendini yeterince geliştirememesi sebebiyle fazla forma şansı bulamadı. Manisa'da yalnız kalışı ve sakatlıkları da büyük etken. İBB'de oynadığı sezon sakatlıktan kurtulduktan sonra son haftalarda göz alıcı bir performans sergiledi. Abdullah Avcı kendisini bir sezon daha tutmak için ısrar etti ancak Adnan Polat sabretmeyip onu yollamadı ve Skibbe dönemi Kewell, Arda gibi isimlerin gölgesinde kalmaya mahkum etti. Tüm bunlara rağmen ertesi sezon Frank Rijkaard'ın elinde yeniden şahlanıyordu. UEFA kupası ön eleme maçlarında ve ligin ilk haftalarında şans buldukça fark yaratıyordu. Ta ki zaman zaman futboldan en iyi ben anlarım moduna giren Adnan Polat tarafından medyanın önüne atılana kadar. Eskişehir deplasmanına kafileyle birlikte gidildiğinde de Hagi zamanı Ankaragücü maçı dönüşünde de günah keçisi olarak hep Aydın'ı bellemişti. Mental anlamda pek güçlü olmayan, duygusal bir yapısı olan Aydın açısından olaya bakarsak onun için ne kadar moral bozucu bir durum olduğunu anlamamız güç olmayacaktır. 

Sık sakatlanması da onun gelişimindeki bir diğer engel. Vücudu sakatlıklara çok müsait ama sakatlıklardan korunmak için yeterince çalışmamış olması gerçeğini de görmeliyiz. Bilhassa geçtiğimiz sezon Süper Lig'in son haftalarında tam level atlarken Trabzonspor maçı öncesi yine sakatlanınca biraz daha duraksadı. Burada altyapılarda yetişen oyuncuların kendilerini A Takım için yeterince hazırlayamadığını görüyoruz. 18-19 yaşında A Takıma alıp son dakikalarda sihirbazlık yapılması bekleniyor hepsinden ancak bu her futbolcu için mümkün olmuyor. Aydın zamanında o sihirbazlığı yaptı ama sonraları çok şans verildiği sanılan fakat en formda olduğu dönemde dahi 3-4 maç üst üste 11 çıkmışlığı olmayan bir oyuncu.


Fatih Terim ile buluşunca kariyeri yeni bir yola girdi Aydın'ın. Ligin sonlarına doğru Mersin maçıyla başlayan çıkışı genç yetenekten süper yedekliğe doğru evrildi. Girdiği her maçta istatistik olarak katkı veremese dahi bariz bir dinamizm getirdi. Bu sezon genişleyen kadro nedeniyle daha az şans buldu(özellikle ligin ikinci yarısı). Sözleşmesinin de bitiyor olması bu sefer gerçekten Galatasaray'la yollarının ayrılabileceğine işaret ama ben kalmasından yanayım.

Aldığı ücret 200-300 bin Euro civarı bir meblağ iken yerine gidip Yiğit Gökoğlan gibi anadolu kulüplerinde bile vasatı aşamamış adamlara bir çırpıda 2.5-3 milyon Euro verebiliyoruz. Furkan Özçal gibi bu seviyeler için yetersiz bir futbolcuya yıllık 700 bin euro ödeyebiliyoruz. Yedek kaldığında yeniçerilik yapan, takım gol attığında kılını dahi kıpırdatmayan, surat asan, trip atan futbolculara kucak açarken 18'e almasan dahi ses etmeyen Aydın'ın takımda oluşu batıyor niyeyse. Galatasaray'ı yıllardır özümsemiş, Florya'da büyümüş, yeri gelince takım arkadaşlarını ilk sahiplenen Aydın'ı sevemiyoruz bir türlü. Gittikten sonra mevkisine yapılan takviyeyi ve maliyet/performans gelişimini özellikle takip edeceğim şahsen. Takımın her mevkisinde aynı kalibrede oyuncuların birbirini yedeklemesi beklenemez. Aydın da kanat için bana göre şu seviyelerde yeterli bir alternatif. 



Sözleşmesinin hâla yenilenmemiş olması onun Galatasaray günlerinin sonuna geldiğini gösteriyor. Son 4 maç hayati katkılar yapıp belki de Fatih Terim'in kendisi için olumlu rapor vermesini sağlayabilir lakin şimdiden transfer dedikoduları çıktı. Avrupa şu dakikadan sonra kendisi için pek mümkün ve mantıklı bir seçenek gibi durmuyor. Beşiktaş söylentileri var ama Siyah-Beyazlı ekip yerine beklentilerin daha düşük olduğu bir kulüpte iyi bir teknik adamla çalışması ve sık forma şansı bulması onun adına daha doğru olacaktır. Burak Yılmaz'ın 25 yaşından sonra Şenol Güneş'le yaptığı patlamayı gördükten sonra Aydın yeteneğindeki bir oyuncunun da doğru organizasyonda sıçrama yapması muhtemel. 
    
Kendisini izlemekten zevk alan biri olarak kariyerinin kalanında umarım daha istikrarlı ve daha istekli olur bizler de deparlarını daha çok izleyebiliriz.

Pep-Heynckes-Münih Kumarı

25 Nisan 2013 Perşembe

Bildiğimiz gibi geçtiğimiz gün Şampiyonlar Ligi Yarı Final ilk maçında Bayern Münih, Barcelona'yı 4-0 gibi ezici bir skorla yendi. Bayern Münih'in lig içinde bu tarz; hatta daha rencide edici skorlar aldığını biliyoruz fakat son 4-5 yıldan beri Avrupa futbolundaki Barcelona hegemonyasını adeta yıkıp, Alman ekolünün popülizminin arttığı zamana şahit olduk. Fakat sezon sonu gidecek olan Jupp Heynckes'in mimarı olduğu Bayern Münih'ten ayrılması ne kadar doğru? Hep beraber değerlendirelim.


Bayern-Barça maçı bitiminde çoğu futbolsever şunu düşünüyordu. "Heynckes'i neden gönderiyorlar, takım çok iyi, ya Pep bunu başaramazsa?" Ama işin gerçeği şu ki; daha önceden yaptığı açıklamayla sezon sonu görevinden ayrılmak istediğini ifade etti. Münih temsilcisi de Pep'le önümüzdeki sezon için anlaştığını bildirdi. İşin garip tarafı şu ki; Heynckes son 20 maçında sadece Şampiyonlar Ligi Çeyrek Final öncesi son maçında Arsenal'e yenilmişti. Şimdi futbolseverlerin endişe ettiği asıl soruya gelelim. Pep Guardiola bu başarıyı devam ettirebilecek mi?


Pep'in Münih kariyerine -o bile başlamamışken- birşeyler söylemek çok zor. Ama referansının Barcelona olduğunu hepimiz biliyoruz. Hani o bildiğimiz Barcelona. Kupa almasından bizim sıkılıp onların sıkılmadığı takım. Peki Guardiola öncesi ve sonrası Barcelona'da neler değişti? 


2003 Haziran'dan 2008 Mayıs'ına kadar Barcelona'nın başında olan Frank Rijkaard, takımı kötü yönettiği gerekçesiyle görevine son verilmiş, o sırada Barcelona B takımını yöneten Pep A takımın başına verilmişti. Rijkaard yönetiminde Barcelona; 2 La Liga şampiyonluğu, 1 Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu ve 2 İspanya Süper Kupasını kaldırmıştı. Rijkaard'ın son sezonu ise Katalan ekibi ligi 3. bitirmiş, bir nebze bardağı taşıran son damla olmuştu. Pep ise görevine başladığı ilk yıl Barcelona; 100'ün üzerinde gol atıp La Liga şampiyonu olmuş, bunun ardından İspanya Kral Kupası, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu, İspanya Süper Kupası, UEFA Süper Kupası ve FIFA Dünya Kulüpler Kupası'nı kaldırmıştı. Totalde 6 turnuvada başarıya ulaşmış ilk teknik direktör olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bunun yanısıra Barcelona'nın oynadığı oyun sistemiyle -ki kazandığı başarılarda bunu gösteriyor- göze hoş gelen ve aynı zamanda disiplinli bir takım oluşturmuştur. Barcelona bir dünya markası haline gelmiştir. Bakılacak olursa Bayern Münih'li yöneticiler de Münih ekibini dünyaya açılan, bir marka ve ekol olarak adını daha fazla duyurma eğilimi doğrultusunda Guardiola ile anlaşmışlardır. Daha önce de söylediğim gibi şu an Pep'in Bayern kariyeri başlamadan eleştirmek haksızlık olur. Ama şunu bilin istedim: Pep sıradan bir teknik direktör değil. Münih'te sıradan bir kulüp değil. Pep'in Münih ekibine katacağı çok şey olacaktır. Futbolseverler olarak izleyelim, görelim..



B.Münih'in Rakiplerinden Aldığı Yıldızlar

23 Nisan 2013 Salı


Yıllardır Bundes Liga'da parlayan tüm yıldızlar için transfer teklifi yapan Bayern Münih'in son hamlesi Götze de başarıyla sonuçlandı. Sezon sonunda Münih forması giyecek olan yıldız oyuncu için Dortmund'a 37 milyon € transfer ücreti ödenecek.

Yıllardan beridir önce Bundes Liga'daki futbolculara yönelen Münih kulübü için, Borussia Dortmund Genel Menajeri Hans-Joachim Watzke şöyle diyor: "Bayern Münih, transferlerle rakiplerini zayıflatma stratejisine sahip."

Biz de bu sözden yola çıkarak Bayern Münih'in önceki sezonlarda rakiplerinden aldığı yıldız oyunculara bir göz atmak istedik. Buyrun o yıldızlar ve Münih'e gelmeden önceki takımları.


GİOVANE ELBER

94-96 yılları arasında Stuttgart'ta parlayan forvet oyuncusu 1997'den 2004'e kadar Bayern'de top koşturacak ve adının sonsuza kadar Münih'le anılmasını sağlayacak performansı sergileyecekti.


CLAUDİO PİZARRO

Werder Bremen'den transfer edilen Pizarro ise 2001'de Bayern'e transfer oldu. Münih'te oynadığı 6 sezon boyunca 174 maçta forma giyen Pizarro, 71 gol attı. Daha sonraki sezonda Chelsea sonrasındaki iki sezonda da Werder Bremen forması giyen Claudio, bu sezon başında tekrar Bayern Münih'e geri döndü.


MİCHAEL BALLACK

Leverkusen yıllarındaki futboluyla parlayan yıldız oyuncu Milcahael Ballack da Bayern Münih'in kancasını taktığı oyunculardan biriydi. Yıldız oyuncunun 2002 yıllarında başlayan Münih serüveni 2006 yılında sona erecek ve oyuncu Abramovic'in yeni takımı Chelsea'nin muhteşem kadrosundaki oyunculardan biri olacaktı.


ZÊ ROBERTO

Bayern Münih'in efsane Leverkusen kadrosundan kopardığı yıldızlardan bir başkası olan Ze Roberto, 2002-2006 yılları arasında Münih forması giydi. Kariyerinin son dönemlerinde adı birçok kez ülkemiz takımlarıyla anılan oyuncu şu an Gremio forması giymekte.


LUCIO

Leverkusen'in efsane kadrosundan transfer edilen oyuncular Ze Roberto ve Ballack ile sınırlı kalmadı. Bu isimlere bir de Lucio eklendi. 2004-2009 yılları arasında Bayern Münih forması giyen Lucio, Münih formasıyla çıktığı 144 maçta 7 gole imza attı.


MİROSLAV KLOSE

2007 yılında Werder Bremen'den transfer edilen Klose,  2007'den 2011'e kadar Münih forması giydi. Polonya asıllı Alman oyuncu 2011 yılından beri ise Lazio takımının formasını terletmekte.


MARIO GOMEZ

Stuttgart altyapısının bir ürünü olan Gomez 2009'da Münih'e transfer oldu. 2009 yılından beridir Bayern forması giyen yıldız oyuncu çıktığı 110 maçta 72 gol attı.


MANUEL NEUER

Schalke 04 altyapısından çıkan Neuer ise 2011 yılında Bayern Münih'in yolunu tuttu. Geçen sezonki performansıyla dudak ısırtan ünlü file bekçisi, şu an dünyanın en iyi kalecileri arasında gösteriliyor.


MARIO MANDZUKIC

2010-2012 yılları arasında Wolsburg'taki oyunuyla dikkatleri üzerine çeken Mandzukic, sezon başında Bayern'e transfer oldu. Ünlü oyuncu sezon başından beri giydiği Münih formasıyla harikalar yaratıyor.


MARIO GÖTZE

Münih'in rakiplerinden kopardığı yıldızlardan sonuncusu olan Götze, Dortmund altyapısının ürünü. Genç oyuncu son iki sezondur gösterdiği performansla parlamıştı. Yaz transfer döneminde adı birçok dev kulüple anılan oyuncu yuvada kalmıştı ki sezon bitmeden Bayern, Dortmund kulübünün kapısını çaldı. Ve Dortmund kulübünü dün akşam facebook sayfasından yaptığı açıklama ile Götze'nin gelecek sezon Bayern Münih'te oynayacağını belirtti.

Son 12 Yılda Borussia Dortmund



Dünyanın en iyi liglerini saydığımızda bunların başında İngiltere ile birlikte Almanya ligi gelir. Çemberi biraz daraltıp Almanya'nın en iyilerine baktığımızda ise karşımıza çıkan ilk takımlardan biridir sarı-siyahlılar. Son 12 yıllık süreçte çok inişli çıkışlı bir grafik çizdiler, çok fazla teknik adam değiştirdiler. Haydi gelin sezon sezon Borussia Dortmund'un son 12 yılını inceleyelim.

2000-2001 Sezonu

Dönemin kadrosunda Fredi Bobic, Giuseppe Reine, Otto Addo, Rosicky, Lars Ricken, Christoph Metzelder, Evanilson gibi isimler vardı.

Tomas Rosicky, Jan  Derek Sörensen, Conor Casey, Philip Laux, Francis Bugri gibi isimler transfer edildi.

Matthias Sammer'in yönettiği Dortmund, sezonu 58 puanla Bayern Münih ve Schalke 04'ün gerisinde 3.sırada tamamladı. Kupa anlamında da oldukça kısır bir sezon yaşadılar. DFB-Pokal'da sadece 3.tura çıkabildiler.

2000-2001 sezonuna baktığımızda takımda en çok öne çıkan isim 24 maçta 10 gol ve yaptığı 2 asistle Fredi Bobic.

2001-2002 Sezonu

Bu sezon geçtiğimiz sezonki eksikliklerin bir nebze olsun kapatıldığı bir sezon oldu.

Ewerthon, Sebastian Kehl, Marcio Amoroso, Jan Koller, Leandro transferleri yapıldı. Ve bu transferlerin hepsi -özellikle Amoroso, takıma çok olumlu yansıdı. 27 yaşındaki Amoroso 31 maçta attığı 18 golle takımını bu sezon sırtlayan isim oldu diyebiliriz.

Ligde Bayer Leverkusen'in sadece 1 puan önünde sezonu bitirdiler ve Bundesliga'nın şampiyonu oldular. Şampiyonlar Liginde gruplara kaldılar. Gruplarda 3. olarak UEFA kupasına katılma hakkı elde ettiler. UEFA Kupası'nda finale kadar yükseldiler. Finalde Feyenoord ile karşılaşan Dortmund sahadan 3-2 mağlup ayrıldı ve kupayı adeta elinden kaçırdı.

DFB-Pokal'de 1.turda Wolfsburg'a 1-0 yenilerek elendiler. Ligapokal'de ise yarı final başarısı elde ettiler. Ligapokal yarı finalinde Schalke 04'e 2-1 yenilerek kupadan elendiler.

2002-2003 Sezonu

Matthias Sammer bu sezonda takımdan birçok ismi gönderdi. Sörensen, Emmanuel Krontiris, Dunday Oliseh, Fredi Bobic, Miroslav Steviç, Philipp Laux, Jurgen Kohler gibi isimler takımdan gönderilirken yerlerine; Torsten Frings, Juan Fernandez, Roman Weidenfeller, David Odonkor gibi isimler katıldı.

Ligde geçen sezon topladığı puanın 12 puan altında kaldılar ve Bayer Leverkusen ile Stuttgart'ın ardından 3.oldular.

Dortmundluların efsanelerinden Jan Koller 34 maçta 13 gol kaydederek takımın en golcü ismi oldu. Fakat bu rakam hem Koller için hem de Dortmund için hiç de tatmin edici bir gol rakamı olmadı.

DFB Pokal'de 2.turda elenen Dortmund, Ligapokal'de yarı final oynadı. Yarı finalde Hertha Berlin'e 2-1 yenilerek kupayla bu sezon da vedalaştılar.

2003-2004 Sezonu

Geçen sezonu 3. olarak tamamlayan Dortmund'da bu sezon başında transfere 16.5 Milyon Euro harcandı. Thiago Salvatore, Niclas Jensen, Malte Metzelder, Conceicao, Warmuz alınırken; Amoroso, Reina, Fernandez, Lehmann ve Heinrich ile yollar ayrıldı.

2003-2004 sezonunda lig adeta hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Dortmund bu sezon ligi 6.sırada bitirdi. 22 Yaşındaki Ewerthon attığı 16 gol ve yaptığı 6 asist ile takımının en çok skor üreten ismi oldu.


UEFA Kupası'nda Club Brugge'e elenen Dortmund DFB-Pokal ve Ligapokal'de de aradığını bulamadı. DFB'ye henüz 2.turda veda ettiler, Ligapokal'de ise Hamburg'a 4-2 gibi farklı bir skorla mağlup olarak elendiler.

Sezon sonunda teknik direktör Matthias Sammer ile yollar ayrıldı ve yerine Hollandalı teknik adam Bert van Walwijk getirildi.

2004-2005 Sezonu

Dortmund için en kötü sezonlardan bir tanesi. Hakkında belki de en az yazacağımız sezonlardan da bir tanesi. Kupa ve lig dahil Borussia Dortmund bu sezon neredeyse hiçbir varlık gösteremedi.

Sezon Başında Ebi Smolarek, Sascha Rammel, Markus Brzenska, Marc-Andre Kruska takıma katılan isimler oldu.

Koller'in attığı 15 gol de Dortmund'a yetmedi ve Dortmund Bundesliga'yı 7. sırada bitirdi. DFB-Pokal'de son 16'ya kalan Dortmund, İnter Toto Kupası'nda da 3. turda elendi.

Dortmund için ''hayal kırıklığı'' olarak nitelendirilebileceğimiz bu sezon...

2005-2006 Sezonu

Bu sezonda takıma; Kosi Saka, Matthew Amoah, Delron Buckley, Dennis Gentenaar, Philipp Degen, Bernd Meier, Cedric van der Gun, Nuri Şahin ve Sebastian Tyrala katıldı.

Bu kadar fazla transfere rağmen geçen sezonki dram bu sezon da yaşandı.

DFB-Pokal'de daha ilk turda elenen Dortmund, İnter Toto Cup'da da Sigma Olomouc'a yenilerek Avrupa kupalarından elini erkenden çekti.

Sezon sonunda 46 puanla 7.sırada bir Borussia Dortmund vardı. Borussia Dortmund'un en golcü ismi 34 maçta attığı 13 golle Ebi Smolarek oldu.

KABUS BİTMİYOR...

2006-2007 Sezonu


Van Marwijk'ten boşalan teknik direktörlük görevine Jürgen Ruber getirildi. Soren Pirson, Tinga, Nelson Valdez, Pienarr, Frei, Amedick, Hünemier takıma alındı.

Takımın önemli isimlerinden Rosicky Arsenal'e, Jan Koller ise Monaco'ya transfer oldu.

Yapılan transferler çok da etki göstermedi. Ve Dortmund için kabus bitmedi. Sezon ortasında Thomas Doil göreve getirildiyse de sonucu değiştiremedi.

Dortmund ligde aldığı 44 puanla 9. oldu. DFB-Pokal'de de sadece 2.tura kadar çıkabildiler. Takımda en golcü isim bugün Basel'de forma giyen tecrübeli isim Alexander Frei oldu. Frei 32 maçta 16 gol kaydetti.

GELEN GİDENİ ARATIR

2007-2008 Sezonu

Bu  sezonu da ''hayal kırıklığı'' dönemleri içerisine rahatça sokabiliriz. Yönetim bu sezona da Thomas Doil ile devam kararı aldı.

Mats Hummels, Rukavina, Bade, Petric, Blaszczykowski, Ziegler, Federico, Kovac, Gordon alındı ve bu transferlere 20 Milyon Euro harcandı.

Hani derler ya ''Gelen gideni aratır.'' diye, Bu sezon tam da öyle oldu işte. 2007-2008 sezonu geçmiş sezonu bile arattı Dortmundlulara.

Dortmund sezonu 40 puanla 13 sırada tamamladı. Herhangi bir Avrupa kupasına da katılamayan sarı-siyahlılar DFB Pokal'e de finalde veda ettiler. Takımın bu sezonda en çok gol atan ismi 29 maçta 13 golle M.Petric oldu.

UFAK ADIMLARLA...

2008-2009 Sezonu

Sezon başında göreve Jürgen Klopp getirildi. Kevin-Prince Boateng, Mohamed Zidan, Young-Pyo-Lee, Neven Subotic, Owomoyela, Felipe Santana, Lukas Kruse, Schmelzer alındı.

Geçen sezon çok etkisiz olan Bade, Gordon, geçen sezonun en golcüsü Petric, Degen, Pienarr takımdan gönderilen isimler oldular.

Sezonu 59 puanla 6.sırada bitirdiler. Bu durum bir başarı gibi görünmese de bir yükselişe geçişin göstergesiydi.

DFB-Pokal'de son 16'ya kaldılar. UEFA Kupasında 1.turda elendiler. Sezonun en golcü ismi 29 maçta attığı 12 golle Frei oldu. Frei ayrıca 9 da asist yaptı.

GÜNEŞ YAVAŞ YAVAŞ DOĞUYOR...

2009-2010 Sezonu

Sezona genç transferlerle başladı Klopp yönetimindeki Dortmund. Yapılan transferlerin yaş ortalaması sadece 22.

Takıma katılan isimler Le Tallec, Lucas Barrios, Rangelow, Grobkreutz, Sven Bender, Julian Koch ve Hornschuh

Pyo-Lee, Brzenska, Frei ise takımdan giden isimler oldu. Bu sezonun en bomba ismi şüphesiz Lucas Barrios... Barrios 33 maçta 19 gol kaydetti.

Bu sezon ligde 57 puanla 5.olarak yükselişlerini sürdürdüler. Dortmund DFB-Pokal'de de son 16'ya kaldı.

BEKLENEN...

2010-2011 Sezonu

Yapılan transferlerin yaş ortalaması geçen sezona göre daha da düştü. Bu sezon yapılan transferlerin yaş ortalaması 21.

Moritz Leitner, Mario Götze, Lewandowski, Kagawa, Langerak, Piszcek, Sobiech gibi isimler transfer edildiler.

Yapılan bu transferlerden ötürü oldukça eleştiri aldı Dortmund. Fakat tecrübesiz görünen bu gençler öyle bir performans sergiledi ki, Dortmund 78 puanla Bundesliga şampiyonu oldu. Lucass Barrios bu sezon da attığı 16 golle takımın en golcü ismi oldu.

DFB-Pokal'de 2.tur, UEFA'da ise gruplara kalan Dortmund'un bu sezonu için söylenebileceğimiz şey ''Beklenenin gerçekleştiği'' dir.



ZAFER!

2011-2012 Sezonu

Ligi şampiyon bitiren Dortmund yıldız oyuncu transferindense elinde bulunan kadroyu güçlendirme yoluna gitti.

Mustafa Amini, İlkay Güdoğan, İvan Perisiç, Löwe, Bakalorz alındı. Lucas Barrios, Zidan, Le Tallec ve Hajnal ise takımdan gönderildi.

81 Puanla üst üste 2.kez şampiyon oldular. Lucas Barrios'un gidişiyle yaşanan paniğe Lewandowski ''dur'' dedi. 23 yaşındaki Polonya'lı yıldız 34 maçta 22 gol atıp, 10 asist yaptı ve adeta takımını sırtladı.

Şampiyonlar liginde gruplara kaldılar. DFB Pokal finalinde Bayern Munih'i 5-2 ile geçerek kupaya uzandılar. DFL-Supercup'ta ise penaltı atışlarıyla Schalke 04'e 4-3 yenildiler ve kupaya veda ettiler.


Borussia Dortmund'un son 12 yılını sizler için özetlemeye çalıştık. Son döneme baktığımızda görüyoruz ki Jürgen Klopp ile Dortmund adeta küllerinden doğdu. Genç, dinamik ve kazanmasını bilen bir takım oluşturdu Klopp. Kazandırdığı genç futbolcular da cabası.

Özetle Klopp ve genç yıldızlar ile daha çok güzel günler bekliyor Dortmund'luları.



Avrupa'nın Önde Gelen Liglerindeki Şampiyonluk Mücadeleleri

22 Nisan 2013 Pazartesi

Avrupa'nın birçok liginde sezon sonu yaklaştıkça şampiyonlar da yavaş yavaş belli olmaya başlıyor. Biz de sizin için kısa kısa bilgilerle bu liglerin şampiyonluktaki son durumlarını aktarmak istedik. İşte o ligler ve şampiyonluk yolunda avantajlı takımlar.


İNGİLTERE

Premier lig'de sezonun bitmesine 5 hafta kala lider Manchester United'ın şampiyonluk yolunda büyük avantajı bulunuyor.

United, en yakın rakibi Manchester City'nin 13 puan önünde ve kalan 5 maçta toplam 3 puan alırsa şampiyonluğa ulaşacak.



İTALYA

İtalya Serie A'da da benzer bir durum var. Ligin bitmesine 5 hafta kala lider Juventus en yakın rakibi olan Napoli'nin 11 puan önünde.

Juventus'a şampiyonluk yolundaki kalan 5 maçta 4 puan yetiyor.


İSPANYA

La Liga'da ise ligin bitmesine 6 hafta kala Barcelona'nın ezeli rakibi Real Madrid'e karşı 13 puanlık üstünlüğü bulunuyor.

Şampiyonluk için lider Barcelona'ya 6 maçta 6 puan yetecek.


TÜRKİYE

Ülkemizde ligin bitmesine 4 hafta kala liderlik koltuğunda Galatasaray oturuyor. Galatasaray'ın en yakın takipçisi ise ezeli rakibi Fenerbahçe.

En yakın rakibinin 7 puan önünde olan Galatasaray'a kalan 4 maçta 6 puan yetecek.


FRANSA

Fransa'da 33. hafta sonunda PSG'nin büyük bir üstünlüğü bulunuyor. Lider PSG'nin 9 puan gerisinde ise Marsilya var.

PSG'ye kalan 5 hafta sonunda 6 puan yetiyor.


HOLLANDA

Hollanda'da ise lider Ajax. Lideri 4 puan gerisinden PSV Eindhoven ve Feyenoord takip ediyor.

Ajax'a kalan 3 maçta 6 puan yetecek.


PORTEKİZ

Portekiz'de 26. hafta sonunda 70 puanlı Benfica'nın liderliği bulunuyor. Liderin en yakın takipçisi ezeli rakibi olan Porto'nun ise 66 puanı var.

Benfica'ya şampiyonluk için kalan 4 maçtan 9 dokuz puan yetiyor.


DANİMARKA

Danimarka'da Kopenhag'ın en yakın rakibi olan Nordsjaelland'a karşı 10 puanlık bir üstünlüğü bulunuyor.

Lider Kopenhag'a şampiyonluk yolundaki 5 maçtan çıkarılacak 6 puan yetiyor.


ŞAMPİYONU BELLİ OLAN LİGLER

ALMANYA

Almanya'da ligin bitimine 4 hafta var, fakat şampiyon şimdiden belli. İki sezondur şampiyonluk yaşayamayan Bayern Münih bu sezon işi şansa bırakmadı ve şampiyonluğu şimdiden garantiledi. İkinci sırada ise son iki sezonun şampiyonu Borussia Dortmund var.


YUNANİSTAN

Yunanistan'da geçen senenin şampiyonu Olimpiakos bu sezon da şampiyonluğunu ilan etti. İkinci sırada ise PAOK var.


İSKOÇYA

İskoçya Premier Ligi'nde ise en yakın rakibinin 15 puan önünde olan Celtic şampiyonluğa uzandı. İkinci sırada ise Motherwell var.


HIRVATİSTAN

Hırvatistan'da ise en yakın rakibi Lokomotiva Zagreb'e 15 puan fark atan Dinamo Zagreb şampiyon oldu.


UKRAYNA

Ukrayna'da Lucescu'nun Shaktar Donetsk'i şampiyonluğa uzandı. İkinci sırada ise Metalist Kharkiv bulunuyor.
 
Support : Creating Website | Johny Template | Mas Template
Copyright © 2011. Hayatın Futbolu - All Rights Reserved
Template Created by Creating Website Inspired by Sportapolis Shape5.com
Proudly powered by Blogger